..PlaZmoliZ..

odadaki tek müzik bilgisayarın fan sesi.. klavyenin tuşları tıkırdıyor harflerden kelimeler diktikçe.. kapı, pencere, perde, ışık kapalı.. duvara resmimi çiziyor ekrandan çıkıp beni etraflıca geçen ışınlar.. çıplağım.. oturdum yatakta, ayaklarımı yere doğru sarkıttım.. kucağımda bilgisayar, aklımda sadece yanlızlık var..

biliyorsun: uzaktayken hep daha yakın oldum sana ben.. daha bir sen gibi düşündüm.. daha anlayışlı, daha mantıklıydı düşündüklerim.. akşamlar akşam, sabahlar sabah gibiydi.. ama hep bir kırılma noktası vardı sensizliğin.. hep bir yoksunluk sendromu sınırı.. belki seyreltilmiş mesajlar, ya da bir iki telefon konuşmasıyla vucudumun ihtiyacı kadar sen, bir şekilde emilirdin hücrelerime.. gel gör ki; tuz içinde bıraktılar seni, plazmoliz oldum ben..

kamuya açtım kelimelerimi.. eskiden küçük bir aile şirketi gibiydi bloglarımız, vakti zamanında meydan muharebelerinin yaşandığı birbirimize kalemlerle saldırdığımız, ama hep anlaşmalarla sonlanan, hep tatlıya bağlanan blog sayfaları.. şimdi facebook var, yazdıkça haber veriyorum.. sonra google var search’e “aşk hikayeleri” yazınca ben çıkıyorum..  kommün hayatla büyütülmüş, demokratik solcu sevgilim.. neden facebooktan nefret ettiğini.. neden küçük ama bizim olan bir hayat istediğini şimdi anlıyorum..

“hayat tur bindiriyor zamana”

başım önümde, kamburum sırtımda.. omuzlarım düşük.. göbeğim bilgisayara dirseklerimden daha yakın.. yine kapalı herşey: cam kapı pencere perde mafyası.. gece yarısı olmadı daha.. kalan yarıdan fazlası var önümde.. gel gör ki; kimse yok.. telefon açıp konuşacağım, anlatsam anlayacak, öylesine bile olsa çıkıp turlayacak kendimden başka kimse yok.. tek dertli ben olsaydım keşke.. ama herkesin anlatacak vakti var, kimsenin dinleyecek zamanı yok.. saydam.. şeffaf.. mutlak yalnızlık.. ben yaptım bunu, ellerime sağlık..

günlerim sanki bir otobüs yolculuğu.. başımı yasladığım camdan mı geçiyor evler nehirler, yoksa ben başımın önünde bir cam; dağlardan tepelerden mi geçiyorum uyurken? gündüzleri sıcak ve kurak, akşamları soğuk ve rutubetli oluyor mercedes 403′ün iklimi.. ve güzergahına göre değişiyor otobüsün bitki örtüsü.. çay ve topkek otobüs mutfağının spesyalleri.. muavin kardeş, bir su getir bana bir de sevgilimi.. aldı götürdü kelimelerim onu, satamadı getirdi..  

şimdi bir nefes, bir ses.. ney çalsın, ut dinsin.. dost kervanına nur dursun.. yolcusu olmayan hana, melekler dolsun.. şimdi bir tat, bir heves.. ne olur tanrım, bari bu gecelik gözlerim uykusuna kavuşsun..

(0) yorum

    henüz yorum yapılmamış.

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.