..Etek SarI..

bir pavyon sandalyesi üzerinde, seni sevdiğim yaştayım.. kırmızı kadife masa örtüsü, sarıp sarmalamış kederimi.. kavunun koynuna uzanıp kalmış kara salkımlı bir ak üzüm.. bir parça peynir eğmiş boynunu, tabağımın kıyısında.. boğuk yaralı, buğuyla kaplı, uzunca havalı bir ses, genizden çıkıp çarpıyor kulaklarıma.. düş kurusu döküyorlar, sahnedeki yaralı kadınların başından aşağıya.. kemanın derdi teline vurmuş.. notalar damla damla dökülüyor kemancının omuzuna.. masamın kırsalında uzanmış yatıyor; üçü ölü, biri ağır yaralı ince belli rakı bardakları.. gecenin karanlığından faydalanıp kaçmak istiyor sarhoş başım, gel gör ki etrafım hatıranla sarılı.. canım sıkkın.. sigaran var mı?

öğrenmenin en kolay yolu tekrar etmektir demişti lise birdeyken, eşinden emekli bir lise bir hocası.. bir pavyon ortasında alkol makamında türküler eşliğinde, rakı demlenirken ruhumda, bedenim tekrar ediyor sevdiği acıları..  niye ağlamış benim zülfü siyahım?  göklere ermiş mi ki feryadım ahım..  kamil olmanın sırrıymış; aşkta daimi olmak.. alışmış artık kışın sonuna gönül; ne de olsa bu da gelir bu da geçermiş..  niye  feryad etmiş divane bülbül?  bir can için, can serinden geçer miymiş? gönül bir buse istemiş nazlı yarinden, bu bayram olmazsa, kurbana kalsın demiş..

bülbülün üzerinde bir mahalle baskısı.. herkes bir ağızdan yalvarıyor, “ötme bülbül, ötme bülbül!”..  ama kimse anlamıyor, derdi derde katan bülbül değil.. canı yanmış bülbülün.. özlemiş, terketmiş gülü.. sonra gün olmuş; zalım felek, sineme dokunmuş.. taş sanmış yüreğimi.. bülbül-ü şeydadan geçmiş- baykuş sesine kalmış teselli..  dert yüklenmiş, ahh çekmiş ağam..  ağıt dilemiş..  giderse o yare de bir gün bir haber, yar da yanar o zaman demiş..  yine de altın kafese koymuşlar, kimse bülbülü dinlememiş..

duvarlarına yazı yazdığın odam kireçtir benim.. yüzüm eskisi gibi güleçtir benim.. soyunup da giriyorsun ya el koynuna.. acım, ilacımdır benim.. hangi taşa sarıldıysam, boşa çıktı emeğim..  kürkümü giydim.. dergahımı ardıma serdim.. ben sevdim, eller aldı.. güz gelinliğin, kefenimdir benim.. artık kireç tutmuyorum; kumumu katmadığın için.. sevdan geçmiyor başımdan; sarılıp yatmadığım için..    

bir pavyon sandelyesi üzerinde, seni sevdiğim yaştayım.. en az gözlerim kadar yaşlıyım.. ağır yaralıydı ya hani son bardağım.. acı çekmesine göz yumamadım.. hem hesabı hem de son bir türkü istedim garsondan.. bizden olsun hocam dedi bu sefer.. hesabı ödemezsen, sarhoş olamazsın dedim.. hesabımı ödedim, türkümü dinledim:

 etek sarıydı.. sen etekten sarı.. kurban olurdum ben sana.. kanımı sürerlerdi beydağının karına..  sordum, soruşturdum: yarin kimdi? ben sormadan, döküldü dolu gibi.. bir gömlek diktirdim kolu düğmeli.. eğilip öptüm hatırandan..  herkes kaderine boyun eğmeliydi..  

 

http://fizy.com/#s/1ahtln

 

(1) yorum

    1 kişi yorum yapmış

    • weasel - Gravatar weasel October 12, 2010

      Erzurum’un da yağısı güzel ,neyleyeyim amman,içimde bir kız gezer, nenen ölsün.
      Sarı gelin.Suna yarim.

      Türküleri çok sverim. Elinize sağlık.

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.