..K.A.R..

soğuk..
dışarı çıkıyorum.. kar yağmış; durmuş.. üzerine güneş yağmış.. parıldıyor kar tanelerinin keskin ayna yüzeyi gibi olan kenarları.. buz sarkaçlarından damlıyor su taneleri.. elimle uzanıp koparıyorum birini.. avcumda çeviriyorum.. soğuk.. büyüteç gibi, avcum olduğundan büyük görünüyor içinde buz varken..güneşe bakıyorum.. tek bir bulut bile yok.. nasılda parıldıyor, gökyüzünde gün boyu görülebilen tek yıldız..

dizime kadar tırmanıyor kar.. nefesimden çıkan buhar sigara dumanı gibi alıp başını gidiyor.. sadece ellerim üşüyor.. boğazlı gri bir kazak, kahverengi kalın çizgili kadife pantolon, siyah bağcıklarını bağlamadığım botlarım var üzerimde.. yürüyorum.. karın ayaklarımın altında ezildiğini hissediyorum.. durup etrafıma bakıyorum.. kendi çevremde dönüyorum.. sonra nefesimi tutup, ellerimi iki yana açıyorum.. vee…. bırakıyorum kendimi karın üzerine.. az evel ayaklarımın altında hissettiğim şey, şimdi sırtımın altında.. ensem, boynum karla tanışıyor.. gıdıklıyor kar taneleri beni.. ve işte aynı yıldız.. aynı su buharı.. baca gibi tütüyor ağzım, burnum.. o kadar güzel ki bu souk.. okşuyor bedenimi.. yaz sıcağında çıplak ayak plajda ıslak kumların üzerinde yürümekten daha keyifli, kış ayazında yeni yağmış karın üzerinde sırt üstü uzanmak.. göğe bakmak.. güneşlenmek.. kara bulanmak.. ve düşünmek.. düşünmek:
neden yalnızım?
nerde yanıldım?
kime aldandım?

duruldum ben.. dalgalanmıştım.. fırtınaya bürünmüştüm, şimdi çarşaf gibi denizim.. beni hatırlıyor musun hiç? aklına geliyor muyum? sevdiğim şarkıları duyuyor musun? dışından olmasa da içinde hiç heceleniyor mu ismim? hiç fotoğrafım var mı sende? var mı beni hatırlatacak herhangi bir nesne? ortak arkadaşımız kaldı mı hiç aramızda? kar üstünde, kar altındayım.. Van’dayım.. güneş gölgemi çiziyor kar yığınlarının üzerine.. yüz üstü dönüyorum karın içinde.. yüzümü gömüyorum kara.. burnum üşüyor.. nefesimi tuttum.. dudaklarım kara gömülü.. açsam ağzımı bir yudum kar eriyecek dişlerimin arasında.. yoksun.. yoksul..

özlüyorum.. hem de çok.. yüzünü.. ellerini.. oturup bana bakmanı.. susmanı.. kendi içinde benimle konuşmanı.. hep “buzdolabı” gibisin derdim ya, ona rağmen beni ısıtmanı.. seni karşılamayı, yolculamayı.. sarılmayı.. sevilmeyi.. dokunmanı, dokunmayı.. açık saçık konuşmayı, utanmanı.. açılmanı..

güneş yanığı olacak yanaklarımda.. karda vucudumun izleri kalacak, ilk esen rüzgar doldurmaya başlayacak gövdemin karda açtığı vucut izimi..güneş batacak.. ay doğacak.. tekrar yağacak kar.. tekrar sarkacak sarkaçlar.. tekrar yanacak, sönecek soba.. değişmeyen tek şey yalnızlığım olacak.. yalnızlık doğru kelime değil; değişmeyen tek şey sensizlik olacak…

(0) yorum

    henüz yorum yapılmamış.

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.