..Aldat(n)Mak..

elinde kelimelerimi sallayarak bir yabancı sesleniyor bana.. uzaktayım diyor.. uzağında..

nefesi geziniyor boynumda..  yalvarıyor bana.. “yapma” diyor.. “yapma lütfen”.. elleri ensemden kurtulup sırtıma doğru yola çıkmışken, kim inanır senin gibi  bir yabancının -me -ma dolu cümlelerine? yapmam için burda değil misin? çarşafında kırışmak istediğin yatak bu değil mi? sus… kendini temize çekme.. bırak yaptığımız iş kadar kirli olsun olacaklar.. merak etme kir göstermez siyahlar..

sabah yanımda uyanmak istiyor musun gerçekten? yanımda uyumanı istiyor muyum acaba sahiden? bunları düşünmekten çoğu insan sevişemiyor biliyor musun? oysa nasıl olsa olacağına varacak herşey..  ikimizin de bildiği, daha önce yaşadığı gibi olacak.. bir ihtimal arkadaş olarak kalabiliriz.. büyük ihtimalle reddedeceğiz bu anası babası belli olmayan geceyi.. ben senin göğüslerini hatırlayacağım, sen benim gözlerimi.. geceye başlarken neredeyse ellerimiz,  gece bittiğinde aynı noktaya bırakacağız hislerimizi..

parmağındaki yüzüğü görmediğimi düşünüyorsan yanılıyorsun.. her ne kadar çantanda saklansada şu an, sabah ilk onu giyeceksin üzerine biliyorsun.. kapıdan çıkıp tek başına yürümeye başladığında, önce içkiye, sonra kendine, sonra herşeye kızacaksın.. fazla uzun sürmeyecek kızgınlığın, düşündükçe ıslanacak dudakların, kendine yakıştırmasanda gülümseyeceksin.. evli her kadın gibi, sabah olunca evine döneceksin..

sonra kocanla yatacaksın.. ben gibi zevk vermeyecek.. ama daha huzurlu geçecek.. kalbin belki dakikada yüz kırk atmayacak ama daha güvenle dolacak karıncıkları.. tanıdığın, bildiğin gibi kokacak.. yanında uyumak isteyeceksin.. yanında uyanmak isteyecek.. gözlerini kapattığın anda, gözlerim açılacak.. benim morarttığım yerler, gecenin karanlığında sadece senin gözünde sedef kaplı bir yarımada gibi parıldayacak.. merak etme, anlamayacak.. vicdan.. azap.. aldatmak.. bir süre uyanık olduğun müddetçe kafanda dönüp duracak.. sonra bir sandıkta, bir zarf gibi.. öldükten sonraya vadelendirip günahını.. tanrıya havale edeceksin bedelini..

bir gün.. aynı barda.. mıknatıs gibi çekeceğim seni.. belki ilk fırsatta.. belki uzunca müddet sonra.. heyecan olmayacak bu kez aradığın.. damağından diline damlayacak tadım.. ısınacaksın.. ıslanacaksın.. ensen kış ortasında saçlarının altında ter içinde kalacak.. dayanamayacaksın.. ilk günahın ardından, tövbe tutmayacak bedenin.. yine koynumda yanacaksın.. yüzüğünü yine çantanda unutacaksın.. kelepçe niyetine taktığın alyansını çıkardığın an, yüz yıllık bir mahkum gibi yastığımda özgür kalacaksın.. ben boşaldıkça, sen dolacaksın.. 

gördün mü bak evli kadınım, bu hikayede ben sadece figüranım.. devinen, gidip gelen, inleyen, hep senin organların.. benim tek suçum gözlerim.. bar kenarından sana uzattığım gülümseyişim.. her geldiğinde açtığım kapım.. paylaştığım zevkim.. etim.. sırtında gezdirdiğim dişlerim.. söylesene daha kaç kez geleceksin? korkuyorum.. bir süre sonra ben kocana, sen ölen karıma benzeyeceksin..

(1) yorum

    1 kişi yorum yapmış

    • Aşk ve Zehir - Gravatar Aşk ve Zehir September 7, 2009

      (Gerçeklerdi kadının yüzüne duvar gibi çarpan ve kelimelerdi seslenen uzaktan hiç tanımadığı ama hissettiği yabancı adama…)

      Kadın o yüzüğü takmak hiç istemedi, attı defalarca olmadı, diğer adam taktı eline, benimsin dedi yada kara toprağın. Hiç istemedi..
      Kadın -ma ve -me dolu cümleleri kurarken adamı istiyordu, teninde gezinmek, onunla ıslanmak yağmurunda.. Hiçbirşey düşünmeden kara bir çarşafa dolanmak..

      -Ben buradayım, hiçbir yere gitmiyorum, dedi kadın bardaki adamın gözlerinin içine bakarak…

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.