hep aynı fotoğraf.. her defasında farklı çerçevede.. hep aynı yere asıyorum.. her defasında farklı çiviyle.. hep kıl payı kaçırdım ben aşkı.. benim aşk hissem hep kıl payı kadardı.. sesler büyüttüm yatak odamın pencere kenarlı saksılarında; ama onlar hep sessizlik açtı.. küçük hayallerim vardı.. suya düştüklerinde hep büyük fırtınalara yol açtı.. ben küçük, miniminnacık, …
yüzümü yağmurdan sakladım.. yorganın altındayım.. yastık kokuyor suratım.. gün ışığının altına bıraktım; aklımda yer kaplayan, gölgene acıkmış tüm kavisleri.. susadım.. bir bardak yağmur suyu alabilir miyim camından? kızdım kendime sonra, sustum.. sanki bana ulaşmaya çalışıyormuşcasına bir hisse kapılıyorum böyle susayıp/ sustuğum zamanlarda.. bu yüzden sıkı sıkı kapatıyorum evimin perdelerini.. sanki bir ses çıkacakmış gibi oluyor içimden, …
i used to be ile başlayan binlerce cümle kurabilirim sana. binlerce kez değiştirdin mi yoksa binlerce kez değiştirdim mi senin için? tek harflik bir fark yaratmış olabilir misin acaba? sözler kuruyor, kelimeler dökülüyor girdiğin cümlelerden.. söz azaldıkça artıyor bakışmalar. bana bir dudak mesafesinde duruyor hüznün.. bir kez öpsem, bin kez …
(artık omuzlarına çok uzak, küt saçlı yalnızlığın..)
tel tel düştüm bir saz perdesinden,
saçının bir karışlık pervazına..
kasım sonlarında, pastırma kokuyor ankara..
küçük ağızlı kadınlar geliyor hatırıma..
adamın canını sıkıyor,
bu fevkaledenin fevkinde yalnız;
harikulade bi- çare;…
girdiğim her yol yalnızlığa çıkar benim.. organlarım, ciğerim, tırnaklarım.. saçlarım yalnız uzar, sesim yalnız kısılır, içim yalnız kırılır.. hangi çatı altında, ahşap bir yığın bulsam / hangi tende biraz tuza bir dirhem ter bulasam, serilir içimin yelkenleri; yanıp tutuştuğu fırtınaların üzerine.. naz nedir bilmem, oyun oynamam, göz süzemem.. öylece seyrederim …
her türlü gizemine sahibim batık ve antik bir kentin.. gözleriyim mesela, pastel renklerle yüzüklere boğduğun parmaklarının.. başımı boynumdan ayırdığında, sular altında kalacak nefesim.. kaynayacak içim.. yakacak bir kadın için delirecek nefsim.. iç gıcırtısından bile huylanacak karanlığın beyefendisi.. çuval çuval sözcükler bir hırsızın sırtında tüm şehri gezecek; ağzımdan çıktıktan hemen sonra.. …
kalın mavi perdelerini çekip hayatın, ahşap yüzler çıkarttım kendime dünyanın tornasından.. bacaklarını düşündüm gece boyu, iç terimi topuklarına bıraktım. evler büyüttüm parmak uçlarımda. bir sürü sır sürdüm dudaklarına. ağır aksak bir martı kanadı gibi, çığlık çığlığa şimdi rüyam.. taş duvarlı bir tren istasyonunda yalnız bir mendil /ya da/ yüzlerce çocuğun elinden geçmiş ağlayan bir çocuk oyuncağı gibiyim.. inan …
ten paletinde, bir ton açığınım ben senin.. bir boy açığında, devreder gözlerim seni ufuklara.. kaderim sahiplenir, kederim göz kulak olur yokluğuna.. sesimi giydirip süslerim sevdiğin şarkılarla.. saçlarım taşlanmış kır parçalarıyla dolanır parmaklarına. sen beni seversin, ben beni sevmeni akşam olduğunda.. aklımız kavuşur gerçeğe.. gerçekler demlenir, hayallerimiz ateşte durdukça.. yüzümüz buruşur.. iyi niyetlerimiz burkulur.. sen …