..Sevgİ..
mavi..
kumsalda oturmuş güneşin batışını izliyorum.. dalga sesleri rüzgarın boynuna dolanmış, akşam esen meltem sırtına hanımeli kokusunu almış, denizden karaya dogru esiyor.. aklımda hiç bir şey yok.. sadece güneş var, altında deniz, üstünde gök.. kızıl bir şerit halinde dökülüyor ışık dalgaların omzuna.. çocuk sesleri.. akşam yemeği için kurulmaya başlayan sofraların tabak çanak sesi.. hiç martı yok.. denizde yüzen bir kaç kişi.. iskeleye oturmuş insanların sırtı dönük.. yürüyüş yapan yaşlı insanlar.. bisiklete binen gençler.. çok özledim bu manzarayı..
seni İzmirde tanıdım.. Gümüldürde.. gençlik aşkı derler ya, öyle bir şeydi heralde hissettiğim.. sevdim.. hemde çok.. iki sene boyunca görüştük, aileler tanıştı, sevdi herkes birbirini, evlendik.. 27 yaşındaydım seninle evlendiğimde.. sense 24.. çok güzeldin.. dalgalı sarı saçların vardı, sonra mavi gözlerin.. benden biraz kısaydın.. ellerin güzeldi.. boynun.. sırtın.. seni sevmek güzeldi.. 3 yıl sonra çocuğumuz oldu.. mutluyduk.. çok güzel bir kız çocuğu.. senden gözlerini, benden ten rengini aldı.. Elif..
sende sevdiğim çok şey vardı, sevmediklerim gibi.. çocuğumuz olduktan sonra nedense duruldun.. hep aradığını bulamadığını söylerdi yüz ifaden bana.. hiç bi zaman ağzından çıkmadı öyle bir şey ama, akşam yemeğinden sonra oturup yaktığın sigaranın dumanını, camdan dışarı üflerken hep bir mahkuma benzetirdim seni.. sanki tutukluydun ve özgür kalacağın günü bekliyor gibiydin.. çoğu gece elif’in ağlamasını bahane eder ve onunla yatardın.. bir kaç kez konuşmaya çalıştım, ama hiç açılmayacak kapalı kutuydun.. ve hiç açılmadın..
sabahları kalkar tek başıma bir fincan kahve içip işe giderdim.. akşam yemek ben geldiğimde yenmiş olurdu, bir bira içip uyuyuverirdim.. sarılmak istesemde, evli olmamıza rağmen çoğu kez sarılacak bir karım olmazdı.. kendi işimi kendim görürdüm..
ilk üç seneden sonra böyle olmuştuk.. buna sebep olacak bir neden ne kadar düşünsemde bulamamıştım.. gittikçe zayıfladı ilişkimiz.. gittikçe kilo aldık biz.. bazı geceler eve gelmemeye başladım.. daha mutlu uyuduğunu düşünüyordum.. çünkü nerde kaldığımı neden gelmediğimi hiç sormazdın.. öylesine suskun, öylesine soğuk bir savaş militanıydın ki sonunda bezdirdin beni.. bir gün ağzından kaçırdın: “keşke elif senden olmasaydı” belki daha fazla severdim onu dedin.. boşanma davasının ve bardağı taşıran son damlanın sebebi bu oldu.. Elif bende kaldı, sen kimbilir kimde..
hep bir neden aradım.. hep sana ne kötülük yaptığımı sorguladım.. seni hiç aldatmadım mesela.. maddi olarak hiç sıkıntı çekmedik.. sana ve güzelliğine hayran olacak kadar sevdim.. kızımız oldu.. gün yüzü gibi sevdim ikinizide.. ama malesef boşanınca buldum sorunun cevabını..
elif’e hamileyken doktoruna aşık olduğunu.. benim çocuğumu, aşık olduğun adamın ellerinde doğurduğunu.. sonrasında onunla görüşmeye devam ettiğini; birlikte olduğunu.. onunda üçüncü karısından aynı tarihlerde boşandığını.. hep sonradan öğrendim.. neler geçmedi ki aklımdan? silah satın aldım.. günlerce eve kapanıp depresyona girdim.. ilaçlar işe yaradı atlattım.. tüm çevremiz öğrendi, yerin dibine girdim.. aileme yapacak açıklama bulamadım.. kendimden utandım.. biliyor musun sevgili karıcım, tam anlamıyla yıkıldım! ayakta kalabildiysem eğer bu sadece elif içindi.. sadece elif..
sen o günlerde nerde ne yaptın bilmiyorum.. ve emin ol bilmekte istemiyorum.. aynı evde yaşadığınızı duymuştum sadece gerisini hiç sorgulamadım.. ben çocuğumu okuluna götürdüm.. büyüttüm.. annesi oldum, dedesi ninesi arkadaşı oldum.. işleri bi şekilde yoluna koydum..
şimdi bir fotograf albümü alıp iş yerime gelmişsin.. aynı efkarlı duman çıkıyor pencereden.. saçlarını kızıla boyatmışsın.. fotograflarımızı gösteriyorsun bana.. bir zamanlar ne kadar mutlu olduğumuzu anlatıp hatırlatmaya çalışıyorsun.. ne oldu diye soruyorum? o kadar pişkin bir surat ifadesiyle geçinemediğinizi anlatıyorsun ki bana.. hiç mi utanman yok? modern hayattan ve insan ilişkilerinden bahsediyorsun.. sonra elif dedin.. büyüdü mü diye sordun? 4 yıldır görmüyorsun..
masamdaki çekmeceyi açtım.. kulanmayı bilmesemde sakladığım silahı aldım.. silahı alnına, başını duvara yasladım.. Arif diye bağırdığını hatırlıyorum, sigara içmekten çatallaşmış sesinle.. Allah belanı versin kadın! Siktir git dünyamdan..
Polisler beni götürürken, boydan boya kırmızıya bulanmıştı duvar.. öylece yere yığılmıştın.. açık uçlu ayakkabın, diz altı eteğin, kızıl saçların, yere düşen sigaran.. çocukluk aşkım, eski karım, allahın belası yanım.. 25 yıl ağır hapis cezası..
49 yaşındayım.. hapisteyim.. damadımla hapiste tanıştım.. 4 ay sonra torunumu hapiste göreceğim.. kızım önce konuşmadı benimle sonra dayanamadı bir doğum günümde geldi görüşe.. kızımın gençliğini bilemedim.. o yüzden hep çocuk sandım.. kocası bana rağmen sevdi onu.. ne de olsa babası annesinin katiliydi.. ömrümün yarısını kendimden utanmakla geçirdim.. hayatım boyunca birlikte olduğum bir kadın oldu.. sevdiğim bir.. babam öldüğünde hapisteydim, annem hasta hapisteyim..
seni çok sevdim.. neden bilmem bu aralar hep rüyama giriyorsun.. seninle sevişiyorum.. el ele geziyorum.. beraber elifi gezdiriyoruz.. biliyor musun allahın belası,galiba özlüyorum seni..
izmir gümüldür.. seni bulduğum sevdiğim öldürdüğüm yer.. güneş kan kırmızı batıyor denizin içine doğru.. ellerim titriyor.. bi sigara yakıyorum, dumanı tıpkı sen içiyormuşsun gibi avludan göğe doğru yükseliyor.. torunumuz oldu bugün.. senin adını verdik ona: sevgi..
zaman eritiyor kötü olan herşeyi: kini, nefreti..
yorum yazabilirsiniz: