..Bir Beyaz Yelkenlİ..
iyice sar sarmala söyleyeceklerini.. birikmiş cümleleri tek tek topla içinin kırk odalı sarayından.. katlayıp kutulara koy ve “kırılacak eşya” yaz üzerine, okuyanın görebileceği her hangi bir yere..
söylediğin üzre;
tarihle tekerrür hep dönüşüp dururlar birbirlerine.. bazen savaşta.. bazen barışta.. bazen kimsenin bilmediği otel odalarında.. sevişirken savaşır, savaşırken barışır, barışırken ayrılırlar birbirlerinden.. tarihten ibaret olmak, ibret almak tekerrürden ve çaresiz sarılıp uyumak sonra, yaz sıcağında yün yorganına.. maşuğa yalnızlığını emzirmek kalır, yenik düştüğü tek kişilik siperinde.. yine… yeni.. yeniden..
göl kokan tatilin, karla kaplı çimenlerinde, ıslak ayaklarla yürümek isterdim; dağlarla çevrelediğin yatağın içinde, senin göğüs hizanın benim kafesime dönüştüğü yerde.. soğuk içindeyim.. iyice sar sana söylediklerimi.. aşkla ödeştik biz.. onun bizi acıttığı kadar, bizde aşkı acıttık.. hesap soracak hakka sahip değiliz..
bana beni söyleme.. susma.. sevdiğim kelimeleri çalma radyoda.. okumadığım yazıları ezberletme.. kendi alfabende yeni harfler büyütüp, verasetini bana bırakma.. diş bilediğin satırlar, yarım bıraktığın elmadan çıktılar.. şimdi geçip karşıma, canımı acıtmak için uğraşma..
başka bir erkekle yatıp, “oldu bir kere” demiştin ya bana.. yarım ağız, ama tıka basa dolu gerçek harflerle.. dediğin gibi; bir kere olmuştu işte.. tekerrüre açıktın artık, benim vakti zamanında binip uzağına açıldığım yelkenliye.. oldu bir kere.. kaç gün yankılandı dersin kulağımda? kaç kez hayal ettim sence o bir kereyi? ama öylesine kolaymış işte… ölesiye zor sanılan, ihtimal enflasyonundaki o uzak gemi.. batmıştı işte..
susuyorsun.. aslında sadece sustuğunu sanıyorsun.. konuşsan bu kadar acıtamazsın ki zaten.. avaz avaz yakıyorsun.. iç geçire geçire uzaklaşırken ben, sen hala aynı rüzgarın koynunda, kendi hayatının yelkenine yol arıyorsun.. gittiğin yolu, dönerken ben; karşılaştık işte yine seninle yeniden.. gitme diyeceğim.. ama biliyorum.. rüzgarla doldu mu yelken, laf dinlemez oluyor dümen..
tarih, tekerrür, aşık ile maşukla birlikte eriyik halli bir deniz kıyısındayız.. renkli balıklar içinde bir beyaz yelkenli.. uzaklaşıyor ufkumuzda.. susuyormuş güya.. hem konuşup, hem gidiyor aslında.. dilerim tanrıdan dönmez geriye.. çok üzülecek yoksa, denizinin kıyısını bomboş bulduğunda……
Giden hep tadında kaldı, yarınına sarıldı, hep unutulmadık yarım yaşanmıs aşktı.Yolun açık olsun ,biz aşkı aşktan daha çok sevdik sevgilim. Hep uzakta ,sonsuzluğa doğru giderken sen, bilmezsin ömrüme girdin mi bir kere, ölünceye kadar sevgilimsin. Dedikleri gibi ayrılıkta aşktan sevgilim. Git ,git de bir veda et mesela öp alnımdan,kokla şaçımdan. Sessizce beyaz yelkenini açmadan.
Git ,git de arada bir sesimi duy mesela,belki söyleyemem ne kadar özlediğimi, gittiğin sehirlerdeki yağmura. Arada yüzümü gör mesela ,dostça ,aşkça,eskice , ne dersen de. Ama zehir gibi özleminle bırakma.
Ne kadar siyah olsada hersey, ben beyaz yelkenimi açıp rüzgara, uzaklaşmak istedim hep . Hiç başamadım, yapabileni hep kıskandım.
Yolun açık olsun kokusu burnumda,yaşayamadığım.