..MetreS..
Duygu
27y K / Ankara
sevgili doktorcum, ben ankarada doğdum ankarada büyüdüm.. ama babam kırşehirli, annem yozgatlıdır.. yani tam bir iç anadolu çocuğuyum.. ne yaptıysam ne kadar uğraştıysam da çıkamadım zaten anadolunun içinden..
hayatim kısa metrajlı bir film, ya da kalın bir roman olabilir.. kısacası kırsal kesimin nadide örneklerinden biriyim.. çocukluğum, saflığım, kadınlığım.. hepsi bu yazları sıcak ve çorak, kışları soğuk ve yağışlı iklimde geçti.. ezildim.. yenildim.. satıldım.. hastalandım.. ve işte sevgili yazar, seninle böyle tanıştım….
beni sana ilk getirdiklerinde 23 yaşındaydım.. ne kadar büyüktüm değil mi? yaşta değildi çünkü akıl.. kendimce yaşamış, kendimce yanmış, kendimce sevmiş, kendimce dağılmış bir hayat kadınıydım.. bir kadının alabileceği en ağır, en acı tamlamalardan birini tamamladım.. ben hayatın kadınıydım.. tek bir erkeğin hayatının kadını olmak istedim hep.. olamadım.. denk gelmedi diyelim, ya da şansım yaver gitmedi.. nasip kısmet olmadı demek gibi, binlerce bahane bulabilirim o…..’ğuma.. aklıma yanayım..
17 yaşındaydım.. teomanın uğruna şarkı söylediği yaşlar yani.. ne yaptım biliyor musun doktor? sevdim.. hemde çok sevdim.. lisenin kantincisiydi.. esmerdi.. kirli sakalı vardı.. temizdi elleri.. sonra hepimizi severdi.. ailecek işletirlerdi kantini ama daha çok o dururdu işin başında.. Murat’dı adı.. muradım olacak sandım.. liseyi uzattım onu daha fazla görebilmek için.. zaten asıl ondan sonra başladı felek oyunumu bozmaya.. çok fakir değildik ama bir şeye sahipte değildik.. borcumuz harcımız vardı uzun zamandır.. daralmıştı babam.. günü geceye, geceyi güne eklemeye çalışır dururdu.. sonra sınıfta kaldığımı öğrendi.. “nasıl olsa üniversiteye yollayamayacağım, o zaman bir kıymeti yok.. boşver okuma” dedi.. defter kitap param, kalemim, kalemtraşım, hepsi birden eksildi bütçeden.. hayırlı bir kısmet bulsanda evlensen artık dedi bir gün babam.. var dedim baba, sevdiğim biri var.. hiç cevap vermedi.. ağzımı aramıştı ve ben ağzımla teslim olmuştum bu oyuna..
on beş gün evden çıkarmadı beni.. sonra bir gün kuaföre gönderdi.. ne olduğunu anlamadım ama “gitmem!” de diyemedim.. simsiyah dalgalı saçlarım vardı benim. omzumdan belime kadar sarkan.. sarı gölgeler attı kuaföredeki çocuk saçıma..
kendimi hiç bu kadar güzel görmemiştim.. herkes bana bakıyordu.. tanrım ne kadar güzeldim! sonra bir elbise aldı bana babam.. kırmızı çiçekli, belinde aynı desenden kemeri olan.. bir çay bahçesinde oturduk, kızılayda.. kızım dedi, seni isteyen biri var.. geçen seferden yeminliydim, babama bir şey söylemeyektim.. hiç sesimi çıkarmadan dinledim.. babam ne kadar zor durumda olduğumuzu, herkesin fedakarlık yapmasının gerektiğini söyleyip duruyordu.. gözlerini kaçırıyordu benden.. “kim dedim baba?” “kim?”
elli yaşında bir adam oldu sahibim.. sahibim diyorum çünkü mal gibi satılmıştım.. beni parayla satın aldığı için ne kıymet bildi ne kadir.. işçi gibi çalıştım.. küçücük aklımla hayaller kurardım.. hep muratı sayıklardım.. bir gece uyandırıp beni, yüzüm gözüm morarıncaya kadar dövdü.. uykumda murat! murat! diye sayıklamışım.. sonra kapının önünde ağlarken buldum kendimi.. burnumdan akan damlalar iz olarak kaldı arkamda.. artık hayata kadınlık edecektim.. yoktu aklıma gelen başka bir çıkış.. kaderime kilitlenmiştim..
kocaman yemyeşil gözlerim vardı.. sanki doğustan allah sürme çekmişti gözlerime.. dudaklarımı eliyle çizmişti.. tanrım ne kadar güzeldim.. selvi boylu, hasat vakti gelen buğday rengindeydi tenim.. hala gülüyordum hayata.. hala çok salaktım.. erkeklerin altına girip çıkıyordum.. oyun oynuyordum sanki, gözlerimi kapıyordum.. açıyordum.. bir murat daha geçiyordu üstümden.. bir murat daha damlıyordu içime.. pis kokuyordu kimisi.. kimisi canımı yakıyordu.. kimisi neden geldiğini bilmiyor, sohbet edip gidiyordu.. kimisi küfrediyor, kimisi aşık olup kaçırmak istiyordu.. ne kadar çok erkek vardı, kusursuz güzelliğim için aylarca çalışıp tüm maaşlarını bedenime döken.. kusursuz dediysem, vardi elbet bir kusurum.. hemde meslek hayatımda beni etkileyen bir kusur.. çok küçüktü göğüslerim.. müşterilerim avuçlarına aldıklarında kayboluyorlardı sanki.. kafaya koymuştum ameliyat olacaktım.. sana benzetmek gibi olmasın ama bi doktora gittim.. estetikçiydi.. 19 yaşında olduğumu söyleyince, göğüslerimi ameliyat etmek için öncelikle hamile kalmam gerektiğini söyledi.. memelerim çok küçükmüş, önce sermaye gerekirmiş etimi büyütmek için.. salağın önde gideniydim.. tahmin ettiğin şeyi yaptım, onu dinleyip hamile kaldım.. 6 aylıkken aynı ameliyatta hem bebeğimi aldı, hemde koca şapka gibi iki tane meme taktı göğüs kafesimin üstüne.. gecelerce vajenden kanamam oldu.. ateşim çıktı.. bedenini görmesemde içimde hareketlenen bir şey vardı.. babasını bilmediğim, benim olan bir bebek.. içimden iç çıktı.. rahmimde parça kalmış, kanamam ondanmış.. tekrar ameliyata almaları gerekti beni.. o ameliyattan sonra bilincim kapanmış.. iki gün uyumuşum öylece yatakta.. ölecek sanmışlar.. nerde o şans.. açmışım iri yeşil gözlerimi.. parasını istemiş doktor.. çok güzel olmuş memelerim.. bana, verdiğim paranın fazlasını kazandıracakmış.. iyi bir yatırımmış derken, iyi bir espri yaptığını sanmış.. üstelik doktorun bir de müjdesi varmış bana: istesemde artık hamile kalamayacakmışım.. çünkü rahmim alınmış… yumurtalıklarımdan biri gitmiş biri kalmış bana.. karnım göbek altından yarılmış.. estetikmiş ama dikişlerim.. gayet iyi iyileşecekmiş……
gayet iyi iyileştim.. neredeyse hiç bir iz kalmadı bedenimde.. 23 oldum.. artık her erkeğin altına yatmak değildi niyetim.. murat ismini duyduğumda artık, sadece nerden hatırladığımı bulmaya çalışıyordum.. bitmiştim.. doktorun bir arkadaşı dostluk teklif etmişti o dönemde.. sonunda kabul ettim.. Ali’ydi adı.. evliydi, bir kız çocuğu vardı.. “ne güzel evin barkın, güzel bahtın, bir karın, bir kızın var.. ne isteyebilirsin ki benden? derdim..” sadece çok güzelsin diyip geçiştirirdi sevişirken.. ev açtı bana.. besledi.. tahminimce sevdi, sahiplendi.. bazı geceler gitmezdi evine benim sıcağımda kalırdı.. zorladım bende kendimi.. sevmek istedim belki.. belki ilk defa bir adam bana adamlık yapmtı.. kalktım bir sabah dövmeciye gittim.. kuyruk sokumuma çift başlı bir kılıç çizdirdim, üstüne hat sanatıyla “ali”yazdırdım: “Ali’m”.. belki dedim, derme çatma bile olsa kurulu bir düzenim olur.. belki dedim böyle sürer.. kendi kafama göre bulabileceğim en güzel hayattı yaşadım.. kirli bedenime ancak bunu layık gördüm.. o……..tan, metresliğe terfi etmiştim..
Karısı geldi bir gün evime.. çok erkekten dayak yemişliğim vardır ama hiç birisi canımı acıtmamıştı onun attığı tokat kadar.. diğer elinden tutan kızı muhtemelen ne olup bittiğini hiç anlamadı.. ama ben aldım dersimi.. benim değildi, olmayacaktı, sahipsiz değildi o Ali.. hala o tokatın izi durur be yüzümde doktor.. esaslı karıydı o…….. çekip gittim.. g.t kadar ankarada terk ettiğim kimbilir kaçıncı semtdi bu.. dünya çok küçüktü bana göre, ankara çok büyük..
artık kıdemli fahişe olmuştum, asaletini almıştım metresliğin.. öyle de devam ettim.. dostluk yaptım.. kadınlık yaptım.. kimisine analık, kimise arkadaşlık.. Ali den sonra, Veysi.. Ondan sonra Cemal.. sonra Necip.. hepsi kıskançtı.. hepsi sertti.. çoğu mafyaydı, silahıyla yatardı.. Veysi Alinin dövmesini kıskandı diye sırtıma daha büyük harflerle onun adını yazdırdım.. sonra omzuma Cemal yazdırmam gerekti.. sonra Necip.. Sonra Nusret.. alfabenin tüm harfleri, daha da büyüyerek yazılıyordu bedenimde.. dövmelenmiştim.. damgalanmış inekler gibi.. erkek isimleriyle donattım kendimi doktorcum..
Ve işte burdayım doktor.. 23 yaşından beri sık sık geldiğim yerdeyim, muaynehanendeyim.. sonunda böyle bir b.k olacağı belliydi.. ama işin acısı ne biliyor musun? bu lanet mikrobu yattığım onca erkekten değilde, gittiğim dövmeciden kapmış olmam.. tesadüf mü dersin doktor? 6 yıl oldu, yaşıyorum.. daha kaç yılım var bilmiyorum.. ama devlet metresine sahip çıkıyor işte, karşılıyor masraflarını.. onca baba gördüm lakin içlerinde yine en adam akıllısı devlet baba çıktı..
ben anne olamadım doktor.. ben kimsenin nikahlı karısı olamadım.. onca erkeğim oldu ama bak hala bekar yazıyor kimliğimde.. ben kimsenin dostu olamadım.. bi yerim yurdum, bir komşum olmadı.. hep kapalıydı kaldığım evlerin perdeleri.. çünkü çok güzeldim.. fakirdim.. aptaldım.. dikkat ettiysen hiç kaderime b.k atmadım, çünkü doktor efendi, kaderimi ben kendim yazdım.. şimdi bu hastalık beni eritecek.. çürütecek.. süründürecek.. bünyemi zayıflatıp, kendisi güçlenecek..
doktor,
bana bunları anlatma.. söylediklerin bende görülmeye başladığı gün, eski dostlarımdan birinin silahıyla dağıtacağım bu aptal beynimi..
bana çocuğunu anlat.. sonra karını.. sonra nasıl tanıştığınızı.. sonra neden onu benimle aldattığını anlat.. çok istiyorum doktor, ne olursun anlat bana: nasıl bir zevk veriyor bacaklarının arasındaki? ne oldu şimdi? işte yine s.ktin beni? senin gibiler için yaptırdığım memelerimden başka eline ne geçti?
ağlat beni doktor..
ağlat!
hıçkıra hıçkıra ağlayayım!
biriniz de adam gibi sevemez miydi?
biriniz de tutup beni gün yüzüne, el içine çıkaramaz mıydı?
sevgili karılarınızı s.ktiniz de, s.ktiğiniz metresinizi niye sevmediniz? ne olur ağlat.. Kadınlığınızı yapamaz mıydım! anlat!
çocukluğum..
kadınlığım..
kardeşim vardı benim! Erkek kardeşim! Bende bir anadan doğmayım! benim de vardı bir canım, bir soyadım!
Vebali bu kadar çok mu günahlarımın?
Söylesene doktor: Ben neden bu kadar şanssızım!
yorum yazabilirsiniz: