..Elma & ArmuT..

sevmek.. bir insanı, bir yaşayanı herkes sever; önemli olan bir kitabı bir eşyayı, adı olmayan bir hayvanı, rakı bardağını, buzu, suyu, kuruyu, yaşı, toprağı.. uyandığın bir sabahı, uyuyamadığın bir akşamı, kısacası hayatı kardeşim, sevmeyi sevmek…

bir kadın bir erkeği ne kadar sevebilir? kadın sabun gibidir.. kaygandır.. akıcıdır.. aklı başındadır.. nerde nasıl olacağını kendisi seçer.. bilinçlidir.. gitmek isteyen bir kadını hiç bir güç tutamaz.. çünkü kafasında gitmek vardır.. ve bir kadının her zaman gidecek bir yeri vardır.. yalnız kadın yoktur, kör kadın vardır.. ayrılık bir kadın için çok şey ifade eder, ama butun bu ifadeleri çok kısa sürede kafasında toplayabilir ve onca ifadeyi özgülleştirip, istediği rafa kaldırabilir.. kadın, kedigillerdendir.. ve kaç sevgilisi olursa olsun, kaç kişiyle uyursa uyusun, bir kadının tek aşkı çocuğudur.. tek bağlılığı, tek hayranlığı çocuğudur.. kendi eti vardır çünkü cocukta, kendi 9 ayı, kendi kanı, kendi bağı, kendi parçasıdır.. bir kadına sahip olma olasiliğı en yüksek olan erkek, ona o çocuğu verebilendir.. şekilli ve yuvarlak hatları, sivri keskin lafları vardır kadının.. vucut sıcaklığı bile daha fazladır erkekten.. uyuma süresi, fizyolojisi, karın içi organları.. herşeyiyle başka bir ırktır kadın.. gelelim başa.. bir kadın bir erkeği ne kadar sevebilir? cevabı çok basit, bir erkek o kadını, kadının istediği gibi sevdiği müddetçe..

bir erkek bir kadını ne kadar sevebilir? künt yapılı, dar açılı hatlardan oluşan vucudu, çalışmaya programlanmış yapısı, olaylara direk bakabilen, detaylardan hoşlanmayan bir erkek bir kadını ne kadar sevebilir? erkeğin aradığı huzurdur.. dinlenmektir.. erkek gittiği kadının yanında uyanmak kadar uyumayı sever.. güvenmelidir.. o tene o yokken başka bir elin değmediğini hissetmelidir.. çünkü erkek güçlüdür ve güç dünyasında kadınına başka bir gücün hakim olmasını istemez.. erkek yemelidir.. doğadaki gibi aynı.. kadın erkeğini yedirmelidir.. leziz yemekleri olmalı, ve hoş kokmalıdır.. bir kadın vazgeçilmek istemiyorsa, her zaman uyarıcı olmalıdır.. erkek beyni bilgisayar gibidir, eğer sinyal yoksa ilgisini kaybedebilir.. parlak renkleri seçmelidir kadın, bakımlı olmalıdır.. erkek için çocuğu evinin yongasıdır.. koruyup kollanmalıdır.. çocuğuna kötü olan bir erkeği, kadını asla affetmez.. peki gelelim başa.. bir erkek bir kadını ne kadar sevebilir? dediğim gibi sinyal aldığı müddetçe.. belli bir yaştan sonra erkek yapısı hiç bir sinyali zaten alamayacaktır :) işte o zaman mükemmel bir arkadaş olur erkek.. sadece asabileşir.. çünkü gücünü kaybetmiştir..

aldatmak.. aldatmanın cinsiyeti yoktur.. aldatmaktan ne anladığınız önemlidir.. baş başa bir yemek mi? uzun uzun iş yerinde bakışmalar mı? basit çümlelerle altı çizili konuşmalar, flört mü? yoksa bir yatakta ten birleşmesi mi? eğer bunların hepsi aldatmaktır diyorsanız, ki ben öyle düşünüyorum; herkes herkesi aldatır.. kadında erkekte.. herkes kafasından başkasını geçirir.. sadakat nedir o zaman? sadakat düzendir.. düzenin bozulmaması gerekir. bunu sağlıyabiliyorsan sadıksındır.. herkes aldatır ve aldatılır.. aldatmayı sadece biriyle yatmak olarak gören, dünyanın en fazla aldatılan insanıdır.. erkek yattığı her kadını sevmez.. kadında öyle.. ama bir kadın bir adamla yatıyorsa %1 bile olsa o yatakta bir duygusallık vardır.. kadın orgazmı için duygusallık bir komponenttir çünkü.. ama erkek yatar, üstünü giyinir ve sinyal alıcısı çoktan doyduğu için tek isteği bir an önce gitmektir.. bir erkek bir kadınla yattıktan sonra hala heyacanlıysa, sabah sarılmak gibi aslında çokda kendi doğası için olağan olmayan şeyler istiyorsa, işte o zaman o erkek aldatmanın ötesinde, artık düzenini bozmak üzeredir. aldatırken işin içinde duygu varsa düzen bozulur, sadakat yıkılır.. o yüzdendir ki kadın aldattığı zaman düzenin bozulma ihtimali çok daha fazladır..

sevmek.. bir insanı bir yaşayanı herkes sever; önemli olan bir kitabı bir eşyayı, adı olmayan bir hayvanı, rakı bardağını, buzu, suyu, kuruyu, yaşı, toprağı.. uyandığın bir sabahı, uyuyamadığın bir akşamı, kısacası hayatı kardeşim, sevmeyi sevmek…

sevmek, objeleştrilmemeli… kimse sevmek için bir başkasına muhtaç değil.. benim etim benim terim benim kokum değil senin sevdiğin.. senin saçın, yürüyüşün, gülüşün varlığın olmadığı gibi benim sevdiğim.. bir kadın, bir erkek, sevmek, aldatmak… bunlar dünya döndükçe yaşanacak.. peki biz dünya döndüğü müddetçe yaşayacak mıyız? Hayır.. demek ki bu duygular bizden bağımsız, zaten aslında varolan somut kavramlar.. elma gibi armut gibi.. demek ki kardeşim, bir insanı, bir kadını, bir erkeği, bir elmayı- armutu herkes sever; ama sen sevmeyi seveceksin.. objeler zaten sevilir, elma zaten yenilir.. ama sen sevmeyi seveceksin ki senin dünyan durduğu zaman cenazene sadece elma ve armutlar gelmesin..

(0) yorum

    henüz yorum yapılmamış.

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.