..Tek HarF/ Tek KurşuN..
hep aynı fotoğraf.. her defasında farklı çerçevede.. hep aynı yere asıyorum.. her defasında farklı çiviyle.. hep kıl payı kaçırdım ben aşkı.. benim aşk hissem hep kıl payı kadardı.. sesler büyüttüm yatak odamın pencere kenarlı saksılarında; ama onlar hep sessizlik açtı.. küçük hayallerim vardı.. suya düştüklerinde hep büyük fırtınalara yol açtı.. ben küçük, miniminnacık, ufak, zarif ve naif bir çocuktum sen beni bulduğunda.. şimdi saçlarıma hep beyazlar kaçtı..
aynı fotoğraf.. ahşap kokulu merdivenlerde, tarçın kokan çayda, gül güzeli ile uyandığın sabahta.. böyle iç ferahlatan bir çift gözlükle günaydınlaşıp günahlaştığında.. sevmek bahar olur, içimin hazan aylarında.. bir kaç kırığın vardır karnende, ama ortalamadan tuttururursun hayatı, takdir- teşekkür getiremesen de.. haylaz bir yanı vardır içindeki adamın, dışındaki öyle usludur ki; ortalamadan tutturursun adamlığı sevdiğine gül bahçesi vadetmesen de..
hep aynı fotoğraf.. kese kağıdı renkli zemin üzerinde, altın varaklı bir çerçeveyle sarılı, yedi renkli eşarbıyla düşünmeye çalışan bir arap kızı.. seyrediyor evimin içli dışlı/ beyaz ışıklı/ apliksiz aydınlığını.. serilmiş ayağının altına Urartular’ın tam doksan dokuz hayvanı.. bir çift insan, ellerinde bir çift yaşamla; baş koymuşlar avizesiz hayatın yüksek kanepelerine.. seviyorlar birbirlerini, sevilmek en az sevmek kadar, nasıl da yakışıyor birbilerine olan benzerliklerine..
dudaklarımı yaktım.. bir miktar öpemeyecek, bir kaç gün konuşamayacağım.. sesimi özleyebilirsin ama dudaklarımın yokluğuna dayanamamalısın.. yine de öpmelisin şiş’e yazan genzimi.. yanağımın kıyısından geçmeli, sesimin berisinden su içmelisin.. beni sevgi kültürünün en aristokrat aşkıyla sevmeli, en alaylı ateşiyle öpmeli, en emperyalist kalkanlarıyla korumalısın.. ben senin ömür yarın olmalıyım, sen benim öbür yarım..
hep aynı fotoğraf.. her defasında farklı çerçevede.. hep aynı yere asıyorum.. her defasında farklı çiviyle.. ben içinde binbir renk, binbir koku, binbir tat taşıyan; değişik, egzantrik, portatif, manuplatif, endotermik bir adamım.. gülen yanlarımla ağlar, ağlayan yanlarımla susarım.. parmağıma gül değer kanarım, boynum kesilir yaşarım.. bazen bir köşeye kaparım içimi; bazen bir köşeden yedi düvele sarkarım.. herkes gibi: kendimi herkesten farklı sanırım.. oysa; herkes farklıdır zaten kendinden.. kendi’si olan, herkesle bir tutmaz kendini zaten..
hep aynı fotoğraf.. bir kadın oturmuş izliyor gözlerini.. gözleri yalan söylemeyi, bebeklerinden öğrendi.. laz kızı, kürt gelini, şark çobanı.. bir satır, bir paragraf, bir aşk, bin ayrılık getirir insana.. bin kere seversin bir kere aşık olabilmek için.. binlerce ararsın sonra, aldığın o tek seferlik hazzı bir kez daha duyabilmek için.. olmaz.. değişmez.. geri gelmez.. aşk tek kurşundur silahta.. rus ruleti gibi döner durur şakağında..
şimdi aşk fotoğraflarda, yazıda.. şimdi aşk paragraflarda.. şimdi aşk noktalama işaretli, imla kurallı, dil bilgili.. yazdıkça çoğaltıyorum seni.. bölünerek çoğalıyorsun cümlelerimin içinde.. kadının kalemi ketumdur; yazmayabilir erkeğini.. ama bence okumalı her kadın, kendini yazan erkeği.. hadi, şimdi de sen oku: içinde sen olmayan bir harf bulabilir misin kelimelerimde?
tek kelimeyle süper…
beni sevgi kültürünün en aristokrat aşkıyla sevmeli, en alaylı ateşiyle öpmeli, en emperyalist kalkanlarıyla korumalısın.. ben senin ömür yarın olmalıyım, sen benim öbür yarım..
Çok güzel bir yazı ,çok güzel cümleler bunlar
Yüreğinize hep sağlık ,çok sağlık