..ZamanlamA..
uyumadan az önceydi, yüzünü düşündüm son bir kez.. gözlerini.. yanaklarını.. dudaklarını.. gümüş kokan bir üzüm bağında, çakıl taşlarıyla döşenmiş toprağın üzerinde, ıslak üzüm taneleri gibi; kendini güneşe bırakmış bronz tenini.. sonra aklıma şarap içişin geldi.. dudaklarını birleştirip, kırmızıyı tekrar tekrar tadışını düşündüm.. şarabın başı dönene kadar onu bardakta sallayışını.. ve kalan izlere fal bakar gibi bakışını.. gülümsedim.. uyumadan az önceydi..
sen beni en son ne zaman düşündün acaba? az önce mi? yoksa bir kaç gün geçti mi? sahi hafta sonları evde tek kaldığında, pazar günleri mesela, cam kenarına oturup hiç bekledin mi beni? ya da ne bileyim; işe gittiğinde bir sabah.. senden önce orda olup seni bekliyor olmamı istedin mi? arabandan indiğinde, uzakta bir yerde seni izliyor olduğumu düşündün mü hiç? sanki sana bakıyormuşum, sanki o gün beni görecekmişsin gibi giyindin mi hiç sevdiğim o diz üstü etekleri? en son ne zaman düşündün sen beni? en son ne zaman, “son defa düşünüyorum” dedin kendine, benim kendime dediğim gibi?
biliyor musun, bazen hissedebiliyorum beni düşündüğünü.. kulak çınlaması mı dersin, göz dalması mı, yoksa sadece tuhaf bir ürperti mi.. ne dersin bilmiyorum ama bazen içime doğuyor işte.. gözlerim doluyor sonra.. hem gülümseyip hem silebiliyorum gözlerimi.. gülümseyebilmek.. üstelik ağlarken.. belki sen de ağladığın içindir, aynı anda güldüğümüz günler gibi.. şimdi aynı anda ağlayabilmek.. sana bir sorum var: söylesene, aşkta en önemli şey nedir?
gün ağarıyor.. son defa düşünüyorum seni.. uyumadan biraz önce.. uyudun mu diye düşünüyorum en çok.. tuhaf sorular geliyor aklıma: meselaaa, seni uyandırabilir miyim acaba düşünerek?.. garip güçlerim varmış gibi geliyor bazen.. sanki benim elimdeymiş gibi: senin uyuduğun uykunun kaderi.. uyandığını hissettiğim oluyor ara sıra.. uykudan uyanmış, mutfakta buzdolabının sadece geceliğinden dökülen bacaklarını aydınlatan sarı ışığının altında soğuk su içerken mesela.. yutkunma sesini bile duyduğum oluyor bazen.. bardağı tezgaha bıraktığında çıkan sesi de.. sonra çıplak ayaklarının yere yapışıp yerden ayrılışını da.. yürürken dokunduğun koridordaki duvarı da.. sen, odana girdiğinde burada olsaydı keşke dedin mi hiç benim için? dedin mi hiç sarılsaydım keşke maymunuma diye? yastığından yorganından nefret ettin mi? beni düşündün mü hiç uyumadan az önce? kaç kere, son kez düşünüyorum dedin kendine?
güneş beni çağırıyor.. perdeyle kapasam da kulaklarımı, yine de aydınlatıyor içimi bu beyaz çağrı.. duş almalı, giyinmeli, kahvaltı edip yola koyulmalıyım.. çok işim var bu sabah.. bu öğlen.. bu akşam.. bugün cuma.. bu gece dışarı çıkacağım.. rakı içeceğim.. sonra gelip uzanacağım yatağıma.. sarhoş başım bardağındaki şarap gibi dönerken, ben seni düşüneceğim.. tıpkı dün gece gibi.. ya da bir önceki.. “son kez düşünüyorum” diyeceğim kendi kendime.. sonra doya doya düşüneceğim seni, ellerini, yüzünü, dudaklarını.. nasıl olsa bu son diye..
Sana bir soru sormuştum hatırlarsan.. en başta yanlış yaptığımız için, en başa yazdım cevabını.. bir filmde buldum bu cevabı.. “komedide en önemli şey nedir?” diye soruyordu bir adam komedyen olmak isteyen yiğenine.. hiç duraksamadan bu cevabı verdi yiğeni.. hala gülümseyerek ağlatabildiğine göre; düşündüm de: bizim aşkımız da güzel bir romantik komediydi..
vurucu….
kesinlikle doğruları içeriyor…
hep en son diye diye tekrarlanıyor…
evet evet, kesinlikle çok güzel bir yazı olmuş bu
tebrikler