..Bahadır IV..
arabadayım.. hiç bir yere uğramamalıyım.. o kadar çok adam öldürdüm ki.. o kadar çok adam saklandı ki benden.. şimdi anlıyorum biraz da olsa ne hissettiklerini.. kendimi yanlış anlamıyorsam, korkuyorum..
İdris benim sağ kolumdu.. yıllar öncesinin milyarderiydi.. hayatına kumar girene kadar.. sonra alkol.. uyuşturucu.. aklınıza gelebilecek olan her türlü pisliğe bulaşmış deli oğlan.. nöbetçi olduğum bir gece karnında dört mermiyle ameliyathanede tanışana kadar.. herkesi şaşırtacak bir bünyeye sahipti.. acaba yaşayacak mı’? dediğimiz hastalığının seyri boyunca, tahminlerin çok ötesinde bir prognoz sergiledi.. iki hafta içinde taburcu oldu. hasta ve hasta yakınlarına mesafeli durmaya çalışırım. ama İdris’e hem acımış hem de onu sevmiştim.. aslında terbiyeli ve güvenilir bir adamdı.. bizde yattığı dönemde bağımlılık işini de çözebileceğini gördüm.. sonra kontrollere gelmeye başladı.. sonra ziyaretlere.. sonra bir gün utana sıkıla iş istedi benden.. Ne iş yapabilirsin dediğim de, hiç bilmediğim yönlerini gördüm.. Eski zamanlarından kalma oldukça büyük yetenekleri vardı.. çok iyi silah kullandığını avcılıkla uğraşmasından, çok iyi sır sakladığını sarhoşken bile eski ortağını ispiyonlamadığı için kurşunlanmasından anladım.. hastanede güvenlik görevlisi olmak ister misin dedim? sonra başhekimle görüştüm.. işi yaver gitti.. ve işe başladı.. benim sağ kolum oluşuna gelince.. eski bir kurbanımı odamda öldürmek zorunda kaldım.. çünkü beni sobelemişti.. cesedi İdrisle paylaştık.. ben bacaklarını, o gövdesini farklı illere bıraktık. sonra başka bir kurbanı aynı şekilde başka illere.. yapıları benzeyen dört farklı adama yapınca bunları.. bir araya getirmeleri biraz zor olmuştu.. sonra da unutuldu zaten.. Seviyorum bu siyasileri..
İdris.. hiç evlenmedi.. çocuğu da, babası da yoktu.. Şimdi başında ağlayanlar anası, kardeşleriydi.. Bu peşimde ki adam her kimse, ne iş yaptığımı çok iyi biliyordu.. Kurbanların hepsinin fotoğrafını görürdü İdris.. beni hastanede o korurdu. ola ki biri sobelemek isterse, önce onu geçmeliydi.. ve bu adam onu çok kolay geçmişti..
saat 15:35.. saat geçmiyor.. otobandayım.. önce ankaraya gitmeliyim.. telefon çalıyor…
- Efendim
-Bahadır’ım.. Ankara’da kim de kalacaksın?
-Fakülteden arkadaşımda.. Gelsene sende..
-gülüyor… Sen ne manyak adamsın ya.. Niye bi adam hem doktor olup hem katil olur ki? Zevkine mi yapıyorsun? para için mi? manyak mısın? psikopat mısın? Ne b.k sanıyorsun lan sen kendini?
-hepsi için yapıyorum.. Zevk de alıyorum. Para da. Sen ne için kaşınıyorsun peki? Kimisi intihar edemez kaşınır, kimisi sıkılır kaşınır, kimisi paramı almak için kaşınır, kimi zevk için kaşınır.. ya sen?
-hiç biri için aslanım.. Önünde ki beyaz Fiat’ı görüyor musun?
hemen önümde 63 plaka beyaz bir Fiat Linea var..
-63 olanı görüyorsun değil mi? gülüyor.. arkanda da 34 plaka bir Polo var.. bordo.. en sağ şeritte bir tır var.. sonra biraz ilerde bir otobüs, Kamil Koç.. görüyorsun değil mi aslanım
nerde bu adam! nerde bu allahın belası!
-bahadır.. ya bizimle anlaşırsın, ya da tutuklanırsın.
-anlamadım?
Bahadır Devam Edecek
Devamı gelicektir umarım..o kadar naif yazıların arasında bu sertlikte bir hikaye ilgi çekici..
Bunca his yüklü yazının arasında,devamını merak ettirecek kadar güzel bi hikaye güzel oldu. senin ellerinden çıkmış bi roman okumak epey zevkli olur:) keşke yazsan…ama aşka dair yazdıklarını boşvermemek kaydıyla:)