..Dünyanın Merkezİ..

Aşk en büyük devrimiydi dünya halklarının.. silahsızlanmayla başladı her şey.. her dinden her ırktan eli çiçek tutan her adam ve kadın sevmek için göğüs göğüse sevişti, yeni ve özgür bir klan için.. toplu doğumlar planlandı.. binlerce kadın bir araya gelerek yeni oğullar emzirmek için tek tek kanadı.. hayatı çevreleyen, evrimleşmeyi planlayan her döngü kısırlaştırıldı. İdeal dünya, değişkenlerden arındırılıp, bunun yerine berraklaştırılmış ihtimaller eklenerek; ademle havaya yeniden sunuldu..

Maskeler toplatıldı insanların yüzlerinden.. herkese samimiyet nişanı takıldı.. mükemmel bir dünya yarattı insanoğlu.. öyle ki; tanrı gözlerine inanamayacaktı. Özenle seçilmiş duygular, günde beş kez ahirden evvele süzülerek serpildi ademoğullarının yüreklerine.. Artık her toprak kutsal, her insan öncelikli ve özellikli idi. Hayat; yeni minareleriyle birlikte uzaydan bile göz kamaştıracak bir parlaklıkla yükseliyordu.. Mükemmel dünya, kusursuz bir devrim planıyla değişiyordu.

Kansız ilk devrim için sıvadılar yüreklerini.. düşünce bazlı bir eylem planlamalıydılar.. öyle bir duy(g)u geliştirmeliydiler ki öz güven yaratmalı, dik durmalı ve eylemin omurgasını taşımalıydı. Çıplak bir kral lazımdı onlara… balçıksız bir güneş; klavuza ihtiyacı olmayan bir köy.. hep bir yürekten işe koyuldular.. yaşanmış ve tanınmış gerçekleri topladılar önce.. tanımlanmış her türlü iyi duygu, duygulanım, düşünce, eylem ve objeyi bir araya getirip vektörel toplamlarını aldılar… düş ve iş güçlerini birleştirdiler.. mükemmeliyetçiliği gelecek nesiller için yetiştirip, insan doğasının bir bileşeni haline getirdiler.. ve işte o gün.. tek ve en büyük hatayı yaptılar: insan genomuna  mükemmelliyetçiliği işlemiş oldular. Mükemmelin milliyetçiliği standardize edilemeyeceği için, değişebilir yapıdaki insanlara anlaşılmaz bir yük bindirecekti.. mükemmeliyetçiliğin getirdiği tahammülsüzlük, evrenin değişim planının önünü tıkayacaktı.. dünya mükemmel olmaya çalışırken; salt pembe;  toz griyle tanışmaya başlayacaktı..

Yıllarca arınmaya çalışan insanlar, arıtıldıkları düşünceleri unutamadılar.. çekirdeklerinin merkezindeki kalıtımsal özellikler baskılanabildiyse de asla silinemedi.. kutuplaşan duyguların, kontrast renkler gibi farklı bir uyum oluşturduğu gerçeğiyle karşılaştılar.. her duygulanımın bir diğer kutbu, her tadın bir doyumu, her doğrunun bir yanlışı, her düzün bir tersi olduğunu fark ettiler.. her doğan ölecekti. Her yanan sönecekti. Her başlayan bitecekti. Aslında her şey çiftiyle yaratılmıştı. Her şey bir tamın yarısı, her yarım iki çeyreğin anasıydı.. kendi içlerinde birbirlerine  dönüşen duygulanımlardı sadece insanların yaşadıkları.. katıksız doğruyu ararken; henüz müstakbel devrim hazırlıkları yapılırken; dünyanın pislikleri yer altına süpürülürken, yanlışın tadını özlediğini fark etti insanoğlu..

Yanlışın tadını, günahın adını, huzursuz heyecanları, kısa alanda yaşadıkları dar sevgileri hatırladılar.. Geçmişte bunlardan haz almıştı insanlar. beyaz kadar siyahı; pembe kadar kırmızıyı; tatlı kadar ekşiyi ve acıyı sevdiklerini anımsadılar.. gümüş şamdanların mavi alevleriyle süslediği, altın suplalı masalarda yenilen yemeklerden sıkıldılar.. ekmeğin arasını, yol üstü lokantalarını, kokoreç tadını özlediler sevgi dolu pembe dünyalarında kusursuz devrimleri için çabalarken..

Ne mutluluk, ne iyilik, ne de başarı.. kısacası günlük duygulanımların hiç birisi steril değildi. Parfüm kokuları birbirine karışan insanlar bir müddet sonra kendi kokularını aramaya başladılar. Standart bir mutluluktansa opsiyonel acıları tercih edecek kadar sıkıldılar düzlükten.. rutin darlıkları oluşmaya başladı evrimin.. tek fikirlilik dümdüz bir gelecek getirecekti devrimin çocuklarına.. tek doğrulu yönler, çok yanlışlı alternatifleri özletiyordu. Kendi yapısını, kendi evrimini inşa etmeye çalışırken öğreniyordu insanoğlu..

İnsan, seçilmiş yaratılandır. Seçmeye programlanmıştır. Çifte duygulanımlarla karşıt yargıları deneme yanılma yöntemiyle tanımlar; kendi doğrusunu kendisi seçer.. kendi bildiği yanlışı yapmaktan zaman zaman içten içe bir haz bile alabilir. Mutlak düzlükten, asal doğruluktan, bilinçli ya da bilinçsiz olarak sıkılır. İnsan, yaratılan en yaratıcı ırktır. İyiyle kötüyü- doğruyla yanlışı; siyahla beyazı, barışla savaşı, aşkla sevgiyi nefreti; kaçak çay tohumlarıyla yasal tatları harmanlar gibi karıştırır. Her insan kendi aromasını çıkartır hayatının.. hijyenik bir kader yazılmaz hiçbir insanın alnına.. günahsızlık mümkün değildir, peygamber mertebesinde olsan da..

Devrim, insanlar daha fazla evrimleşemeyeceği için yapılamadı. Dünyanın eğrisiyle doğrusuyla, savaş ve barışla, ölümle kalımla, iyiyle kötüyle, kısacası zıt kavramların kendi içinde yarattığı denge sayesinde evrenin yörüngesinde döndüğünü anladı. İnsan, farklı tatlar arayan; ayrı seçim hakları isteyen, kendi hayatında kendi söz hakkına sahip olmaktan hoşlanan bir ırktı. Standardize edilen her türlü kavramı sindiremezken, bir yandan da her türlü kavramı bir standardizasyona bağlamaya uğraştı. Dünya varolduğu günden itibaren hep kendi yaptığını yıktı.. ama sonuçta ne olursa olsun; öz bilinci hür iradesi ve özgür düşüncesiyle varolmaya çalıştı.

İnsanları sınıflandıramaz, salt duygulanım göstermesini bekleyemez, birey bazında hükümler aldırtamazsınız. İnsanların steril çerçeveler içinde yaşamasını bekleyemezsiniz. İnsan hata yapmalı, kirlenmeli, terlemeli, öğrenmeli, öğretmeli, düşünmeli, dönüşmeli ve ancak kendi istediği yönde ilerlemelidir. Savaş çıkaran da barış imzalayanda, yöneten de yönetilen de, eğitimlisi de cahili de, iyi niyetli olanı da olmayanı da.. iyilik kadar, kötülük de tat katar dünyanın sosuna.. önemli olan dengedir. Bozulmaması gereken asal konu yörüngedir. Yapılan seçimlerle ortaya çıkacak değişimin sınırını denge ve yörünge belirlemelidir.

Kısacası dostlarım: hiçbir özgürlük bağımsız, hiçbir doğru yanlışsız, hiçbir insan günahsız olamaz.. yaşadığımız dünya, birey dengesine bağımlıdır. Kendi yörüngesine hakim olan insan, dünya yörüngesinde de pay sahibidir. Yaşanılan kötü olaylar, hatalar, yapılan yanlış seçimler aslında hayatınızın tuzu- biberidir. Yokuşsuz hayat, cefasız sefa, hüzünsüz mutluluk, acısız aşk yapaydır.. zorluklardan zevk alın.. yanlışlarınızdan ders çıkartın ve onu tecrübeye dönüştürün. Kendinize kızmayın dostlarım.. dengenize, yörüngenize, yönünüze sahip çıkın.. alternatif görüşlere açık olun.. hoş görülü olun ama yapılan her şeyi hoş görmeyin.. kararlı olun, ama yeri geldiğinde kararınızı değiştirebilin. Özgür ve hür iradenizle hareket ederken, özgürlüğün sadece size verilmiş bir hak olduğu düşüncesine kapılmayın. Hür fikirli, hür kalpli olun. Söylemek istediğinizi söyleyin, sevmek istediğinizi sevin. Vicdanınızı anayasanız gibi taşıyın yanınızda. Kendinizi ve düşüncelerinizi süzgeçten geçirmeden, başkasını eleştirmeyin. Dostlarım, dünyanın merkezi, ayağınızın altıdır. Değiştirmek istiyorsanız, lütfen önce dünyanın merkezinden başlayın..

 

 www.blogdergisi.com

(3) yorum

    3 kişi yorum yapmış

    • ayb - Gravatar ayb October 4, 2010

      ne mutlu anlaşılana/anlatabilene!..
      ne mutlu bilginken bilge olabilene!..
      SELAM tüm bilgelerin üzerine olsun…

    • elif - Gravatar elif October 4, 2010

      Çirkinlik, güzellik, vahşet, saldırganlık, saflık, masumiyet…hepsinin karmaşasıyla bir denge buluyor hayat. Saçmalıkla anlamlılığın yan yana gelmesiyle bir şeye benziyor, senin de anlattığın gibi. Bu biraz doğanın düzenden uzak düzeninde saklı bir şey sanırım. Devamlı ve düzenli bir yolda ilerlemektense, hep eğik, eğimli ve şaşırtıcı olanı seçiyoruz.

    • Su - Gravatar Su October 7, 2010

      İnsan, yaratılan en yaratıcı ırktır. İyiyle kötüyü- doğruyla yanlışı; siyahla beyazı, barışla savaşı, aşkla sevgiyi nefreti; kaçak çay tohumlarıyla yasal tatları harmanlar gibi karıştırır. Her insan kendi aromasını çıkartır hayatının.. hijyenik bir kader yazılmaz hiçbir insanın alnına.. günahsızlık mümkün değildir, peygamber mertebesinde olsan da…

      Yüreğinize sağlık : )

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.