..pinoKyo..

Herkes biliyor bu gece önce ağlayıp, sonra yazacağımı.. Bilerek içiriyorlar sanki beni.. sanki kadehlermiş kağıda bunları yazdıran.. doğaçlama seçilmiş kelimeler senfonisi.. nasıl olsa her kelimenin var özlemince tercümesi..

imla hatalarıyla dolu ömrüm.. öğrenemedim hala “dahi” anlamındaki -de’nin ayrı yazılacağını.. çünkü benim hiç dahilim olmadı.. hep direk doladım kendimi eklerime.. “-de ekini cümleden çıkardığınızda, anlamı değişmiyorsa, o ayrı yazılmalı” derdi dersane hocamız.. hiç söz alıp diyemedim: öyle bir eki niye ekliyoruz ki kendimize?

yağmur yağıyor gözlüklerimin camına.. arabanı kıskanıyor arabam.. ağlamış farları yalnızlığımın.. silecekleri çizmiş camını hayatımın.. ensemde titriyor kirpiklerin.. deydikçe nefesin boynuma anlıyorum: hala uyanıksın.. susmayı öyle güzel beceriyorsun ki.. açılmak istemiyor dudaklarım.. öpsem seni.. savrulsam.. kendi tükürüğümle bacaklarımı ıslatsam.. nefes nefese kalsam yanında, ama sana hiç dokunmasam.. “ne tuhaf adam” der misin içinden? “ne tuhaf kadın” diyeceğim yerlerin var mı senin henüz varlığının kirasını ödememişken?

tek şeritli bir yolda geri geri gidebilirim.. fizana kadar seni sağ salim götürebilirim.. sağ koltuğa oturur oturmaz “gök kuşağına gideceğiz” desen,  kaf dağının arkasına vardığımızda “taksimetreyi açmayı unutmuşum” diyebilirim.. ya da en başından: “ben karşının adamıyım, avrupa kızlarına alışamadım” diyip yanından uzaklaşabilirim.. ama sen yine de sev beni.. çünkü ihtimal dahilinde değilim…

bencilce özlerken seni.. öğrenmeye çalışırken acaba senin de özleyip özlemediğini.. özellikle sende unuttuğuma emin olduğum hatıraları sorguladım.. cevap vermediğinde anladım: bıraktığım yerde yaşatmaya çalıştığını beni.. önce anaokulu çocuğu gibi mutlu oldum.. sonra genç erişkinler gibi aşağıladım kendimi.. ne olur artık aldat beni! yalvarırım bul birini ve acıt etimi! sana küfretme hakkını ver bana! sana kızabilecek tek bir neden! sana beddua etmeye hakkım yok mu benim! neden bu kadar doğrusun neden!

önce ayaklarını sonra kendimi özledim.. çakırkeyif olmadan sarhoş olmak istedim.. güneşin aya tutulduğu gibi, dilim damağıma tutulsun dedim.. kaldırdım içimdeki halıyı, eğilip altına baktım.. süpürdüğüm her şey sendin.. kendime çaktırmadan halıyı olduğu yere bıraktım.. halının altıydı artık senin yerin.. tebrik ederim: bilinç altımı, çok ucuza kapattın..

gün geçti.. ay geçti.. vicdanım çay sıcağında erimiş sakız gibi yapıştı dişlerime.. ne güzel alışmıştım kendimi kandırmaya.. nereden buldun bu son moda gerçekleri? söylesene pinokyo, yalanlar eskiden de böyle miydi?

(0) yorum

    henüz yorum yapılmamış.

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.