..Aşk Uzakta DemleniR..
Uyandım..
uyanır uyanmaz kaç kişi uzun hava dinlemeye başlayıp, kadehini dolduruyor acaba? Sabahın ilk suyunu rakının üzerine içiyorum.. ayılmak istemiyorum… gün dert, gece efkar.. içimde tütüyorsun insafsız..
Gittin mi? Başına bir iş geldi mi uzakta? Sevdin mi orayı? kesin güzel fotoğraflar çekmişsindir…. Beni hiç andın mı? keşke burada olsaydı dedin mi? Güzel bir yemek yedikten sonra çayınla sigaran demlenirken, kapatıp gözlerini içine beni çektin mi? Veremeyeceğini bile bile küçükte olsa bana bir hediye aldın mı? Ayrılmış olsak bile, içinde bir yerde benimle yaşamaya devam ettin mi?
Sorular sorular sorular… hep senden uzaktayken beni köşeye sıkıştırıyorlar.. birer yumruk gibi iniyorlar sarhoş bedenime.. başım dönüyor.. kavun içli içli ağlıyor.. peynir tabağa küsmüş.. içlerinde en dertlileri bardağım, dolup dolup boşalıyor.. efkarlı birkaç türkü volta atıyor odanın içerisinde.. kimse bizi anlamıyor..
Çift kişilik otel odasında tek kişiyim.. yol üstü lokantalarından arınmış.. temiz yastık, beyaz çarşaf içersindeyim.. birkaç hafta önce buradaymışsın.. iki gece kalmışsın.. bir kız arkadaşın getirip götürmüş seni.. kendi halindeymişsin.. bir gece sarhoş gelmişsin.. gülümsedim.. hala çok içemiyor anlaşılan dedim. senin kaldığın odadayım.. aynı duvarlar arasında.. aynı banyoda.. aynı yatakta.. aynı ışığın altında.. bir hayalet gibi dolaşıyorsun adımlarımın arasında…
Bulutlu ve yağmurlu.. ama sıcak nemli coğrafya.. uzakta.. çeyrek küre uzaklığında dünyama.. çay, kahve, sigara içindesin.. ben eğimli bir yatakta, deniz kenarında, soğuk güneşli ve açık bir havada, rakı kavun ve peynir içindeyim.. Senden sonra geldiğim İstanbul’da…
İstediğin kadar uzaklaşabilirsin.. kaçabilirsin.. düşünmeden yaşamaya çalışabilirsin.. ama sanma ki azalır dumanı, diner acısı.. sanma ki uzaklar pamuklar içinde karşılar seni.. aksine hayatım;
aşk, uzakta demlenir.. ve özlemek aromasıdır aşkın..
sıcağı üstündeyken henüz ayrılığın,
fazla uzaklaşmış olamazsın..
İstanbul
Kasım 2009 06:36
Düşündüm de ben,bazı anahtar kelimeler var insan hayatında.O kelimeleri duyduğunda, onu engelleyen her ne varsa hiçe sayıyor kişi,kendinden taşıyor.Utanç,yapamam korkusu,elalem ne der telaşı,kuşkular,endişeler…Taraf olmalıyım diyor,barikatın diğer yanına geçiyor.Bu yazınızın “taraf”ındayım ben.Hatta sadece “türkü” kelimesini herhangi bir cümlede geçirmiş olmanız bile bunun için yeterli sebep.Üniversite yıllarında -belki biraz da geç- tanıştığım türküler,onca iş güç,dünya gailesi arasında bir radyo programı yapacak kadar tutku haline dönüştüğünden,tarafım evet!Ben o kişilerden biriyim!Sabah kalktığımda uzunhava dinlemişliğim çoktur.Belki rakısız ve kavunsuzdur,ama illa efkarlıdır.”İçerden,yar içerden,kes bağrım yar içerden,gözüm kapında kaldı,çıkmıyor yar içerden” diyene içli içli ağlamışlığım da vardır mesela.
Yazıya gelince;bir kez daha anlıyoruz ki,bitmemiş bir aşkı öldürmek, bitmiş bir aşkı diriltmekten çok daha zormuş.. Bergüzar -ne güzel kelimedir Yarab!-o yarin sesinden ,nefesinden gelmiyorsa,ha İstanbul ha Ankara işte!Hergün,her ilde aynı yerden acıyor insan…