..ElyesA..
önce sigaramı yaktım; sonra ismimi değiştirdim.. artık başka bir isim bulmalıydı yüzüme bakanlar.. ya da ben başka bir isme dönmeliydim çağırıldığımda.. tıpkı bir kılıf gibi düş geçirmeliydim artık kendime.. saklamalıydım keskin yanlarımı.. gece boyu hayal içinde dönmekten sıkıldım çarşafsız kanepenin bacaklarımı yakan kadifesinde. asansöre bindim.. tepegözünü çıkardım hayatımın.. dışarı bakıyorum, yeni adımın penceresinden.. benim için küçük, insanlık için büyük adım..
farklı bir isim olmalı.. ilk seferde anlaşılmamalı.. ama üçüncü tekrara kadar direnmemeli insanların kulaklarına.. daha önce duymuş olmalılar bir yerlerden.. ama o kadar eski olmalı ki hatırlamak için gözlerini şöyle bir kısıp düşünmeliler: acaba nerden?
yeni bir isim vermeliyim kendime.. sonra mesaj olarak atmalıyım telefon rehberimdeki herkese: -yeni ismim “Elyesa” beni böyle kaydedin lütfen bundan sonra.. Dağılmalıyım.. garipsenebilir.. ama aldırmamalıyım.. eğer hoşuma giderse bu oyun, her yıl yeni bir isim alırım kendime isimler sözlüğünden.. uğurlu gelir belki.. belki yeni bir ben olurum, hiç çaba sarfetmeden..
Elyesa’yım artık. gök yeşil, ırmaklar mor.. benim kendi dağlarım var, kar yağan yerleri siyah etekleri cam gibi parlar.. çam ormanlarım var yazın solar, kışın çiçek açarlar.. dört mevsim yeşil kalamaz benim dünyamda hiç bir canlı.. yaşayan hiç bir şey, bir diğerine üstün olmamalı.. Elyesa’yım ben.. yüz içinde yüz büyütürüm. can içinde canan.. aşktan anlamam.. sevişmem.. çoğalmam.. eksilmem.. bencil yanlarım olduğu doğru, ama kendimi kimseden esirgemem.
iki yaş küçüğüm kendimden. benden hızlı koşuyor takvim. hiç uyumadığım günleri bir sayıyorum sonra ki günle. günün miladıdır uyku. uyku yoksa değişmiyor bende tarih. saat birimim farklı insanlardan. altmışa bölmüyorum, yirmi dörtle çarpmıyorum hiç birşeyi.. en küçük birimim nefes.. aldıkça yaşlanıyor, verdikçe gençleşiyorum..
meleklerim var sıcak sıcak.. susamlı bir cehennemim. kırbaç dolusu köleliklerim.. beni zebaniler bulmuş cehennemin kapısında, ve bir kazanda büyütmüşler. ne annemi tanırım, ne babamı.. cennetin en üst katındaymış onlar.. ben ateşin evlatlığıyım.. işte o yüzden: her türlüsünü bilirim günahın..
ciğerlerim için duman getirin bana. biraz da şarap.. eski aynaları toplayın duvarlardan.. yeni yüzümle donatacağım güneşi yeni baştan.. dünya ışık tutuyor yüzüme.. kamaşıyor boğazım.. öksürüyorum.. midem yemek boruma saldırıyor.. artık eski dünyamdaki gibi düz yatamıyorum.. aç gözünü Elyasa.. senin için kapkaranlık bir hayal büyütüyorum..
bembeyaz kağıtlarla kapladıktan sonra yalnızlığımı, boya dolu kaplara soktum ayaklarımı. biri mavi. biri kırmızı. sonra koşmaya başladım kağıdın üzerinde.. izlerimi izlesin birileri! aynı izlere aynı ayaklarla basamayacağım dönerken.. sağım sol olacak, solum sağ.. değişecek belki kalem tutan elim.. belki farklı bir yoldan gitmek isteyeceğim.. iyi bakın izlerime.. yüzlerce ilk isim.. binlerce harf, sıkıştırılmış ilk heceye.. beni iyi tanıyın.. eski benin işi kalmadı sizlerle..
uyandım.. Elyasa değilim.. saçlarım gri, gözlerim aynı kahverengi.. terlemişim.. ama bacağımı yakan çarşafsız kadife sahici.. yüzüm asık.. alnım sinirli.. sanırım sodayla yıkanmalıyım yoksa yutacak beni midemdeki asit seli.. peki ya Elyesa? nereye kayboldu acaba.. sordum günlerce.. soruşturdum.. o artık bir efsaneymiş.. dediklerine göre bazen görülürmüş aynada.. evden çıkmadan biraz önce.. eve girdikten az sonra..
yorum yazabilirsiniz: