..Yalnızlık Öğretisİ..
tarifi imkansız ezgiler içindeyim.. sesin harf olmuş tel tel dolaşıyor damarlarımda.. kurşun bir yalnızlık çizilmiş avuç içime, alnımaysa kara kalem bir gurbet.. içi geçen sayısız yolcudan biriyim, otobüs garajlarında kandırıyorum kendimi, sesleniyorum ruhuma: “ha gayret”.. bir valiz dolusu kağıt, bir sırt çantası boyunca kelime.. yürek dolusu hatıranla beraber, bir sessizlik konçertosu.. omzumun başına bir keman getirin, dudak arkama bir bardak ılık su.. ellerimle yiyeceğim kederimi.. kemiklerini ayıkladım kaderimin.. hayatımın az yağlı yanı, senin tabağında kaldı.. tarifi imkansız ezgiler içindeyim.. yüzünden bana, aklıma sapladığın o bakışın kaldı..
hatıran yağıyor dışarıda.. yarı açık tüm camlarda sen varsın.. toprak sen kokuyor.. eve kapandım bugün.. oturdum selini izliyorum. nasıl da akıyorsun gözlerimden sokaklara.. nasıl da seviyorum göğsümde açtığın yarayı.. hatıranı, itinayla saklıyorum senden.. bir gün beni özleyip dönersin diye ölesiye korkuyorum.. gün olur her şeyini bırakıp ”geldim!” dersin diye içim çıkıyor yerinden.. biliyorsun, hangi yüzyılda gelirsen gel, ben seni reddedemem.. benimki sadece bir ayrılık müsveddesi.. onu da yırtar atarım, olur ya bir gün düşerse evim yoluna.. her halinle kabul ederim seni diye korkuyorum.. belki bir saat sevişebilmek için seninle.. belki yarım saat.. belki on beş dakika.. korkuyorum işte.. düzenciğimi yerle bir edecek diye günün birinde gelişciğin..
şimdi bembeyaz yavru bir ikindi, yürümeye çalışıyor anasının memesine doğru.. emecek ki akşam karanlığında parlasın dişleri.. ikindi besledin mi sen hiç evinde? büyütüp bir ikindiyi kaşmir karası bir gece yetiştirdin mi kendine? hiç bir gece, kendi mahsülün olan zamanın tadını vermez sana.. doya doya yaşarsın dakika dakika yalnızlığını.. saniye saniye damlar karanlığın kadranına tuzlu saatler.. sonra gün doğar gecenin bacakları arasından.. sırtını ısıtır ince sarı sıcak bir sevgili.. yüzünü okşar akşamdan kalma rakı kadehleri.. yemyeşil bir sabah çiçek açar pervazında.. eğilir toplarsın gün ışıklarını saksıdan.. bir küçük umut bulursun kendine.. oyalanırsın beyaz bir ikindi doğana kadar işte..
tarifi imkansız ezgiler içindeyim.. koskoca bir konser salonunda, sahnenin üstündeyim.. elimde kelimeler, yüzümde kesik çizgiler.. hınca hınç dolmuş koltuklar.. her bir koltuğa bir hatıran oturmuş.. istanbuldan gelenler var.. ankaradan.. boludan.. amasradan.. denizliden.. bodrumdan.. hiç üşenmeden kalkıp gelmişler kelimerimi izlemek için.. dost yüzlü hatıralar ön sıraları paylaşmışlar.. güldüğümüz zamanlar kulise geldiler oyun başlamadan önce.. seni sordum.. önce durdular bir iki dakika.. sonra yine gülüştük işte.. kalabalık bir sessizlik orkestrası eşlik edecek bana oyunumda.. öyle güzel çalıyorlar ki suskunluğu.. sesim tam oturuyor yalnızlığın perdelerine.. ve işte sahnedeyim.. açılıyor perde.. ben ışıklar içindeyim.. seyirciler karanlık altında.. sahne tozu gibi kamaşıyor aklımda hüzmeli saatlerin.. ve başlıyorum oyunuma: Yalnızlık Öğretisi..
yer gök alkış.. defalarca sahneye çağırıyor hatıraların beni.. ağlamış kimisi, kimisi şimdiden bir daha ne zaman geleceğini düşünüyor.. sahne titriyor resmen.. perdeler soluk soğuğa.. defalarca selam veriyorum hatıralarına.. papatya fırlatıyorlar sahneye.. ıslık sesleri.. ışıklarını açmışlar salonun; bazı hatıraların yüzleri gün gibi aklımda.. en ön koltukta, boş bir masa.. gözüm takılıyor sana ayırdığım yerlere.. yoksun hiç birinde.. keşke gelseydin.. keşke bilseydin.. görseydin.. ne güzel anlatıyorum seni herkese.. ne kadar naif.. ne kadar flu.. ne kadar üzeri kapalı, altı örtülü.. dinleyen mest oluyor, anlatan aşık.. alkış içindeyim sevgili.. kelimelerin ellerimde, bir sahne taburesi üzerindeyim.. bir oyun yazdım senin için.. hem yazdım, hem yaşadım.. begendin mi?
sevmek seni.. canla başla uğraşıyorum kirletmeyesin bunu da diye.. emek veriyorum özlemin için.. alın terimde duruyor gözlerin.. kendi halimde kendimce gün be gün geliştiriyorum hasretini.. her gün yeni bir parça ekliyorum uzağına.. seviyorum ben böyle sensiz yaşamayı.. aklımda canlandırmayı.. kirletmeden seninle hiç birini, steril eldiven takıp gözlerinin düşüne dokunmayı.. aklımın en güzel yerindesin sevgili.. beynimin içi yatak, beynimin içi yazlık iki katlı bir ev, beynimin içi bodrum milas turgut reis.. şizofren bir birlikteliğimiz var artık.. hem yok hem varsın.. hem unutuldun hem aklımdasın.. ama temiz bir ikindi.. ama kalabalık bir konser salonu.. tarifi imkansız ezgiler içindeyim.. suskunluk konçertosu.. yalnızlık öğretisi.. sessizlik orkestrası.. seni böyle sevmek, aşkların en sağlıklısı..
cok guzel her okudukca gozlerim yasla doluyo tesekkur ederim boyle guzel hikayeler icin