..Bir Duble HayaleT..
yaz gelir.. tüter burnunda ağladığın adamın kokusu.. hatırlarsın.. sevdiği şarkıyı.. söylediği türküyü.. gülüşünü.. yüzünü.. saçını.. gündüz gölgede kalan yanların, gece yakamoz gibi parıldar.. hayaletine bir isim koyarsın sevdiğin adamın, ve onunla sevişmeye başlarsın; üstünde mini, göğüs kısmı dantelli, ince bordo geceliğin.. seni sever hayaletin..
koku.. tadı anımsatır.. tat dokuyu.. doku varlığı.. parça parça yaşlanırsın.. tane tane bükülürsün.. ter dökülür göğüslerine.. nefesini tutarsın.. kıvranır karnın özlemiyle adamının.. yanarsın.. yoktur artık saniyesi aşkın.. ağlarsın.. attığı düğümü çözemezsin.. öyle sevmiştir ki seni vaktiyle, hep sevecekmiş gibi sayıklarsın.. öyle güzeldir ki varlığı, kahve kokusu gibi.. uyanmak.. öyle güzeldir ki uykulu gözleri.. uyandırmaya çalıştığın günleri özlersin.. içine bir hayalet çekersin..
yaz gelir.. susarsan gider.. elleri tanıdık güzellikte.. dudakları altın rengi.. kızgın yağ gibidir.. bilirsin.. huysuzdur üstelik.. ama huyu kurusun aşkın, her haliyle seversin.. kavgasıyla.. dövüşüyle.. tuzuyla.. ruhuyla.. öyle öğretmiştir sana sevmeyi çünkü.. öyle sevmişti seni.. o yüzden o kadar rahattın onun yanında.. kırk yıllık adamındı o senin, daha yirmi beş yaşında.. seni olduğun gibi bilmişti.. yüzünü.. enseni.. göbeğini.. ayaklarının kırmızı kıvrımlarını.. bacaklarını.. sırtını.. uykunu..
söz gider.. yazı utanır.. yüz dökülür.. kalp bilenir.. keskin sirke, küpünü sindirir.. dert çekilir.. insan en çok kendisine direnir.. kanat çırp uzağına.. arala gökyüzünü.. baş ucunda duruyor mu resmi? rujlarının hemen yanında.. tutturulmuş bir kıskaca.. kaldırdın mı yoksa? kandırabildin mi duvarlarını? sevmişlerdi onun sesini oysa.. daracık yatağın.. genişlemişti.. nehir gibiydi akarken üstünden.. köprü gibiydi süzülürken sen altından.. aşıktı.. o yüzden korkardı içine boşalmaktan……
hayat… sabun köpüğü gibi sönüyor ellerini yıkadığın lavabonun deliğinde… üflediğin boşluklar, dolmayacak nefesinle.. çektiğin siyah beyaz resimler.. kabartmalı.. turuncu işlemeli halleri hatıraların.. unutma meleğim: aşk, kapıda en fazla beş dakika bekler.. ama can, aşkı ömür boyu beklemeli.. bilmeli.. boyun eğmeli.. savunmamalı.. karşı koymamalı.. açmalı koynunu.. saatler kurmalı sonsuza.. susmalı…
00:17… ellimde doğmamış çocuklarımın kokusu.. sigara istiyor canım.. yalnızım.. yüzümde doğacak çocuklarımın gürültüsü.. aklımda bir dünya dolusu harita.. onların içinden seçiyorum vucudunun hatlarını.. insanlardan arınmış yüzeylerimiz kalmış benim aklımda.. terliyorum.. bir bardak sıcak, karabiberli süt gibi kokuyorum.. nane çayı demliyorum cezvemde..
sana seni anlatmakla geçiyor harflerim.. kaybediyorum bazen.. bazen karıştırıyorum kendimle.. başa dönüyorum.. sona bakıyorum.. girişip gelişip sonuçlanıyorum.. göğe çevir yüzünü.. sil.. yeşile bak.. maviyi ayıkla.. içinden geldiği gibi ağla.. geçer dese de herkes, bu acı geçmeyecek.. geçti desen de sen herkese, geçmediğini herkes bilecek.. aşk için meleğim.. aşk için.. daha çok kan dökülecek..
yaz gelir.. eskiciler toplar; orak boyu sararan otları.. güneş sabahlığıyla çıkar yazlık evinin asmalı balkonuna.. yastığınla barışır aradığın cevaplar.. uykuya çok yakışır, sonrasında iş olmayan sabahlar.. gün geçer.. söz biter.. iz kalır.. kör topal da olsa büyür içinde mevsimler.. geçmese de acısı, merak etme sızısı diner.. dar yokuşlar buldum kendime.. geniş kaldırımlar.. istemiyorum ruhumu.. bana şu her zamanki hayaletten ver.. şimdilik yeter..
24 şubat 2010 -akrep:1 yelkovan: Ben-
yorum yazabilirsiniz: