..Her MezaR..
soluk benizli sahiller, kumla doldurulmuş insan suretleri, dalga boylu kalabalıklar içindeyken herbirimiz; güneş bin dereden su getirmemiz için zorluyordu bizi.. dünyanın yuvarlak olması dışında; uzaklaşırken yakınlaşıyor olmamızı açıklayabilecek hiç bir gerçeklik bulamıyorduk.. senle aynı güneşin ayrı ışınları altında üşüyorduk.. sen bir denizde, ben bir iskelede, aynı ıslaklık ayrı ayrı dökülüyordu üzerimizden.. şimdi ikimizin de elinde iki silah, aklımızda tek kurşuna yakışacak onlarca hatıra.. hadi çek tetiği, ikimizi de kurtar.. birimizin ölmesi, yetecek diğerinin yaşamasına..
gittiğim her yerde ölü bir sen bıraktım.. tatil kasabalarında, girdiğim rüyalarda, yürüdüğüm yollarda, uzandığım çift kişilik yataklarda.. girdiğin her mezar, öldüğünü sanıyordu senin.. öldü diyordum çünkü; başka kadınlar yüzümdeki izlerini sorduğunda.. gittiğim her yerde ölü bir sen bıraktım.. kıldığım tek namaz, senin cenaze namazındı.. girdiğin her mezar, her kefen, her musalla taşı öldüğünü sanıyordu senin.. öldü diyordum çünkü, seni tanıyan herkes bana yokluğunu sorduğunda..
ahşap bir sandal.. tek kürekle ilerliyor dalgaların içerisinde.. beyaz çift kişilik bir yelken.. salınıyor tek kişilik gölgesinin üzerinde.. tek tek aşılıyor verilmiş sözler.. yaşlanan onca hatıra, gençleşiyor tetiği her çekişimde.. tek kürekle döne döne ilerliyorum senin cennetine.. dalgalar sen kokuyor.. rüzgar eflatun küllerini savuruyor yelkenimin üzerine.. ıssız bir adaya gitmek istiyorum.. senin bilmediğin üç şeyle birlikte..
gittiğim her yerde ölü bir sen bıraktım.. her bir hatırana bir kurşun, seni hatırlatan her cümleye bir nokta, yüzünü içime seren her dokunuşa bir tokat.. öldürdükçe seni, gençleşiyordu kaderim.. daha büyük bir hırsla dökülüyordum kaynar kadınların üzerine.. daha büyük izler bırakıyordum.. o kadar iyi öğrenmiştim ki acıyan yerlerini.. kırk yıllık bir katil gibi, enselerine iliştiriyordum nefesimin en keskin yerini.. kurbanlık vucutlarındı onlar senin.. her biri ayrı bir teknede yol alıyor olmalı şimdi..
elimde bir silahla, seni gördüğüm her yere ateş ettim.. cümlelerce kovan döküldü satır aralarına.. tek tek vurdum güneşten arta kalan her gölgeni.. seninle yaptığım her yanlış için, bir doğrumu öldürdüm.. her kadının senli yanlarına vuruldum.. hep aynı parfüm kokusuydu, maktüllerimin üzerindeki.. aynı saç rengi.. aynı yüz ifadesi.. aynı kırık tanışma.. aynı bronz madalya eteklerinin altındaki.. aynı ses dokusu.. aynı alaycı gülümseme.. aynı aşk.. aynı gözyaşı gözlerinde.. aynı kadını, aynı yerde.. defalarca aynı kişiyle.. aynı dudaktı adamın sakalındaki.. aynı çarşaf aynı sırtın altındaydı..
sen beni aldattın.. ben gittiğim her yerde ölü bir sen bıraktım.. senin kurbanlık vucutlarındı onlar.. aynı aşka yaklaştıkları için aynı nefretle vuruldular.. şimdi girdiğin her mezar, ölü sanıyor seni.. sen beni aldattın.. ben gittiğim her yerde, ölü bir sen bıraktım..
öldürmek çözüm olmuyor, ölmek gerekiyor… ölemiyorum..