..Yüz DönüM..
Şimdi yüz dönümlük sessizlik.. Kilometrelerce yastık içinde, ağrıyan başlar cennetindeyim.. metrekarelerce yalnızlık.. dört kere tuğlayla çevrilmişim.. sıvasız otel odalarım.. floresan ışığında kim bilir hangi esmer teni aradım.. şimdi yüz dönüm sensizlik..
harf ektin mi hiç aklına? bir harf seçip bekledin mi.. güzel bir kelime için yalvardığın oldu mu hiç tanrıya? boylu boyunca ne düşündüğünü anlatabildiğin bir cümle.. yazarken konuşur musun sen de ellerinle? parmak parmak üstüne atıp, şımarık kadın ayakları gibi sallar mı tırnaklarını sinirli sinirli? iç burkar benim ellerim.. sonra çıkar kağıt üstüne; oynar noktalama işaretleriyle.. noktalıyorum cümleyi, kestiğim yerden kanamasın diye.
sesini duydum.. bugün kandilidir kulaklarımın.. ibadet gibi heceler dudaklarını, yalnızlık kokan ağzım.. yokluğunun ilk gün mevlüdü.. kırk saati dolmadı henüz gidişinin.. sevişmeli mi? yoksa öylece durup izlemeli mi yanımda yatan düş yığınını.. bırak ruhunu altıma.. en acı yanlarınla kavrulmalı vucudum.. sus.. konuşmak aldatmaktır aklında sakladıklarını.. sesini duydum.. ibadet yeridir bugün kulaklarım..
aşık kadın yaralar erkeğini.. yazıya düşürür.. hangi satırı açsan çıkar karşına bir pişmanlık.. söz düşer.. aşk bilenir yalnızlığa.. sonra uzaklaştıkça kanar.. kan döker başka kadınlara yol aldıkça.. dokunursun.. ayak sesi boyuncadır sıcaklığı.. bilirsin.. fazla uzaklaşmış olamaz.. ne senledir aslında, ne bir başkasıyla.. bir başına yatıyordur muhtemelen, sıvasız bir otel odasında..
şimdi yüz dönüm sessizlik.. işitme kayıpları.. unuttuğum desibeller.. kulak kabarttığım teller.. şimdi hangi perdeye dokunursan dokun, bana sade içli bir ah ver yeter.. bu saatte hangi şarkıya düşsem, ağırlığınca toz kalkar.. kurumuş dal gibi notalar.. dokunduğunda ya kırılır ya yanar.. sessizlik.. çocukluğumdan beri kulaklarımın iştahını kapar..
sen şimdi her yerinde olabilirsin evinin yakınının.. belki bilmediğin bir yeri vardır aynaların.. kendi yarını, sabah üzerinde bıraktığın.. yarım aksak, topal burunlu yüzün.. aksayarak büyüyecek içinde.. her sabah bir parçasını bırakacaksın yüzünün, benim yaptığım gibi.. aldatmaya alışacaksın kendini.. bir gün doğacak ve anlayacaksın; artık sende yüzsüzsün..
ayılmamalıyım.. yaptıklarımla hesaplaşacak kadar cesur değil henüz aklım.. sarıl.. yüz yıl sonra uyandır beni.. en az yüz yıl uyumalıyım.. aynı yastığa sığarız.. belki o zaman ağrımaz başım.. oda servisine söyle vaktinde uyandırsın bizi.. bir asır sonra boğazda kahvaltı yapalım..
yorum yazabilirsiniz: