..PaspasıN AltındA..
yüzümü yağmurdan sakladım.. yorganın altındayım.. yastık kokuyor suratım.. gün ışığının altına bıraktım; aklımda yer kaplayan, gölgene acıkmış tüm kavisleri.. susadım.. bir bardak yağmur suyu alabilir miyim camından? kızdım kendime sonra, sustum.. sanki bana ulaşmaya çalışıyormuşcasına bir hisse kapılıyorum böyle susayıp/ sustuğum zamanlarda.. bu yüzden sıkı sıkı kapatıyorum evimin perdelerini.. sanki bir ses çıkacakmış gibi oluyor içimden, korkuyorum, hiç olmadık bir anda ağzımdan düşüreceğim bir gün ismini..
yüksek topuklarında hayatımın, ince bir sesle yürüyorum homurdanarak.. her adımda yankılanıyor ayağımın altında adın.. senin kendine göre bir yerin var hayatımda, hazinemden çalıp kendi üzerine tapuladığın.. sevdiğim her şeyden sıkılıyorum zamanla: dökülen yaprakları toplamaktan ya da uyumaktan yalnız başıma.. “bana yalnızlığın anahtarını çoğaltır mısın?” demiştim ya; cevabın hala duruyor kulaklarımda: “gerek yok, kapıyı her çaldığında açarım ben sana”.. dün bir an estin aklıma.. geldim dayandım düş kapına, saatlerce çaldım zilini.. ne bir not vardı kapıda, ne de bir iz camında.. “az önce çıktı(lar)” dedi komşuların.. anladım ki yalnızlık, kilit değiştirmiş benden sonra..
beni anıyor musun acaba? geliyor muyum acaba hiç aklına; saat şarabın yarısına vurduğunda? hangi şarkıyı hatırlatıyorum sana/ya da hangi şarkı hatırlatıyor beni sana? öyle merak ediyorum ki bazen yaşantını.. ev halini.. yüz şeklini.. ellerini.. evini.. hepsi yerli yerinde mi? keyfin sarkıyor mu hala gündüz uykuna? sesin oturuyor mu hala en sevdiğin notaların boynuna? peki ya sevgilin? doyabilmiş mi acaba sana?
ara sıra dokun kadife kumaşlı, ıslak ve yumuşak hatırıma.. çınlat o öptüğün kulaklarımı.. bir iki cümleyle bile olsa, bir şekilde ulaştır bana varlığını.. beni uyarmalı, beni harekete geçirmelisin.. bir kaç kelime dökmeliyim.. ve sevmeliyim senin ardından söylediklerimi.. sessiz ve derinden, bir kaç damla yaş düşmeli gözlerimden.. bir yadigar fotoğraf/ bir emekli gülümseme/ bir kıdemli ayrılık.. severim hüznü bilirsin.. arada sıra sarıl yazılarıma, sonra koyver gitsin..
akıl sağlığım, ruh pervazım, kış güzelim, emekli yanım.. sanma ki unuttum, sanma ki göründüğüm kadar vefasızım.. yalnızlığın anahtarını çoğalttım, paspasın altına bıraktım.. ne zaman istersen gel gir aklıma.. bıraktığın yerde duruyor olacak herşey: terliklerin kapıda/ geceliğin yorganın altında.. hayal hanemin prensesi, ne sorgula ne de anlamaya çalış bu halimi.. ben böyle kabul ettim/ sen de böyle sev beni..
çok beğendim.teşekkür ederim.aşkı herkes bir şekilde yaşıyor.anlatırken farklılaşıyor her şey.siz aşkı çok farklı yaşamıyorsunuz belki ama çok güzel anlatıyorsunuz.