..Görmüyorum ama DuyuluyorsuN..

(herkeste olur ya bazen; bu gece hiç bir sebep yokken ağlamak istiyorum.. niye bilmiyorum.. sebep yokken gülene deli derler ya; acaba ağlayana ne diyecekler…)

söylemek istediğin bir şey var.. biliyorum.. o yüzden, sana ulaşabileceğim mesafede duruyorsun.. yaklaştığım an, söyleyip arkana bakmadan gideceksin.. yanımda değilsin.. uzakta da değil.. göremesemde duyabileceğim yerdesin.. biliyorsun, söyleyeceklerini aslında bildiğimi.. ama yine de bunları bana söyleyen sen olmak istiyorsun..

biliyor musun.. hep içinde kalıyor aslında.. ne kadar söylersen, ne kadar akıtırsan, kanamaya devam ettiği müddetçe hep yenileri birikiyor söylediklerinin yerinde.. şimdi sana sorsalar sadece üç cümle söyleyeceğim ona dersin.. ama asla üç cümle yetmiyor.. çünkü kanayan bir kalp, söyleyecek o kadar çok şey buluyor ki.. “ben kanamıyorum!” diyeceksin.. biliyorum..

sana o fırsatı vermeyeceğim.. bana vermediler çünkü vaktiyle.. hep beklediğimle kaldım.. hep “günün birinde mutlaka” diyerek attım içime.. içime kanadım.. kabuk tutuyor sonra.. iyileşiyor bir şekilde.. karşına geçtiğinde, ya da karşılaştığında söyleyecek üçüncü cümleyi  bulamıyorsun bile, “nasılsın? iyi misin?’den sonra..

söylemene gerek yok.. ben her gün defalarca tekrarlıyorum söyleyeceklerini.. her an.. her saniye.. mutlu ya da mutsuz farketmiyor.. gündüz ya da gece.. işte veya evde.. en az günde üç kere.. senin söylemek istediklerinden çok daha kahırlı.. çok daha içten, çok daha acımasız.. ve kararlı.. sana bıraksam, kıyamazsın belki.. senin kelimelelerinden çok daha ağırını…

ille de varsa söylemek istediğin bir şeyler.. o fırsatı benden bekleme.. Allaha havale etmeni hiç tavsiye etmem.. ne şekilde tahsil edildiğini göremeyebilirsin.. beklediğin o anı, sana doğru atacağım o son adımı, ard arda dizeceğin o üç cümleyi.. sırf rahatlamak için.. çık karşıma.. ve kendin söyle.. kendi işini kendin yap yani.. belki benim için de daha iyi olur.. duyup kurtulurum, henüz duymadan hergün tekrarlamaktansa.. 

kin tutamazsın.. kırmak istersin, acıtmak, gel gör ki yapamazsın.. yapı meselesi dersin ya..   bırak kabuk tutsun.. bırak içine dolsun.. geçiyor bir şekilde.. iz kalıyor ama yara kapanıyor işte.. yaklaşmayacağım.. bunun için bekliyorsan, bekleme.. ben çekiyorum vicdanımın azabını… sen hiç merak etme….

 

ağladım..

şimdi  daha rahatım…

(2) yorum

    2 kişi yorum yapmış

    • roza - Gravatar roza December 14, 2009

      Bazı şeyler ışıklıdır ve yaşamı tahammül edilebilir kılar..şiir gibi,deniz gibi,mardin gibi,ece ayhan gibi..yazılarınızda o ışıktan haber aldım..umutlandım

    • feride - Gravatar feride December 18, 2009

      sen acı cekmıs olsanda neden acı cektırene hala bız acıyoruz? ben cekım o uzlmesn, ne yapmıs olsada sevdım dıosun? bugun bana da oyle oldu. sabah uyundım, ıcım o kadar dolu kı aglamak istyorum.. ınsanlardan sogugum.. sebebını bende bılmıyorum. ıcımde adını koyamadıgım bır tuhaflık, bır belırsızlık var.. bu yazıyı okudugumda gozerım doldu gercekten. guzel yazlmıs.. ben cektım sen mtlu ol yeter.. hep baskalarını dusunerek yasamaktan ne zaman vazgecerız bılmıyorum…..

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.