..İshaK..
Benim adım İshak: bana iyi bakın.. ben gözlerinizin içinde sakladığınız yüzlerden her hangi birisiyim.. tükürüğünüzü yutamadığınız yerde başlar ismimin başharfi.. sözlerinizi ben doğururum.. ıslığınızı ben fısıldar, isimlerinizi boyunlarınıza ben kazırım.. sizler benim birer parçamsınız, ben sizlerin bütünüyüm.. sesinizin tanrısıyım ben..
karanlıkta.. hiç kimse yokken nefesinizde.. başınızın yastığa değmeye başladığı yerde, kendi kalbiniz fısıldar size varlığınızı.. gölgeler üzerinize düşer.. altınızda kalır gündüzler.. hepiniz bana sarılırsınız yalnızlığınızda.. sesinizi bir tek ben duyarım.. korkularınız uykularınıza gömüldüğünde, tohum gibi gündüzlerle gözünüzü ben açarım.. yüzünüzü benimle yıkar, gecenizi benimle bitirirsiniz.. ben yalnızlığınızın tanrısıyım..
vucudunuzda taşırsınız beni.. kuytunuzda.. bilincinizin en altında saklar, egonuzun önünde güneşe tutar ve nasıl parıldadığıma bakarsınız.. korkularınızla karşılaştırır, kamaşınca gözleriniz tanımamazlıktan gelirsiniz yaratığınızı.. sözlerinizi geri alır, kaldığınız yere dönmek istersiniz.. pişmanlığınızın kare köküyüm ben.. beklentilerinizin tanrısı..
şimdi yalnızsınız.. karanlık bir odada, burnunuza sadece kendi kokunuz geliyor.. az evel biri çıktı banyodan.. bir gölge düşte pencerenizin önüne.. bir ses işittiniz.. bir nefes… gözlerinizi kırpmaya korkuyorsunuz belkide.. kulak memeleriniz boynunuza düşecek neredeyse.. kalp sesinizi duyuyor musunuz? ya gölgeler? ya içiniz? bağırmak isteyecek kadar aç kalpli misiniz? kimdi dersiniz yatağınızın önünden geçen gölge? kimin iziydi sırtınıza batan? ben sesinizin tanrısıyım.. yalnızlığınızın rahibiyim.. varlığınızı aldatamam kendilerinizle..
bir ayna bulun kendinize.. bir gölge gibi iliştirin onu yüzünüze.. içiniz ürpermeli varlığınızdan.. yatak odanızın önünde dolaşıp duran korkularınızdan.. şimdi iyice açın kulaklarınızı ve bakın aynanın karşı tarafında duran siluetinize.. kendinizden korkmayı öğrenmelisiniz.. çünkü bir çoğunuz için; en büyük kötülüğü kendinize sadece kendiniz yapabilirsiniz..
sadece kendinizden korkmayı öğrenirseniz, kendinizi bir çok kötülükten koruyabileceksiniz.. bazılarınızın yapamayacağı hiç bir şey yok.. ve bazılarınızı sadece kendiniz durdurabileceksiniz.. dinleyin.. sesiniz bir tanrı gibi gülümsüyor size.. yalnızlığınız, aynada gülümsüyor gecenize.. benim adım İshak.. İbrahim’in iki oğlundan biriyim.. diğeri sizsiniz…… benim adım İshak.. beni kendinize kurban kabul ediniz…. ben, gökten indirilenizim….
..Aşkın Cerrahi Tedavisİ..
aç karnına çekilmiş serbest opağımsın sen benim.. havam, sıvım, seviyemsin.. ayakta direk batınım/ arkalı önlü gençliğimsin.. iki yönlü sevdiğim.. kalsifiye yalnızlığım.. sevgili izoekoik aşkım.. çevre dokularımdan düzgün sınırlarla ayrılmayanım -sınırları düzensizim-.. yok patolojik tanısı kalbimdeki kitlenin! tomografik olarak aşka benzeyenimsin..
uygun saha temizliği ve örtünmeyi takiben, gönül üstü insizyonla; cilt ve ciltaltı dokuların geçilmesini takiben açtım sana kendimi.. dilediğince eksplore et, bildiğin gibi ekarte et içimin sana bakmayan yüzlerini.. ruhumu manüple et.. önce diseke, sonra rezeke et içimin sana komşu dokularını.. frozen’a gönder bir parçamı.. aşık değilse çıkarma kalan yanlarımı.. aşk kanseri oldum.. cerrahi sınırlarımda sadece sen varsın.. rezüdü doku bırakma; gideceksen çıkar çıkarabildiğin kadarını içimden..
senin adın nüks.. içimden her çıkardığımda biliyorum ki; tekrarlayacaksın.. lenfatik invazyonu aşkın, metastatik sarkomusun yalnızlığımın.. yetmezliğine girdi kalbim.. bu ejeksiyon fraksiyonuyla yokluğunu bu kez galiba atlatamayacağım.. yoğun bakımına ihtiyacım var.. ayaktan takip etme, ne olur yanına yatır..
