..Kinya’stanbuL..

ihraç fazlası sevgiler, toplanmış bir sepette.. bağırıyor bir kadın: “ne alırsan bir ömür!” zararına aşklar pazarında.. tezgaha sıralanmış kalpler.. atıyorlar durdukları yerde.. eskisi, yenisi, kullanılmışı, sıfırı, antikası.. aşk içinde her yer.. bekleyeni, özleyeni, kavuşanı, ayrı kalanı, pillisi, saatlisi, üstüne basınca konuşanı, el çırpınca dans edeni bile var..

sen hiç yalnız kaldın mı İstanbul’da? uyandığında yatağın içinde kitap bulabilecek kadar büyük bir yalnızlık ama? otel odaları hayattan soğutuyor tek başına kalan müşterileri.. düşman oluyor adama çift kişilik yataklar.. televizyon izlemeyi bilseydim keşke diyorum böyle zamanlarda.. başka bir insan yüzü daha olurdu o zaman odada.. ekranda bile olsa..

hiç duvar saati gördüğün oldu mu bir otel odasında? ben de şimdi düşündüm.. müşteriden zamanı gizlemeye mi çalışıyorlar acaba? dolapta var mıdır dersin bir akrep yelkovan? nereye sakladılar kim bilir sensiz geçen dakikaları.. yok hayır.. yatağın altında da yok.. sakladıklarına eminim! rengi değişiyor çünkü gecenin.. gittikçe koyulaşıyor mavisi İstanbul’un.. on milyonluk şehir! hangi yakasındasın benim olduğum kıtanın? kandırmışlar nufus memurlarını.. kimsesi yok bu taş toprak altının..

allahtan dalga sesi var.. bir de yarım saatte bir gelen banliyo treni.. kağıt var.. bir de kalemin kağıda değdikçe çıkardığı kaşınma sesi.. kurşun harfler.. kara kalem kelimeler.. ahşap kapılar.. cam çerçeve yalnızlıklar.. sıcak su var.. her sigaradan sonra altına girip arındığım.. güzel kadın resimleri var aklımda.. daha önce bu odalarda beraber yattığım.. hatıralarda yaşayan insanlar, kabul etmeliler: artık yaşlandılar..

bizim zamanımız da böyle miydi İstanbul? topuk sesi eksik olmazdı aklımızdan.. sonra parfüm kokusu.. kadın senfonisi.. yaylı ve üflemeli vucutlar.. tüm şehri örtebilir bazen bir kadının teni.. İstanbulu bile.. sokak sokak gezdirebilir sana kendini bir kadın eli.. bir kadının sırtında tüm dünyanın  durduğuna şahit olabilirsin.. ve çocuklarım için diyebilir sana.. öyle hafiftir ki onun için dünya.. kamburu bile çıkmaz.. güler geçer.. seni kendisine hayran bıraktıktan sonra..

herkesin farklı bir şeyden açılmıştır şansı.. kiminin paradan.. kiminin yaradan.. kiminin aşktan.. kimi güzellikten.. kimi zekadan.. benim de şansım kalın perdeden açılmış : ) hangi otel odasına gitsem beş kat örtebiliyorum dünyayı.. üşümesin diye çektikçe çekiyorum perdeyi camın üstüne.. karanlık.. bir tek tuvaletin altından sızan bir demet ışık.. gölgesi yere düşmüş sandalye üzerindeki giysilerimin.. ayakkabımın teki kapının önünde.. teki yatağın dibinde.. kimse inanmaz bu yatağa tek başıma girdiğime.. yangın söndürme tüpü bile var odamda.. birazdan sıkıcam içime..

taze sıkma can.. aşk pazarında gezerken yorulanlar için.. bir İstanbul spesyali.. öyle güzel ihraç fazlası sevgiler var ki bu şehirde.. işlemeli.. el emeği göz nuru olan cinsten.. oturduğum yerden seyrediyorum güneşi.. eğilip öpecek birazdan denizi.. uzuyor odanın içinde gölgem.. duvar saatini saklamışlar.. ama 21:44 takriben.. bir geceden önce.. bir akşamdan sonra.. tüm İstanbul saklanmış benden.. elma dersem çık.. armut dersem çıkma! küçükken daha adildi herşey..  saydıktan sonra başlardık saklambaça.. büyüdüm.. yıllardır saklanıyorum.. bir allahın kulu gözlerini yumup da hakkıyla vakit tanımadı bana.. bağırmadı kimse “saklanmayan ebe!” diye.. saklambaç diyince aklıma geldi; sobelemek istediğim eski dostlar.. hepsi bir telefonun altına saklanmışlar.. ne zaman niyetlensem aramaya.. vazgeçiyorum sonra.. sobelemek istemiyorum kimisini.. saklandıkları yerde yaşasınlar.. sobelenmeden.. ebelemeden..

Sen hiç yalnız kaldın mı İstanbulda? bu şehir yalnız kalmak için çok büyük diye düşünürdüm ben yıllar önce sorduğunda.. ama şimdi o kadar küçük geliyor ki.. içine adam akıllı sığdığımdan.. doldurduğumdan yollarını.. tanıdığımdan bir kaç martıyı.. ben yaşlandıkça, gençleşti İstanbul.. şimdi on yedilik bir serseri.. selam versem, unutur söylemez evdekilere.. yüz çevirir yanımdan geçerken.. atmaya kıyamaz sigarasını, avucunda saklar konuşurken.. İstanbul.. ayıbın kaldı mı hiç senin?

gelmelisin.. duştan çıkmalısın şimdi.. havluya sarılmalı tenin.. açıkta kalmalı omuzların.. ve boylu boyunca uzanmalı ıslak saçların sırtının verimli ovalarına.. gülmelisin ben sarhoş sarhoş yatarken yatakta.. lütfen parkeyle tanışsın artık şu üstündeki havlu.. sen beni ıslat, ben kurulayayım seni.. ne olur gel.. sabah istersen yine gidersin.. bir saatliğine bile olsa gel.. altmış kere yelkovan.. bir kere akrep.. duvar saati bulacağım sana söz.. bir de aşk outlet mağazasından.. sen yeterki gel.. İstanbul nufusu on milyon eksik  sen yanımda yokken.. allah rızası için gel.. sayım memurlarını işten atacaklar yoksa.. gel.. gel.. İstanbul kalkıp ankaraya gelmeden.. gel.. İstanbul böyle değildi, sen yanımdayken.. gel.. bu yazı bitmeden..

(3) yorum

    3 kişi yorum yapmış

    • Pelin Bulut - Gravatar Pelin Bulut March 25, 2010

      Gidişin ölümüydü umutlarımın
      Güllerin yüreğimde can verişiydi
      Ufkumda her akşam hüzünlü ve dalgın
      Seninle batan ömrümün güneşiydi
      Ardında bir İstanbul bıraktın öksüz
      İçimde yokluğun ateşini yaktın
      Karanlıklar ortasında güpegündüz
      Gün gün yaklaşan bir şey var; ölüm mü ne?
      Değilse içimde bu ürperti neden!
      Dolaşan kim benimle deli divane
      Güzel olan herşeydi seninle giden
      Şimdi bütün hayallerim yoksul kaldı
      Gittin, BANA BU REZİL İSTANBUL KALDI ..

    • smr_ptl - Gravatar smr_ptl March 31, 2010

      sabah gözlerini açtığında ne yapacağını da bilemediğin ya da nereye gideceğini zor karar verdikten sonra ulaşım sorunu yaşayacağın, sosyal insan olmana rağmen kalabalık içinde yalnız kalabileceğin, paradoksal olsa da çok sevdiğim ama sürekli oturmak istemediğim bir şehir… seni çok özlüyorum İstanbul… ama sana kavuştuğumuzda da beni itiyorsun kendinden… ben sana arasıra uğrarım… sen de kimleri özlediğini belli etmiyorsun … asla seni kırmak istemem ama acı olsa da gerçek söylemek de bir özelliğim, çok sevdiğim birisi olsa bile…

    • stayaway - Gravatar stayaway July 6, 2010

      yazının ardından insanın “bu kadar yürekten çağırma beni” diyesi geliyo =)

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.