..Senin İçiN/ Benim DışıM..
sanki hiç tanışmamış, hiç yaşamamış gibi; keşke seninle şimdi tanışsak .. elini uzatıp, bizi tanıştırdıklarında yaptığın gibi, gülümsesen parmaklarıma.. “ismini çok duydum” desen bu ismi daha önce hiç duymamıştım diyenlerin aksine.. ne diyeceğimi şaşırıp zor bela bir “bende” diyebilsem.. uzaylı bir mahluk gibi baksam sana, sen kaçırdıkça gözlerini.. bir bira içip düşüncelere dalsam sonra.. alabildiğince kalabalık masada, gece boyu kimi düşündüğümü merak etsen.. kendi kendine bana bir lakap taksan: fasulye.. hemde en yeşilinden..
eskiden şimdi olduğum gibi rahat değildim ben.. üç hafta sürmüştü telefon numaranı almam.. akşamında mesaj attığında anlamıştım, senin bu sabırsızlığın benim geç kalmamdan.. sonra baş başa yemek yesek.. tanımaya başlasak birbirimizi.. arabayı yavaş kullandığımı sansan, benzin olmadığı için boşta giderken ben.. sonra sakin biri olduğumu düşünsen.. üstelik kibar ve düşünceli.. sen ilk görüşte aşık olsan, ben aşk yaralarıma merhem diye seni bulsam.. sarsan.. sarmalasan.. en baştan.. mesela nereli olduğumdan başlasan..
seninle günlere dolup, gecelere aksam.. zaman geçse, ömür yürüse.. gülsem.. güldürsem.. aklı başında bir adam olup, işime gücüme sahip çıksam.. akşamdan akşama iş çıkışı kucağına uzansam.. sonra tatil olsa.. bodrum kıyılarında rıhtımına vursam..
sen sabırsız, ben sınırsız olmasaydım.. sen benim kadar güçlü, ben senin kadar sadık olsaydım.. tartışmalar kavgaya, kavgalar ayrılıklara dönüşmeseydi.. canı sıkılan, diğerinin canını sıkmasaydı.. sen benim elimden, ben senin göğsünden vazgeçmeseydik…….o zaman bu kadar güzel olurmuydu içimizde ki sızı? bu kadar büyük olur muydu can yarası? ne farkımız kalırdı ki, sokaktaki yüzlerce sevdacıkdan.. şimdi saçım beyaz.. şimdi yüzün asık.. şimdi sen uzaktasın.. şimdi ben uzak.. huzurla uyumak değil galiba bize nasip olan.. huzursuz, uykusuz sabahlarda acıyla mutlu olmak..
şimdi yeni tanışsak.. yine sen gibi olsan sen, ben zaten aynı manyak.. şimdi herşeyi yeni baştan yaşasak.. bu kadar üzüntüyü, bu kadar acıyı yeni baştan taşımak pahasına, yeniden uzatır mısın elini parmaklarıma? yine de tanışır mısın benimle? değer dermisin? yine aynı değeri verir misin? bir kez yutkunup, derin bir nefes alıp, bana evet dermisin?
işte bu.. bağımlılık.. zarar verdiğini, vereceğini bile bile.. beklersen geçeceğini, alışacağını, atlatacağını göre göre bunu istememek.. “seni unutmak istemiyorum!” delilik bu.. canına susamışlık.. açıklaması olmaz bazı şeylerin.. bazı duygularını kendisi bile anlayamaz insan.. işte sen benim için öyle bir “şey”sin.. madde bağımlılığım.. inadım.. ne kadar uğraşsam, ne kadar anlatsam da anlatamadığımsın..
(senin için, dışıma taşan bir iç var bende..
senin detaydan sayıp, parantez açıp kapattığın yerde..)
canımı yaktın..
ne diyeyim ki ben sana? çok istiyorsan gel..
gel küllerimi bir daha yak..
sevdiğin şarkının sözlerindeki gibi:
“aşk için ölmeli; aşk o zaman aşk..“
yorum yazabilirsiniz: