başım dönüyor.. bünyem tur bindiriyor dünyama.. soğuk.. kemiklerim etime batıyor.. rahatsızım.. sırtın yüzümün altında buruşmuş.. ayıksın. dudaklarımdan düşen bir kaç kirli kelime acıtıyor kulaklarını.. dokunduğum yerde yangın çıkıyor.. sarhoş bir adamla sevişmek istiyorsun.. ama o senden korkuyor..
“aldatılmaktan çok mu korkuyorsun?” dedi kadın.. beyaz tenli.. siyah saçlı.. “sen korkmuyor musun?” dedi adam.. esmer tenli.. beyaz …
soğuk girdap gibi içine çekiyor beni.. camla pencerenin arasına sürtünen rüzgar kısık sesle bir ıslık çalıyor.. sarı ışık altındayım.. gölgem duvarıma düşüyor. yeni sevişmiş gibiyim seninle.. kokun parmaklarımdan akıyor.. çıplağım.. omuzlarım masaya sarkmış. sabah bir tehdit gibi sallanıyor aklımdaki salıncakta.. ha geldi ha gelecek.. bitmesin gece.. güneş geldiği vakit tüm …
“Alev alev yanıyorum, buzlarım çözülüyor aşka..”
ne zamandır dinlemiyormuşum bu mucizeyi.. ellerini hatırlattığı için büyük ihtimalle.. ve yaşananları.. yarım yasak bir elmayı.. geç kalınmış aşklar havuzunun biri dolduran biri boşaltan iki musluğu olduğumuzu.. kesirli haneler.. acıyor içim.. parçalanıyor.. gözlerim kaynıyor.. pişmanlık, umutsuzluk, inançsızlık, aldatılmışlık, aldanmışlık, can yakan tüm duyguları yüklenmiş kalbim.. …
uykumun orta yeri, düşünün ayakları altında.. en savunmasız halimde yapışıyor canıma hayalin.. karşı koyamıyor, değiştiremiyorum.. yarı ölü gibiyken çıkıyorsun karşıma.. ağlayarak uyanıyorum.. yoksun….
öyle gerçeksin ki gözlerime bakıp başkalarını anlatırken.. üstelik alaycı bir gülümseme sermişsin dudaklarının üstüne.. kumar oynuyorum diyorsun.. bir elinde sigara, gözünü gözüme dikmiş konuşuyorsun.. “istanbulda” diyorsun.. “oldu bir …
Şimdi kar altında, senden kalan her ne varsa…
boş evler gibiyim.. eşyaların üzerini beyaz kılıflarla örtmüşüm.. koyu vişne çürüğü parkelerimi toz kaplamış.. ayaklarımın izi kalıyor, kapıdan perdelere kadar yürüdüğüm yol boyunca.. tek hamlede sonuna kadar açıyorum salonun camlarının üzerine boylu boyunca uzanan perdeleri.. gözleri kamaşıyor duvarlarımın.. yedi yıllık uykusundan uyanıyor evim.. havada …
bugün kırığım.. kanatsız, ayaksız kaldım.. uzanıp tutunduğum yerden kanayarak ayrıldı avuçlarım. soru soramadım. dolayısıyla cevaplanmadım. bir kaç süslü, teselli desenli cümleyi alıp koltuğum altına, tavla gibi kapattım aklıma sığdırdıklarımı..
düş, saydam ve kırılgan bir tabakaydı belleğimin kırsalında.. düşürüp küçük küçük parçalara ayırdılar.. ses yok.. bunu sadece yazıyla yaptılar.. bekle(t)mek çin işkencesinin …
herkes uyuduktan sonra uyanırım.. gözlerim kahve kavanozunda saklanır.. ellerimle budarım gövdemi.. ayaklarım çoktan toprağa bağlanmıştır.. kökümün kokusu taşar dallarıma.. yapraklarımda kelimeler açar.. güneşe karşı doğmuşum.. herkes bir ağızdan söylediğinde anladım: ben gerçekten buymuşum..
akşam sefası gibi, öğleden sonra başlıyor ruhum yaşamaya.. perdeler dost.. karanlığın şefkatli yüzü örtüyor kasvetimin üzerini.. yalnızlık ilaç …
İstanbula benziyor bu sabah Kurtuluş Parkının ıslanmış, islenmiş yeşil çimleri.. demiryolunda ray döven tren, sanki florya istasyonundaymış gibi deniz manzaralı duruyor.. Köroğlu’nun ıslak yolları, esmer bir körpenin uzun örgülü saçları gibi sırtına dökülüyor.. Cebeci’de otobüs bekliyor siyasal öğrenciler.. Yenimahallenin eski müstakil evlerinin bahçesinde elma ağaçları hala yaprak döküyor.. Yağmur değince Ulusa sanki yüzüne Aksaray’dan bir parça renk düşüyor..
Ayrancı yokuşunun …
yüzünden bronz bir renk düştü, gökkuşağının çıplak tenine.. dağıldı renkler kuşaktan kuşağa.. doğuştan dedin yüzümün aynada bıraktığı iz.. geçip duruyormuş vefat eden babadan doğmamış toruna.. ince kadife çizgili bir yüzdün sen, sırtımda uyuya kalan.. akıl sağlığımı sorgulayan.. bastığı yerleri toprak diyerek geçen.. kim olduğumu bilmeden, kim olmadığımı öğrenen.. aç karınlı bir düştün sen.. …
Bencil bir adamım.. ağırlık merkezindeyim dünyanın.. benim etrafımda dönsün istiyorum herşey.. göz önünde olmalı ve onu almalıyım.. başarı hırsı mı yoksa başarısızlık korkusu mu beni kamçılayan? kendini beğenmiş.. ukala.. uzak duruşlu, yakın nefesli, yüksek basınçlı, adam akıllı.. beklediğim her şey aslında benim ertelediklerim..
beni bana sorsan, “değişik” derdim.. sevmesi, sevişmesi, uyanması, bakışı, …