..İstanbulca YalnızlıK..

seni arıyorum..

istanbuldayım.. ufuk kıyıya yaklaşmış.. soğuk değil ama ürperiyor insanın içi rüzgar göğsüne vurduğunda.. çiğ düşmüş sanki gözlerime.. sahildeyim.. dün gece dalgaların bıraktığı nemin üzerine bıraktım kendimi.. midye kabukları batıyor sırtıma.. martı sesi..  sadece martı sesi için bile gelinebilir istanbula.. anaokulu öğrencileri.. onlarda gelmiş bu sabah sahile.. birbirlerini paltolarından tutup tek sıra halinde yaşamaya çalışıyorlar. “ada sahillerinde bekliyorum” diye bağırmaya başlıyor biri.. bu çocuğun babası kesin rakı içiyor diyorum kendi kendime.. martı şeklinde bir gülümse konuyor dudağımın bitip yanağımın başladığı yere..

kahvaltı.. ekmek, peynir, yeşil zeytin, çay, sigara.. cam kenarında ki yalnız müşteri benim, kalabalık salonda.. dumanı sigara dumanına karışıyor çayın.. elimin altında ekmek kırıntıları, sırtımda midye kabukları.. doğru zaman da doğru yerdeyim.. eksik olan bir şey var.. arıyorum..

Taksim.. öğlen vakti bir bardayım.. tek müşterisi benim barın.. barın önünden gelip geçen insanları izliyorum.. yetmiş yıllık sarhoşlar var burda.. doğdukları günden beri içtiklerine eminim.. yetmişlik sarhoşlar tavla oynuyor.. çocuk gibi sataşıyorlar birbirlerine.. küfür ediyorlar.. oturduğum yerin karşısında “karadeniz pide çeşitleri” var.. laz patronun kürt garsonu servis yapıyor yabancı müşteriye.. açılıma ihtiyacı yok burdakilerin..

kediler insanlardan daha şişman burda.. koşacak kaçacak halleri kalmamış.. gazete kağıdıyla cam silen bir kız var karşı pencerede.. bana bakıyor.. bende kendime.. kaç saattir burdayım.. birini mi bekliyorum.. cam silmek için fazla güzel değil mi bu kız? yakında yeni bir bar açılacak heralde burda.. oraya gelir miyim acaba açıldıktan sonra? kaçıncı boş bardak önümde duran?

ankarada kelime bulmak için kitap okuması gerekiyor yazanın.. ama istanbulun kendisi kitap, yaşamak; gözlerini açmak, görmek, koklamak, düşünmek yeterli oluyor aradığın kelimeyi bulmana.. kaldırımlar.. dar sokaklar.. nem kokusu.. kulakları yoran rutubetli gürültü.. uykuna eşlik eden dalga sesi.. tek kişilik yatakta bir buçuk kişi uyanmak..  

akşam.. çiçek pasajı.. duvarlara işlemişler beni.. bardaklara.. pul pul dökülmüşüm levreğin sırtından tabağa.. rakı içmiş beni.. ben bardağın dibine çöküvermişim.. “benzemez  kimse bana’yı” istedim.. tavrıma da bakışıma da küfrettim içimden.. 35 lik bir dokunuş.. 70 lik bir ah işittim.. eksik.. tatsız.. tuzlu.. zaman, saat içinde burkuluyor karşımdaki duvarda.. hesap diyorum garsona.. keşke herşeyin hesabı istendiğinde böyle kolayca gelse insanın önüne…

gece soğuk oluyor bu mevsimde florya.. sesler sis nedeniyle yalıtılmış sokaklardan.. bir kaç isim var dönüp duran kafamda.. aramalı mıyım onları? bozmalı mıyım acaba yalnızlıklar içinde en sevdiğim olanını? ağrıtmalı mıyım dingin olan başımı? uzandım.. midye kabukları batıyor sarhoş omuzlarıma.. topuklarıma kadar erişiyor dalga.. duman çıkıyor nefesimden.. sisten başka sadece siyahlar var gökyüzünde..

yalnız dönüyorum.. bu kelimeyi istanbul boyunca çok fazla kullandım.. seni aradım.. unutup bırakmış olabileceğim her yere baktım.. sonra durdum.. düşündüm birden.. gülümsedim.. buralarda bir yerde olsan, yalnız olmazdım zaten.. bırakmazdın.. dağ devrilse, yer yarılsa, ne bileyim üsküdarı sel alsa da.. boş bırakmazdın yanımda ki koltuğu..

kumsala ismini yazdım.. dönüyorum aklımın ankarasına.. yüzüm asık, içim ferah.. aradım.. not bıraktım.. gelince buraya bulursun izlerimi nasıl olsa..

anladım:

 istanbulun ankaradan tek farkı martı sesi ve kelimeleriymiş, yanımda sen olmadıktan sonra…

 

 

IstanbuL

 

(0) yorum

    henüz yorum yapılmamış.

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.