..Yabancı AşK.. vol.1
Mirandayı tanıdığımda yirmi yedi yaşındaydım. yeni gelmiştim İsrailden… dar bir apartman girişinde, altı yedi basamaklı merdivenin ilk basamağına bağdaş kurup oturmuş, sigara içiyordu göz göze geldiğimizde.. muhtemelen yaşça daha büyüktü benden.. otuz.. belki otuz bir.. saçlarını bir resim fırçasıyla toplamıştı.. siyah bluzu omuzlarından düşüyordu, kot pantolonu boya içindeydi.. öylece durmuş ona bakıyordum.. anlamadığım bir biçimde kilitlenmiştim.. sanki hipnoz ediyordu beni içtiği sigaranın dumanı.. ona doğru yürümeye başladım.. elimde fırından aldığım ekmekleri koyduğum poşetle beraber yolun yarısına kadar yürüdüm.. gözümü ayırmadan ona bakıyordum.. o ise ara ara bakıp ara ara kaçırıyordu gözlerini.. yolun ortasındayım.. arabalar içinde.. İstanbulun bir çok orta yerinden birinde.. yaklaştım.. kaçırmıyordu gözlerini benden. yürüdüm.. üç adım mesafesindeydim onun.. gözlerinde uzaktan görülmeyecek kadar ince çekilmiş siyah bir sürme vardı.. yakınlaştıkça beliriyordu çenesindeki ve boynundaki gelişi güzel dökülmüş benler.. gülümsediği an farkettim tek taraflı gamzesini.. ben yaklaştıkça gülümsüyor.. o gülümsedikçe ister istemez benim de yüzümde bir gülümseme beliriyordu.. nereye gidiyordum? ne söyleyecektim? neden gülümsüyorum? Tanrım ne yapıyorum ben? sigarasanı merdivende söndürdü… tam o sırada apartmanın içinde bir kadın sesi yankılandı -Miranda!! Miranda!! Nerde kaldın allahın belası? sesle irkildi.. hemen kalktı oturduğu yerden.. Tam gidecekken arkasına döndü birden ve: -”Senin adın ne peki?” dedi.. bir süre düşündükten sonra yarım yamalak bir isim çıktı ağzımdan -”Elyesa” dedim.. Ses onu çağırırken, gülümsedi. -”Bir eve iki yabancı isim fazla” dedi.. ve gitti.. onun kalktığı merdivene oturdum.. gülüyordum.. bir sigara çıkardım cebimden.. merdivende unuttuğu kibritiyle yaktım sigaramı.. öylece gülüyordum.. bana tuhaf tuhaf bakarak geçiyordu önümden ellerinde fileleriyle yürüyen yaşlı başı bağlı kadınlar.. Kalktım.. karşıya geç…………..
Neye bakıyor bu adam? insan bi’ saçlarını tarar ama ya.. aslında yüzü fena değil.. gülüyor mu? tuhaf bi’ tipi var.. kumral, kirli sakallı.. benden küçük galiba.. yirmi yedi.. bilemedin yirmi sekiz.. tatlı ama ha! keşke elindeki ekmeğin ucunu koparıp verse. aç karnına sigara içmekten nefret ediyorum! a aah! bana doğru mu geliyor bu? evet.. yani.. evet evet.. geliyor vallahi.. ne yapıyor o arabaların arasında? inanmıyorum! ”Mirandaa!! Mirandaaa!! Nerde kaldın Allahın belası!” zor bela kaçıyorum karşısından.. ne oluyor bana? Elyesa ne demek ya? O ne biçim isimmiş? Çok komik bi çocuk! offff! Kahretsin!! kibritim aşağıda kaldı.. “Annee bekle biraz! geliyorum hemen!” derken…….. herkes fren sesiyle irkildi.. tüm camlar.. tüm sesler.. başı bağlı yaşlı teyzeler.. merdiven başındaki kibrit.. asfaltın üzerindeki yol çizgileri.. arabanın ön camı.. etrafa ağır çekimde saçılan güneşle yüzleşen tarafları parıldayan cam taneleri.. o ses! kemikle kaportanın buluştuğu o ses! fren izi.. tekerleğin altında yatıyor erkek bedeni.. karşımdaydı ama az önce.. Elyesa! Elyesaaa!
sokak bir anda birbirine girdi.. sanki uzun yıllardır tanıyormuş gibi adama doğru koştu kadın! polisler.. ambulans.. bağıran, çağıran, koşuşturanlar.. Elyesaa! Elyesaa!! diye adamı olduğu yerde sarsan kadını polisler güçlükle ayırdılar.. ve hızlıca ambulansa alıp götürdüler yaralı adamı.. bir polisin omzuna vurmasıyla irkildi kadın: -Hanım efendi! Hanım efendi! Eşiniz mi bu bey?
-devam edecek-
yorum yazabilirsiniz: