..Issız AdaM..
sustum:
seni dinlemek için..
eğildim, aldım yerden bana bıraktığın hatıraları.. sardım sarmaladım sakladım.. beyaz bir tül serdim senden kalanların üzerine.. o kadar masumdular ki, o kadar içten, o kadar samimi.. o kadar güzel yüzlü, o kadar “narin”diler ki.. tek tek ağladım her biri için.. ne güzel zamanlar geçirmişiz seninle değil mi? hala düşünüyorumda ne çok sevmişiz.. bu kadar ihtirasla kavga edilir mi hiç? bu kadar keskin olur mu kıskançlık? o nasıl bir bağdır ki aramızdaki, bizden başka kim koparmaya çalıştıysa başaramamış.. aşktan başka hiç bir açıklaması olamaz bu kadar inatla bu ilişkinin varlığı için bu kadar çaba sarfetmemizin..
seni eskiden hep iyi hatırlardım, şimdi hem iyi hem kötü hatırlıyorum diyorsun.. hatırlamak neye yararki? insan, unuttuğu şeyleri hatırlar.. ister iyi ister kötü hatırla, unuttuktan sonra ne anlamı var ki?
ıssız adam.. nasılda bana benziyor.. biliyorum yıllar sonra karşılaşacağız seninle, belki tunalı belki panorada.. biliyorum yalnız olacağım ben, senin ya elinde ya karnında bir bebek.. biliyorum yıllar geçtikçe daha da güzelleşeceksin, hamilelik yakışacak, ya da renkli gözlü olacak çocuğun.. kocanı görmiycem ama, tanrı o kadar acımasız davranmayacak.. için yanacak.. kanayacak bir şeyler, gözümden içime doğru akacak.. sarılamayacağız muhtemelen, ama ellerin aynı filmdeki gibi ellerime utanarak tutunmaya çalışacak.. çok emek verdik be güzelim.. bile bile lades olacak..
“bu hayatı sevmiyorum ama bu hayatı yaşıyorum”.. ben kimsenin hayatına dahil olamam diyor ya adam, beni anlatıyor sanki.. ne girebilirim ne çıkabilirim herhangi bir insanın hayatına.. benim kelimelerim, notalarım, ve steril eldivenlerim olabilir ancak.. ben kendimle mutluyum.. başka bir hayatın kabına giremem, başka bir insanın şeklini alamam, bu saatten sonra da kimseye şekil vermek için uğraşamam..
ağladım.. hayatıma giren, sonra giden tüm kadınların ardından… ama bir tek seni uğurladım, sesim duyulmasa da arkandan.. hayal ettim.. özledim.. durup dururken telefon açıp küfrettim.. kükredim.. aynı gece oturup senin için rakı içtim.. ama ne fark ettim biliyor musun ne kadar üzülsemde istemiyorum artık.. bütün bu üzüntülerimi karşılıyor yalnızlık..deli gibi özlesem, deli gibi kıskansam, sevsem merak etsem, istesem de olmayacak artık.. belki bu acı halini seviyorum, öylesine bir sinema izlerken boğazımda düğümlenmen hoşuma gidiyor, ya da seni sensiz sevmek daha huzurlu geliyor bana.. kafamdaki senle yaşıyorum, ve beni karşımdaki senden daha az yoruyor..
pişman olacağımı bildiğim ikinci ayrılık bu.. kaybedeceğimden eminim.. ilerde kahrolacağımdan da.. ama ben bunu istiyorum.. akılsız bir başım var, ayaklarım kahır çekmeye mahkum.. hadi bitsin bu dram.. birimiz başarsın artık diğeri olmadan yaşamayı..dost olamayız ya da arkadaş kalamayız belki ama, yanımdan geçerken hafifce gülümse gözlerimin içine, ve evimin önünden geçerken bir korna çal öylesine… kendine iyi bak, başladığın işi yarım bırakma.. bir gün gelirim belki çok ünlü olacağına emin olduğum restaurantına..
her zamanki gibi yine harika bir yazı gerçekten bu işte çok başarılısınız allah nazarlardan saklasın. yolunuz açık olsun. Saaygılarımla…
Sustum seni dilemek için…
ve
bende sustum yüreğim seni taşıyamaz oldu..
Emeğinize sağlık, yüreğinizin kalemi hiç bitmesin