..KK..
biliyorsun, artık olmayacak telefonunda ne cevapsız bir çağrı ne de sitem dolu bir mesaj.. gecenin bir yarısı uyandırmayacak seni kimse, dilinde hiç duymadığın küfürlerle birlikte.. deli dolu kurşun saçması aşklar, saplanmayacak etine.. kanamayacaksın.. dilin değmeyecek kırılmış gönüllerin üstüne.. terli, tozlu, tuzlu hiç bir anı ilişmeyecek göğsünün üzerine.. ne dolu yağacak, ne de kırk ikindi yağmurları, gözlerinin gölgesine.. seni sana bırakıyorum.. azad ediyorum yani gönlünü.. içimin gülen yüzü: kar saklasın seni.. dert kurban olsun ömrüne.. uğurlamak zor iştir.. vedalaşamak bir o kadar imkansız.. sen sevmiyorsun diye, süslemiyorum bu gece sözlerimi.. tüm iyi niyetlerimi olduğu gibi seriyorum ayaklarının altına.. kendini yormadan, basıp geçebilesin diye üzerinden.. kızgınlığımı, kırgınlığımı hançer bilip batırıyorum ömrümün orta yerine.. taş basıyorum bağrıma.. seni acıtmak dindirmiyormuş sızımı.. sızın dinsin diye acıtıyorum en sevdiğin yanlarımı.
ben sana benzeyen bir ölüyü sevdim: elleri pudralı, gözleri sürmeli.. sırtımı örten, yanıma sarılıp uyuyan bir gölgeydi.. eski bir fransız filmini sevdim ben.. ispanyolca bir sokak ismini.. unuttuğum herşeyi hatırlamayı sevdim belki de.. belki de sevdiklerimi unutmayı.. beni kendine mühürledin sen.. ruhumu zimmetine geçirdin.
bana bir isim seç.. içimi acıtsın her duyduğumda.. yaz ortasında kışı getirsin bana, kış ortasında yaksın içimi.. sesimi doyursun.. seni büyütsün, emzirsin dize dize.. gözlerimi kapatıp dinleyeyim her seferinde.. yüz yıl yaşasam, lanet okuyayım senden ayrı geçirdiğim günlere.. beni serp.. beni dök.. beni ek.. kır beni.. bir silah alıp daya namlusunu ağzımın orta yerine. ama ne olursun, öldürmeden önce bir kez olsun öp.. parmakların değsin yüzüme.. dişlerime ilişsin dilin.. iç çekmelisin.. kararsız kalmalısın beni öldürmeden önce.. sonra en zayıf yerime ateş et.. kanımı, kurbanlık kan gibi alnına sür mutlaka.. beni bana, kendini allaha emanet et.. çıplak uzan ölümün kenarına.. parmak izlerini bana hediye et..
bir kadeh rakıyla dertleşiyorum yine.. bir dilim kavun, bir kase yoğurtla birlikte.. sevdiğim türküler çalıyor, acımın göbeğinde.. iç geçiyor, yaş geliyor arkasından.. sana anlatmak istediğim çok şey var.. gel gör ki hayat anlatmamı istemiyor.. yüzün gün gibi aklımda.. duruyor sanki olması gerektiği gibi karşımda.. sesin şal gibi omzumda.. dayamışsın başını, senin için yapılmış olan boşluğa.. göğsümde sitem, dilimde pişmanlık.. elimde kadeh, vakit çok geç artık..
öyle ser-mestim ki.. bir fuzuli anlar bu saatte beni.. idrak edemiyorum dünyayı.. ben kimim? saki olan kim? sen neresindesin hayatımın? ve nedir bu acı lezzeti gönlüme katan baharat? bir uzun hava söyle bana.. essin içim, dışımın üzerine.. ömrün nakti tükendi işte.. dilde sermayem, bir ah kaldı.. lokmana gösterdim derdimi.. dedi “eyvah!”.. derdime çare bir ilah’ta kaldı..
hatıran, bir büst gibi dikili içimde.. her gün siyah bir çelenk bırakıyorum dibine.. sırtımı yaslayıp gölgene, ilk gençliğimizi anıyorum.. son gençliğimiz nasip olmadı.. belki o yüzden bu kadar tatlı, böylesi acı.. belki bu yüzden aldık demimizi.. eli kınalım.. başı yazmalım.. gözü sürmelim.. bir türkü seç.. serinlet içimi.. sonra, başladığım yere bırak beni:
ehmedo ronî heyran tu ne mîr î ne hekîm î
kuro gede tu ne mîr e, ne hekîm e
li bala dilê min evdala xwedê de
tavî kî ji tavî ya biharê
meha gulan û nîsan û adar e
li ser sing û berê min evdala xwedê de
ne dixûricî ne dibarî
ehmedo lo lo
ahmedim aydınlığım,
hayran olduğum, sen ne bey ne de hekimsin..
ben allah’ın garibinin gönlünde,
bir bahar yağmuru..
aylardan mayıs, nisan ne mart
ben allah’ın garibinin gögsünün üzerine
ne döküldüm ne de yağdım..
saat gecenin üçü, sabahın dördü.. içim içim harcıyorum kendimi.. sonra bir el dokunuyor omzuma.. bir yürek, bir can, bir nefes.. eğilip fısıldıyor kulağıma: “uyu artık”.. nefesini içime çekip, özlemini konserveliyorum.. tütsüledim ayrılığımızı, tuza yatırıp acımı; suyumu içime çekiyorum.. gözlerimi kapatıp sevişeceğim birazdan seninle.. sana benzeyen bir ölünün sıcacık cesedinin üzerinde.. sen de öldür beni.. alış artık öldüğüm fikrine.. toprağım demli, ruhum sıcacık.. soyun ve gir artık, kefenimin içine..
dil susar… kalpler konuşur… beyin düşünemez ama çığlıkları kağıda dökmek için hep yanımızdadır… muhteşem…
gene çok güzel…
Sezen Aksu/sevgilerimle/çocuk
bu ne yaa yaktın bitirdin beni eline dilini yüreğine sağlık…
Böyle yazabilmeyi çok isterdim.
Çok güzel kelimeler ve cümleler adeta raks ediyor hüzünlü bir şekilde..
Yüreğinize,kaleminize sağlık…