..Stenbolê..
soğuk girdap gibi içine çekiyor beni.. camla pencerenin arasına sürtünen rüzgar kısık sesle bir ıslık çalıyor.. sarı ışık altındayım.. gölgem duvarıma düşüyor. yeni sevişmiş gibiyim seninle.. kokun parmaklarımdan akıyor.. çıplağım.. omuzlarım masaya sarkmış. sabah bir tehdit gibi sallanıyor aklımdaki salıncakta.. ha geldi ha gelecek.. bitmesin gece.. güneş geldiği vakit tüm hayallerim ıslanıyor..
saman kağıda düştüm.. sayfalar altında kaldım. mıknatıslı bir kitap ayracı olmak istedim birden.. sevdiğim yazarın kelimelerinin üzerini örten.. komik fikirler geliyor aklıma.. acaba Tanrı insanı geri dönüşümlü mü yarattı? bizleri topladığı bir kutu, sonra erittiği ve yeniden ürettiği bir fabrikası var mı? dönüşüyor muyuz bir birimize?
soğuk.. uzun zamandır karşılaştığım en nazlı kış.. bir türlü dökmüyor içini.. hep kaçıyor.. pamuk kokuyor derken, gri bulutları çekip üzerine sırtını ankaraya dönüp uyuyor.. nemsiz.. kupkuru.. ağız dolusu buğu.. kendimce ısıtmaya çalışıyorum geceyi.. ama yetmiyor..
tütsüle beni hayat.. mühürle.. etrafımı dikenli tellerle çevir.. dik başlı cümlelerle donat.. insanlarla çevir dört bir yanımı, bedenim kalabalık denizinde bir ada gibi kalmalı.. dört tarafı insanlarla çevrili beden parçası.. ölç beni.. günahlar giydir.. soy.. acıt.. içime yakışır biçimde ısıt.. beni yeniden insan yap hayat..
Van Gölünün kıyısındayım.. ayak altımda köpürüyor soda.. kendimi ankarada bıraktım.. kar altında toprağım.. ay sallanıyor semada.. göl çalkalanıyor.. yıllar önce yaşamış gibiyim sanki bu şehirde.. beni ıslatan bu soğuk bir yanıma tanıdık geliyor.. sanki akrabalarım varmış bu kentte.. insan oğlu işte.. herşeyi vaktiyle yaşadığını sanıyor..
elimdeyim.. kendimi topluyorum yatakta.. hızlı ısınıp hızla soğudukça çöl açacak yakında odam.. beni kime dönüştürmeyi planlıyorsun Tanrım? kimi münasip gördün hücrelerime? adına kader dediğin yazıtları alnımın neresinde saklıyorsun? bazı kullarını neden sevmiyorsun? üşüyorum.. uykum geliyor.. önce dondurup, sonra neden yakıyorsun..
Trabzondayım.. bir pide evinde, fırına en yakın köşede.. deniz kokuyor oturduğum masa, tuttuğum kaşık, masada boş duran bardak.. akşam üstüyüm.. yağmur birazdan karşıma oturacak.. ergenlik çağını atlatamayacak bu deniz.. ne zaman baksam hep dalgalı hep köpüklü.. hep sinirli hep içine kapanık.. karadeniz.. yosun eksem, ağacın çıkar mı ankarada?
Stenbolê.. eski işhanlarının büyük ve geniş ahşap kapıları geldi birden aklıma.. tarih çekirdeği.. düş kenti.. kadın kokulu.. uykusuz şehir.. lalelideyim.. gün bitti, yatsıya yaslandı saatler.. turuncu gökyüzü kar serpiyor turuncu şehir ışıklarına.. salep, tarçın ve sen.. belki bir de sigara.. ocak sonu boğaz kenarında..
şehirler geçtim.. otel odaları biriktirdim hafızamda.. beyaz havlu ve çarşaflar.. güzel yüzlü anlar.. sıcak ve berrak anılar.. hepsini ömürle törpüleyip, özenle bütünledim.. sen misin yoksa geçtiğim şehirler mi özlediğim? çok düşündüm.. ama bilemedim..
Sürekli içimde hissettiğim sıkıntı, huzursuzluk, anlatacak cesaretimin olmadığı duygular. Bu yazı ile sanki hissettiklerimi hissetmiş ve yazmışsınız. Keşke ben de olduğum yerden biraz olsun uzaklaşabilseydim, en azından aklımda…