..OlsuN..

Zamandır belki de saçlarıma dökülüp orada uyuya kalan. Nefesime sarılmış izmarit kokusu gibi parmaklarımı birbirinden ayıran, mürekkebi bulandıran, gecenin bakışları altında kaybolan, kızgın demir parçası gibi bir yıldız… Gerçeklerin yaldızlı harfleridir belki de zaman; belki de verimsiz bir ovadır, bakısız…

Teninin renginden dolayı suçlanmak gibiydi adı yasaklı bir yüreğin sahibi olmak.. Belleğimden kazınmaya çalışılan, nefesi saçlarımdan koparılan, sesi sesimden çalınan bir aşk oldu cüzdanımdaki resim. Onurunu yitirdi dünya, aynamda bir yüz bıraktı.. yüzde bir sen.. yıllar sonra bile aklıma akseden..

Özlenesi sevdalar, dudakların kenarında küçük birer gamze yarısı… İki insan arasında çam sakızı çoban armağanı bir güneş… Uzaklarda büyümek isteyen bir şehir. Sise boyanmış sokaklarda satılık kadınlar… onlardan doğma defolu çocuklar.. arabayla geziyorum.. seni düşünmekti niyetim, yine bak kendimi nerelerde buldum..

Akıp geçen zaman, ağaran saçlarımıza işlerken hüzünleri, kendi elleriyle hazırlıyor bizi hayata.. Hiçbir yargıya maruz kalmaksızın hüküm giydirilmek içimde isyan çıkardı! Varlığın, günü gelir öder yüreğime mağduriyetimin bedelini… Yalnızlık sarmaşık gibi sarsada tenimi, hiçbir şey sevgimi ve inancımı yıkamayacak. Varılan son noktalar, kurulan son cümleler hiçbir zaman bana ait olmayacak… Beklemekten yorulan ben olmayacağım sevgili, zaman seni günü gelince yine bana sunacak..

Göç kokusu sindi işte üzerimize.. birazdan veda cümleleriyle aralanır dudaklar… Birkaç kırık kelimeye sığınır insan; yüklemi hüzün kokan, yaraları kanatan… Kirpiklerin müsadesiyle gün ışığına süzülürken göz yaşları, yıkılan hayalleridir insanı ağlatan..

Deniz öldüğü vakit, bir tek martılar yas tutar… Kurur iskelenin yosun tutmuş ahşap ayakları… Başka kıyılara taşınır rüzgar… Kalmaz geride ne yakamoz, ne deniz yıldızı, ne de dalgaların taşıdığı yankılar… Biter şarkı, diner nakarat… Denizim öldü küçük kız, martılar bile ağlamadılar…

Gülen çocuk sesleri… Güneşin bile soğumuş artık izleri… Çamur dolu kaldırımlar, seninle geçtiğimiz yollar, Ankara/ Bahçelievler… Seni ilk kez öpüşüm, ömrümün en güzel nefesi… Gülmek için yetmiyor cantanem, artık hiçbir teselli…

Adını, adıma kazıdım. Oysaki; adınmış zaten adım… Yokluğunu bir tek gülen resminle aldattım.. Gülen resminde ezberledim saçının en tenha kıvrımını… Gülen resminde ağladım.. gamzelerine bıraktım gözyaşlarımı… Ağlamak yeter mi böylesi vedalara? Üzgünüm küçük kız, üzgünüm…

gidiyorsun..
sanma ki gittiğin yerde bir ben bulursun
sanma ki başka bir tende durulursun..
Olsun..
Yokluğun cezam,
hasretin belam olsun..

(1) yorum

    1 kişi yorum yapmış

    • nazlı çakıcı - Gravatar nazlı çakıcı July 14, 2009

      böyle sevilmek..ne mükemmel bir duygudur..heralde,yaşadım mı bilmiyorum.ama öyle güzel anlatıyorsun ki, özlem duymamak elde değil..

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.