..Ardıç Gölgesİ..
herkes uyuduktan sonra uyanırım.. gözlerim kahve kavanozunda saklanır.. ellerimle budarım gövdemi.. ayaklarım çoktan toprağa bağlanmıştır.. kökümün kokusu taşar dallarıma.. yapraklarımda kelimeler açar.. güneşe karşı doğmuşum.. herkes bir ağızdan söylediğinde anladım: ben gerçekten buymuşum..
akşam sefası gibi, öğleden sonra başlıyor ruhum yaşamaya.. perdeler dost.. karanlığın şefkatli yüzü örtüyor kasvetimin üzerini.. yalnızlık ilaç gibi geliyor kalabalığıma.. dakikalar damlıyor bir bir kadrana.. saatler birikiyor.. aşınıyor hatıralar.. zaman, tanrının ilk mucizesi.. unutmama yardımcı oluyor her şeyini..
ardıç olmalıymış benim adım.. hem uçmalı, hem kök salmalıymışım.. servigiller familyasının uzaktan bir akrabasıyım.. tohumlarımın yere dökülmesi yetmiyor çoğalmama.. çimlenmeye hasret kalmışım.. dallarıma bez bağlayın.. tütsüleyip saklayın dileklerinizi..
maskeler ardındayım.. yüzlerce yüz altındayım.. kendimi kendime sakladım.. çok incittiniz beni, ne yapayım.. sevdim.. sevdiğimi terk ettim.. özledim deli gibi.. ama ona söylemedim.. bilmedi tutuştuğumu.. duymadı orman boyu dallarımdan sarkan uğultumu.. sandı ki mutluyum.. sandı ki onsuz daha mesutum.. benzersiz izler bıraktım ardımda.. deniz gören sanrılarım vardı; toplayıp kaldırdım hepsini üstünde İstanbul yazan bir sandığa..
normal gözüken anormal insanlar bütününün, bir parçasıyım.. ve anlamıyorum, ben neden böyle olmak zorundayım? sevdiklerimi acıtmaktan zevk mi alıyorum? korkuyor muyum yoksa unutulmaktan? bu yüzden mi her kabuk bağladığında seni yeniden kanatmam? bu yüzden mi azap içinde kıvranıyor vicdanım? bu yüzden mi titriyor omuzlarımda günahlarım?
aşkı ben buldum. önce suyun kaldırma kuvveti gibiydi.. sonrasında yer çekimi kanunu.. ihaneti ben icat ettim.. sonra sana öğrettim.. hadi şimdi kendi silahımla vur beni.. ödeşmenin vakti, çoktan geldi..
beni bir ardıç ağacının altına göm.. gündüzleri ziyaretime gelme.. mutlaka beyaz giyin.. ay ışığını fazla bekletme..
yorum yazabilirsiniz: