..Son KadeH..

kimse kandırmasın sevdiğini; her aşk biter.. zaten bitmelidir de zaten, naifliği oradadır aşkın.. günün bittiği, acının dindiği, zamanın geçtiği, yolların, sınırların, ülkelerin değiştiği bir dünyada bitmeyen bir şey mi arıyorsunuz? size kolay gelsin.. lakin bulacağınız o bitmeyen şeyin adı aşk değildir..

çevrenizdeki en nadide şeylere bakın.. doğaya bir göz gezdirin.. orkide mesela, yılda kaç kez açar ki çiçeğini size? peki ya çiğ? saat sabah 10 da uyanmış olsanız görebileceğinizi mi sanıyorsunuz o ıslak hareleri? gördüğünüz güzelliklere dikkat edin.. doğru zamanda doğru yerde olduğunuzun kanıtıdır. çünkü hiç bir güzellik zamansız gelmez insana.. eğer oradaysanız, doğru insansınız demektir.. her şey bittiğinde, kimse suçlamasın sevdiğini, yanlış zaman veya yanlış insan olmakla..

kimse kandırmasın sevdiğini, her aşk biter.. en güzel şişenin dibi, en kirli kadehe düşer.. aşkta, rakı gibidir işte.. içtikçe döner başın.. önce çakırlanır keyfin.. hoş bir tebessüm yerleşir dudaklarına.. yanakların kızarır, tüm hayatından utanıyormuşçasına.. belki bir şarkı mırıldanırsın, belki şuh bir kahkaha.. sonra dertleniverirsin sebepsiz.. bir kaç acı hatıra gelip oturur karşına.. iki kadeh önce gülümseyen dudağın, sarkar çenenden boynuna.. şişe bitmeye yakın, kahkahan da durur kadehin de, göz yaşın da, sevincin de, hüznün de, hatıraların ve hatta belki yıllar önce sevdiğin bir adam ya da kadın.. şişenin biteceğine inanıyorsun da, aşkın biteceğine neden inanmadın?

kimse kandırmasın kendini; aşk hep güzeldir. dalında bülbül gibi, köyünde tezek kokusu gibi, ıslak odun parçası, sıcak ekmek dilimi, üzeri pudralı elmalı sıcak bir pasta gibi.. ve güzel şeyler, biraz da bittiği için güzeldirler.. kıymeti buradan gelir ömrün, hayatın, yaşamın, aşkın.. o yüzden bittiği zaman şaşırıp, aynı dozu yakalamak için saldırganlaşmayın.. aşk ta her insan gibi doğar, büyür, yaşlanır ve biter.. önemli olan bitmesi değil, nasıl bittiğidir derler..

musalla taşına aldığınızda aşkı, nasıl bilirdiniz diye soracaklar size.. içtiğiniz şişenin ertesi sabahına benzer bu.. bazen tüm gün “bir daha içmeyeceğim!” dersiniz, bazen “dün gece ne güzel içtik” diyerek gülümsersiniz.. aşktan geriye de iki muhteşem duygu kalır işte.. ya sevgi ya da nefret.. ya yıllar sonra bile severek hatırlarsınız ya da bir ömür boyu içinizde ona söyleyecek bir kaç cümle taşırsınız.. ama sonu ne olursa olsun, aşkı kötülemesin kimse.. öyle olsa özlemezdik, özletenin ruhunu yalnızlığa gömdüğümüzde.. gelmek kimseyi kötü yapmaz bu dünya da, gitmek de öyle..

uzun lafın kısası dostlarım, her aşk biter.. ve güncel gelişmelerin ışığında, bu denli  hızlı evrimleşen bir dünyada, insan ömrü her geçen gün uzarken; aşkın ömrü hızla azalmakta.. en son çiğ tanesini ne zaman gördünüz? peki ya tezek kokusunu? köyünüzün yolunu? peki ya annenizin pudralı elmalı pastasını? teknolojik mucizeler, doğal mucizeleri öldürürler.. en nadide duygular, teknolojinin eşiğinde tıngır mıngır sallanıp dururlar.. işte bu yüzden organik bir aşk arayıp duruyor şimdi plazalarda koşuşturup duran insanlar..

kimse kandırmasın sevdiceğini; her aşk biter.. zaten naifliği burdadır aşkın.. önemli olan son kadehtir.. o son sarhoşluk anı.. sevgi, aşkın tortusudur.. elekten geçirip, ömrünüze doldurduğunuzdur.. ve eğer aşk bir tohumsa, sevgi onun yemyeşil ağacıdır.. ve hangi çağda olursa olsun, çiğ tanesini bulabilirsiniz o ağacın yapraklarında.. sabah, sevdiceğinizden biraz daha erken kalkıp; izleyebilirseniz eğer onu uykusunda.. çiğ taneleri gülümseyeceklerdir size.. ve “dün gece ne güzel içtik yine!” diyeceksiniz kendi kendinize..

aşkla kalın..

