..BerzahtayıM..
öldüm.. ağlayarak açtım gözlerimi.. kalabalık içindeyim.. karanlık.. sadece yüzleri aydınlanmış melekler var etrafımda.. dua ediyorlar.. fısıltıları duyuyorum.. bildiğim surelerin yanında, bilmediğim dillerde dualar okuyorlar.. hepsi aynı anda bitiriyor dualarını.. yukarıya bakıyorum.. sanki suyun altından ışığa bakıyormuş gibi hissediyorum.. dalgalanıyor karanlık.. aydınlık gölleniyor gözlerimde.. birden dönüp yürümeye başlıyor melekler.. hareket edemiyorum.. tavanda kendimi görüyorum.. yatağımda uyuyorum.. nefes alıyorum.. hemen baş ucumda duruyor ışık.. uzanamıyorum.. kımıldayamıyorum bile.. ter içinde yastığım.. tüm gücümle çırpınıyorum ama parmağım bile hareket etmiyor.. kaskatı kasılmış durumdayım.. gözümden yaş akmıyor…
bir görüntü iniyor gözümün önüne.. sinema perdesi gibi bir şey.. baş rol oyuncusu benim.. çocukluğumu gösteriyor.. sonra ergenliğimi.. işlediğim günahlar film gibi dolanıyor odanın etrafında.. hepsi birer delil gibi sunuluyor.. sanki bir mahkemedeyim.. jüri yok.. tanık yok.. sadece sanık.. ayağımın ucunda bir sıcaklık hissediyorum… ılık suyla yıkamaya başlıyorlar beni.. bembeyazlar.. hepsi kadın.. ve gözleri kırmızı.. vucutları hatsız.. sırtlarına kadar açık, önü kapalı bir elbise içinde avuçlarıyla su döküyorlar üzerime.. buhar çıkıyor üzerimden.. yüzüme sıçrayan suyun tadı geliyor ağzıma.. şekerli su.. ılık.. sürekli fısıldıyor.. dualar okuyorlar.. tek tek günahlarım sergileniyor..
tekrar çıkıyorlar odadan.. kurumaya bırakılıyorum.. öyle bir telaş içerisindeyim ki.. hiç bir şeyi idrak edemiyorum.. tek bir hücremi bile hareket ettirmekten acizim.. saatlerdir gözlerimi kapatmadığım için yavaş yavaş kuruduğunu hissediyorum.. odanın ortasında hala günahlarım dolaşıyor.. hiç ses yok.. sadece görüntü.. sessiz film gibi akıyor suçlarım, vucudumdan ılık su gibi gözlerime..
birden duruyor görüntüler.. çok net bir şekilde seni gösteriyorlar bana.. gülüşünü.. beni öpüşünü.. boynuma sokulmanı.. neden yapıyorlar bana bunu? dört melek, elinde dört kitapla tekrar içeri giriyor.. kitaptan sayfalar seçip içerisinden avuç avuç ışık çıkartıp üzerime atıyorlar.. su taneleri sıçrıyormuş gibi ışık taneleri sıçrıyor etrafıma.. sanki demiri demire kaynak yaparmış gibi ayaklarımı ve ellerimi birbirine ışıkla mühürlüyorlar.. hala sen varsın görüntüde.. kavgalarımızı gösteriyor.. senin ben gittikten sonra evde nasıl kaldığını.. nasıl ağladığını.. bana nasıl beddua ettiğini..
dümdüz uzanıyorum.. çırılçıplak.. etrafta üzerimden dökülen ışık parıltıları ışıldıyor.. yalnızım.. nefes almıyorum.. hareket edemiyorum.. buz gibiyim.. sol elimi sağ avucumun içine bıraktılar.. sol ayağımı sağ ayağımın altına.. görüntüde sen varsın.. ses yok.. duyu yok.. iz yok.. berzahtayım..
kulağımda bir fısıltı görüyorum: “Uykudaydın.. uyandın.. sonunda Bize döndün…” üç melek elinde üç mumla geliyor.. üç soru soru sordular bana.. her cevabımdan sonra bir mum söndü.. aynı sesi görüyorum kulağımda : “Ecirlerin elbet ödenecektir..”
Uyandım.
titriyorum.
sanki saatlerdir nefes almamış gibi doluyor ciğerlerim.. gerçekten öldüm mü ben? dirildim mi? beni yıkadılar! beni aydınlattılar mı! kan ter içinde pencereye koştum! dilim damağıma yapışmış! nefes nefeseyim! soluk sesimi duyuyorum! uyanık mıyım? tüm kaslarım ağrıyor! baldırımı hissetmiyorum! neler oluyor bana? ensemden sırtıma terim akıyor! ışığı açıyorum! yüzümde patlıyor aydılık kapatıyorum hemen! mutfağa gidiyorum.. bir bardak su doldurdum.. sakinleşmeye çalışıyorum.. evde hiç bir ses yok! ses olsun diye televizyonu açıyorum.. Yaşlı bir adam ölümden bahsediyor:
“her nefis ölümü tadacaktır..”
“فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ“ (o halde, Allah’a kaçın)
إَنَّ الظَّنَّ لاَ يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا (Şüphesiz zan, gerçeğe fayda etmez, hakikat namına birşey ifade etmez)
خَيْرُ الْمَاكِرِينَ ( bir tuzak kurdular.. Allah da bir tuzak kurdu.. Allah tuzak kuranların en iyisidir.)
“Kul hakkı ile karşıma gelme”
“Ey ölüm meleği, yumuşak davran!”
öldüm ben..
berzahtayım..
rüyalar…
Allah(C.C) sevdiği kuluna ”kurduğu tuzaktan” haberdar eder.. hatırlatır..(Yusuf suresi)
Allah (Celle Celalüh) selamete bağladı,cünkü O bütün sinelerin özünü bilir…Acık acık göstermedi rüyada,cünkü korkardınız..(Enfal suresi. 43. ayet)
rüyalar…
bazen de sadece gün boyu düsünülenlerin geceye yansıması,düsünmeye devam eden beynin dalgaları…bazen..
Yine cok güzel bir yazı olmus,tebrikler..
Bu olsa gerek kabir azabi? Günahlarin gözunun önunden gecerken senin sadece seyrederek karsilik verecegin!
Ve hala günahkar olmaya devam etmek..
Icime isledi,urperdim ama..
Bilmediklerimi ögrenmem,bildiklerimi saymam bile kurtarmaz beni bu saatten sonra.
Bile bile cekmeliyim ve arinmaliyim, beni bir tek bu paklar…
Amin.
Okurken, ruhum cikti benden. Ruhumun birine boyle tutsak kalmasina dayanamadim okurken. Dayanamadim berzah ta beklemeye. Yine de okumaktan keyif aliyorum yazilarini. Hep yaz! Biz de urpere urpere, yine de bayila bayila okuyalim.
uzun zamandır “kayra ve kinyas” adlı romanı arıyordum ilimde bulamadığım için bu sayede gördüm yazılarınızı.. dayanmak mümkün değil bu yeteneğe..
rica etsem söyler misiniz kimsiniz en ummadığım anda karşıma çıkıp bana ayna tutan siz misiniz??