..Kendi İçindE..
ışığın altında unuttuğun, eski bir gölgenim ben senin.. kırmızıda geçtiğin her sokak.. yeşilde durduğun her cadde.. kendini ezdiğin her meydan.. vicdanını kırbaçladığın her bakış.. bana verdiğin tutuksuz yargılı her söz.. gözlerinin dibindeyim; burnunun kenarında.. içine akan benim.. dışın kupkuru olsa da..
böyle yaşamayı sevdiğimi biliyorsun: hüzün içinde.. kırık sözlerle birlikte.. limana hep uzaktan bakan, saçı sakalı beyazlamış bir yelkenliyimdir belki de.. sigortalı yalnızlıklar içinde, gündelik telaşlara bile aşktan daha fazla önem verdiğim doğrudur belki de.. düşündüm de haklısın: gördün mü bak şimdi bir yıldız büküldü içimde! haklıydın: senin cevherin bendim.. boynuna inci diye döküldüğümde.. şimdi yüzüm taşıyor maskelerinin içinden.. biliyorum: son zamanlarda en sık söylediğin yalan “benim”.. söylesene: dişlerin kamaşıyor mu hala, ismim içlerinden geçtiğinde?
hadi üfle ve söndür tüm sokak lambalarını.. hadi uyumaya çalış.. hadi önce sağa, sonra sola, sonra tavana dik gözlerini.. hadi cenin gibi kıvrıl.. hadi dön.. hadi kalk bir sigara yak.. sonra tekrar gir koynuna.. sıcak mı teni? ısıtıyor mu seni? ter kokuyor mu eve geldiğinde? çok çalışıyor mu beyni? gidişimden daha mı değerli evine gelişi? söylesene nasıl gidiyor düğün dernek işleri? her gece geliyor mu? hastalıktan çok korkarsın sen.. ilaçlarını karıştırmadan veriyor mu? sevebiliyor mu insan gibi? hayvan gibi sevilmek incitir seni.. köpek gibi özlenmek korkutur.. it gibi sarılmak istersin de, hayatın tasması boynunda bir erkek gibi asılı durur.. çocuklarını koruyor mu senden? hadi bana istediğim gibi küfretsene.. böyle yaşamayı sevdiğimi biliyorsun: aşşağılık bir huzursuzluk içinde..
sen hangi eserimde geçiyordun benim? hangi kitabımın astarıydı gözlerin? her yerini yayınladım mı acaba sana yazdığım kelimelerin? mürekkepsiz yanın kaldı mı dersin? söylesene, ben artık senin olmayan bir güzel miyim? bana hala güzel der misin? dudağına tükürsem sevişirken, sesimi içine çeker misin? gözümü diksem gözünün içine.. “öyle bakma” der misin.. yine gülümser, yine bekler, yine bana benzettiğin eski şarkıları sever misin? hadi küfret bana.. s.ktir git de.. duymak istiyorum.. tekrar tekrar üzerine basa basa söyle.. s.ktir git kin & yas de..
bir avuç bilye gibi her tarafa dağıldı sözler.. kırık beyaz bir sayfa, altın varaklı bir sonla döküldü zarfların içine.. ben büyüdüm.. binlerce doğum günü geçti üzerimden, sen yaktığım mumlara üflediğinde.. (söylediğin kadar lezzetli bir işmiş anlaşılmak..) küçük hediyeler aldım kendime.. küçük not defterleri.. renkli kalemler.. kırmızı kalemle- kokulu silgi bile aldım.. kara kalem insanlar, pastel yüzler, tükenmez kederler.. bunlarla büyüdüm ben.. binlerce doğum günü geçti üzerimden, sen yaktığım mumlara üflediğinde.. böyle yaşamayı sevdiğimi biliyorsun: çarşı pazar bencillik içinde..
düzeyli ilişkicikler, öğle üstü güneşinde; uslu kediler gibi kuyruklarını karınlarının altına alıp, kibirle mırıldanırlar.. bu beni bozar.. köpek gibi sevip, it gibi özlediğim için; tekmelesen de gitmeyeceğim.. ama istersen; bana küfredebilirsin.. en kirlisi: en temizidir aşkların.. yüzümün aydınlığı gölgeleyecek karanlığını.. sana durup uzaktan bakacağım.. önce gözlerin sonra etin kamaşacak.. sıcak bir ah çıkacak ağzından.. kor demir gibi boynumu dağlayacak.. çok uzağından geçeceğim hayatının.. kuyruklu bir aşk bu, gözlerini kapattığında kirpiklerinden tuzlu bir yıldız kayacak.. işte o an bir dilek tut sevgili.. sonra üfle bütün sokak lambalarını.. son bir soru (ne olur affet merakımı) acıtacak belki biliyorum ama, yine de söylesene: kapıyı mı çalıyor, yoksa var mı kendi anahtarı?
Yüreğine sağlık dostum, yürekten kopan harika nağmeler…