(1) yorum





..Son kitaP..

hayatı tersten okursan kazanırsın kardeşim.. akşamı mesela: gün ağarırken tanırsan, özen gösterirsin o güneşe.. dost dediğin adamı kalleşliğinde bulursan, dost demeden önce, dönmezsin sırtını.. zamanı mesela: tersten görebilirsen, bilirsin tanrının senin için seçtiği isim tamlamalarının bileşenlerini.. hepimiz tanrının kafesinde birer kekliğiz aslında, çağırır dururuz masumları silahların gölgesine..

benim tüm dünyaya bedel bir kadınım var.. zamanın tersinde yaşar.. vaktin tersinde gelir evime.. hüznümün tersini siler.. gözümün yaşının tersine siner.. çay koyar önüne hüznümün, çay kaşığı getirmez.. çünkü o’na göre çay şekerle dilüe edilmez..

dert dediğin, tilkinin kuyruğundadır.. döner dolaşır gelir dükkanına.. yürek, insanın en kıymetli yatırımıdır.. kaç kiracı ister de mal sahibi sadece sevdiğine açar mülkiyetini.. bu devirde dert, koçun boynuzudur kardeşim.. dertsiz koçu çobanı salmaz çayıra..

zamanın tersini görebilirsen eğer, kazanırsın dostum.. çünkü tanrı tersten yarattı dünyayı.. dinazorlar gibi yiyip içmemiz bunun bir kanıtı değil mi? her şeyin bir toz ve duman bulutu olacağı günü çok mu uzakta sanıyorsun? yanılma dostum.. aldanma.. dağın zirvesindekine iyi bak.. çığ aşağı nasıl döküleceğini hayal et..  korkma dostum tepedeki uzunun gölgesinden.. elini vicdanına koy ve sadece seyir et..

benim tüm dünyaya bedel bir kadınım var.. eli yüzü düzgün.. ömrü hayali mütevazi.. hali kendine, kendi hali evimin yoluna düşen bir kadın.. çok kadın sevebilirsin.. çok kadına dönebilir gözlerin.. kim demiş kadın şarap gibidir? şaşarım kültürüne, ruhuna, kadını eskiten yol bilmez- iz sürmezliğine.. kadın rakı gibidir.. su katarsan seyrelir, buz atarsan kristalleşir.. bilmezsen ayarını, devşirir hayatını.. bileğin güçlü değilse; eğer başını.. kadın dediğin, rakı gibidir azizim.. o yüzden tersten içeceksin kadınını.. önce su koyacaksın, buzdolabından çıkardığın gönlüne.. sonra ekleyeceksin kadınını kadehine.. bir kadehe bir kadını sığdırabilmişsen ve dönüyorsa ufkun; keyfini çakmışsan çakıra, durmayı bileceksin.. yoksa başa dönersin kardeşim.. üzüm şerbetine döner kaderin.. kalan ömrünü şıracıya uygun bir bozacı aramakla geçirirsin..

hayatı tersten okuyacaksın kardeşim.. bu yüzden sağdan sola doğru yazdı tanrı, son kitabını.. son kadını, son kitabıdır adam olanın.. senden sonra gelir evine.. ara çayını koyar kadehinin önüne.. gülümser sana.. okşar başını.. senden önce siner çarşafına.. nefesini bekler.. sırtını bekler.. saçını bekler.. yazısını bitirsin de koynuma girsin diye bekler.. tersten de okusan düzden de okusan; has dediğin kadın, yolluk denen rakının, seni şişede beklediği gibi bekler..

size iyi geceler..

beni yatağımda,

emekçi bir kadın bekler..

(0) yorum





..CikleT..

Herkesin izlediği bir yörüngesi vardır. Uyduğu kurallar. Sevdiği yalanlar. Konuştuğu insanlar. Sevdikleri ve sevmedikleri bütünler. Küçük büstler. Büyük yeminler. Herkesin aslında kimseden bir farkı yoktur. Ortak payda denen yaşam çizgisinde işlevi tartışılan organların, benzer duyuların ardışık tekrarlarından ibarettir hayat. Nefes almak gibi. Görmek. Dokunmak. Hissetmek. Koklamak. Tanışıp yetiştirdiğimiz o en meşhur beş duyu. Ama yine de herkes ihanet eder bu ortaklığa. Ve altıncısını arar. Altıncıyı bulan yedinciye koşar. Sayısız duyu bulmak ümidiyle, kendimizi geliştirme yalanı adı altında devinir dururuz. Ama yaşam durmaz. Var olmayan bir dünyada gördüğümüz rüyaları anlatır dururuz falcılara. Ama falcılar durmaz. Durmadan anlam yüklerler anlamsızlıklarımıza. Oysa yaşam anlamsızdır zaten. Yaşamdan çıkartacağınız en büyük anlam, öldüğünüzde her şeyin aslında ne kadar anlamsız olduğudur. İki kere öldüm ben. Kaç hakkım kaldı bilmiyorum. Ama iki kere öldüm. Birinde kadındım, diğer ölümüm erkekti. Karanlıktım. Bir keresinde yasaklanmıştım. Su gibiydim. Ten içinde tuza bulandığımda oldu, bir nehir kenarında yaprakları sürüklediğim de. Bir kere ateşlendim. Herkesin kutsal bir kitabı, sevdiği yalanları, sövdüğü insanları vardır.. benim de vardı. Hepsi öldüğünde anladım, içimize attığımız her şey anlamsızdı. Bu romanda anlatacaklarım, sizin yaşayacaklarınızın karbon kağıdında bıraktığı izlerden oluşmaktadır. Kurşun kaleminizi kulağınızın arkasına asın ve bana eşlik edin. Üçüncü kez ölmek istiyorum bu romanda. Lütfen beni nasıl öldüreceğinizi iyi seçin. Çünkü okuyucu hep öldürmeye çalışır yazarı. Dilerseniz siz yazın, kısık ateşte soğan kavurur gibi ben sizi öldüreyim… ama size tavsiyem, hiçbir zaman dilenmeyin.. ben iki kere öldüm. Ama hiç dilemedim.

Ciklet.. uzakta sizlerle..

(0) yorum