..Düşe’yazmaK..
merdivenleri aynadan olmalı evimin.. attığım adımın altını görebilmeliyim.. sonra duvarlar kadifeden olmalı.. koyu gri ve simli olabilir mesela.. omzum deydikçe ürpermeli.. tavanda ipek halılar olmalı.. renkleri, çekicilikleri, desenleri üzerime akmalı başımı kaldırdığımda.. metal trabzanlar, ahşap merdiven başlarına ayak uydurmalı.. avizeler mumdan olmalı.. mum dışındaki tüm ışıklandırmalar yerden olmalı.. perdeler.. sadece tül olmalı pencerelerde.. gece içerisi gün gibi gözükmeli dışarıdan.. yüzler seçilmemeli, vucutların üzerinde oynamalı gölgeler..
salondayım.. arabanın içinde oturuyorum.. elimde bir sigara.. içimde bir nefes.. yalnızım.. müzik dinliyorum.. sadece ritim.. parmaklarım direksiyonun üzerinde dans ediyor.. araba olduğu yerde duruyor, ama ev ilerliyor sanki.. çok içmişim.. çevirmeye yakalanmadan yatak odasına gitmeliyim..
soyundum.. yatağımdayım.. avizeden mum damlıyor parkelerin üzerine.. sesi duysan yağmur çiseliyor sanırsın odanın içine.. yeşil ışıklar yanıp sönüyor kirpiklerimin üzerinde.. boynumdan omzuma kırmızı bir hale akıyor.. yüksek bir yere götür ve soy beni.. sonra beyaz ışıklarla aydınlat.. arkama düşsün gölgem.. siyah beyaz fotoğraflarımı çek..
içime düş.. siyah beyaz tuşlar topla bana piyanonun olduğu kattan.. siyah oje olsun ayaklarında.. siyah bir gecelik omuzlarında.. siyah topuklu ayakkabılar.. bembeyaz çarşafın üzerinde.. elinde kağıt ve kalemle gel yatağıma.. yazmam için uzat.. yazdıklarımı okumadan vazoya koy.. sonra saçlarını aç.. sırtımı süpür.. sesimi aç.. çok pişmiş olmalı etim.. nefes almak için başını kaldırdığında, yorulduğunda, soluklanmak istediğinde bir yudum kırmızı şarap iç.. fersah fersah altımdasın.. buharlaşacaksın..
yemyeşil bir yer düşün uyumadan önce.. ufka kadar uzanan.. hiç bir engebesi yok.. aynı boyda kesilmiş yüzlerce dönümlük çim.. gece sulandığı için dokunduğun zaman ıslakmış gibi hissedilen.. aklına sığmayacak kadar uçsuz bucaksız.. uzan çimlerin üzerine.. çimlerin yeşil olduğu kadar mavi gökyüzüne bak.. sonra birden bulutlardan sonbahar yağmaya başlasın.. turuncu yapraklar birbirleri üzerinden aksın.. bir ben yerleştir aklındaki tabloya.. ne kadar uzağına koyacağını sen seçmelisin.. sonra mevsimler serp etrafıma.. kışı arkama, yazı yanıma koy.. yeşil coğrafyada turuncu yapraklar arasına esmerliğimi sakla.. aylar.. mevsimler.. yıllar.. zaman oturup karşımızda nasıl olgunlaştığımıza bakmalı.. gövdemde yetişmelisin.. güneşin altında, ayın üzerinde kalmalıyız.. açmadan gözlerimizi bu hayalde acaba daha ne kadar yaşarız?
herşey ters.. ayaklarım yere basmıyor.. gün değil gece yoruyor.. dert değil boşluk ağlatıyor.. özlemek eski bir meziyetti, artık kimse o eziyete katlanmıyor.. yalnızlık, salaş yüreklerin gözde ömür döşemesi oldu.. zengin yüreklerde porno sahneler çekiliyor..
derme çatma hayalimde, varoş edebiyatı kokan cümleler.. uyku içinde didişirken, yatakla kavga etmeler.. omuzları çıkık, boynu bükük bir masa lambasının gölgesinde, başımı koyup kollarımın üzerine uyuya kalıyorum kağıtlar, kalemler, kelimeler içersinde.. cam açık, sırtım açık, ışık açık.. hadi gel…..

Ve gerçekler karşı karşıya geldiğin, salt gerçekler, varoluş sebebimiz! ağır ağır çek içine, adımların da yavaş olmalı, duvara vurmamalısın, alışmalısın! Herkes gibi..
‘’soyundum.. yatağımdayım.. cam açık, sırtım açık, ışık açık.. hadi gel…”
ve değişim, fikrindeki, tenindeki, aklındaki ve kelimelerindeki… inanılmaz etkileyici…