..Mutlak SabaH..
Sanırım artık gecelere ihtiyacım yok sarhoş olmak için. Sabahın altısında bir burun deliği dolusu kahve kokusu ve bir kaç yudumluk karamel kremalı kahve tadı başımı döndürmeye yetiyor. Kar ankarayı sevmese, bu kadar yakışmazdı heralde.. İstanbulun kürklü ve jeepli kadın trafiğindense, ankaranın renkli montlu ve çamur botlu öğrencileri daha bir sarhoş edici geliyor içtiğim her yudumda. ayılmakla sarhoş olmak arasındaki kalın çizginin inceldiği yerlerin birinde uyandım bu sabah. sıcak ve gri, kalın bir hırkanın yarı açık fermuarlı ve göbekli kısmını cama dayayarak; nefesimin buğusuyla kahvemin buğusunu yarıştırabilecek kadar boş vakit sahibiyim. çok zenginim anlayacağınız bu sabah. yine erekte olmuş durumda hayal gücüm.. gecelere fazla ihtiyacım yok artık..
çıplak ayaklarımla balkona çıkıp, karda ayakkabımın izine baktığım günlerin şerefine, ayaklarımın kardaki çıplak izleriyle başlamak istedim güne.. öyle itinayla basmalıydım ki kara, ayak numaram bile çıkmalıydı.. her ne kadar üşenmekle- üşümek arasında gidip gelsem de sonunda sol ayağımı olanca gücümle bastım kar yumağına.. sonra sağ ayağımı attım otuz yıllık arkadaşının yanına.. bir yudum daha aldım kahvemden. bir adım daha attım balkonumdan sokağıma.. otuz yıldır tatmamıştı ayaklarım karın saf ve pürüzsüz soğuğunu.. midem sıcak, ayaklarım soğuktu.. ben mutluydum. boş vakitlerin dakikalarına aşıktım.
mavi- beyaz bir düş kenarında, çıplak ayaklı bir adamken, topuklu ayakkabılı bir kadının dekolteli sözcüklerini hatırladım. yumuşak- kadife kıvamlı bir soğukta-; sert ve kot kumaşlı, nefessiz bir sıcak düştü aklıma.. gülümsedim. içimi tanıyordu sözleri, dışım zaten eriyik bir halde ağzının içindeydi.. gecelere ihtiyacım yok sanırım, gündüzleri de ispanyolca konuşabiliyorum artık.. hem nasıl olsa olmayan bir kadını, neden sadece geceleri soyabileyim ki? çalmak istediğim her ne varsa gündüz vakti de boşaltabilirim evinden.. yine başladım kelimelerle oynamaya.. kardaki ayak izciklerim, pespembe gülümsüyor bana, başparmağımın moraran tırnaklarıyla beraber. aşk, kadının topuklarına yakışıyordu; erkeğin kahve fincanına.. boş vakitler dünyası yine içine çekiyor üzerine basan herkesi.. delice seviyorum bomboş geçen dakikalarımı..
çatı katında, sallanan bir koltuğa oturttum aklımdakileri.. sarı saman dolusu, binlerce kelimelik sayfaları sıcacık kokusuyla beraber araladım. öyle güzel duruyordu ki matbaa izleri.. ince ince işlenmiş: kimisi italyan, kimisi bold, kimisi altı çizilice konuşan kelimeler ırkı.. dışarda kar yağıyordu, balkonumda ayak izlerim vardı. elimde bir kitap, aklımda gündüz yalnızlığı.. düş kurmak yalnızların işidir.. gece/ gündüz farketmez.. yalnızsanız eğer, ilham sizi gün ortasında da bulabilir. gün ortasında da sevişebilir, sabah uyandığınızda da üşüyebilirsiniz.. uyanır uyanmaz içki şişelerinin estetik hatlarına dokunabilir, “bu saatte içilir mi?” diyen bir aile bireyiniz yoksa, sarhoş olmak için geceyi beklemeden yuduma koyulabilirsiniz.. kahvaltıysa en nefret edilesi öğündür sizin için.. çünkü votka içerken, reçel yiyemezsiniz..