..Duvar Saatİ..

tik.. tak.. tik.. tak.. tik.. tak.. tik.. tak.. bir bu ses eksikti içimden. dönüp duran çok az şey varmış gibi kafamda, çağlayan karanlık yetmiyormuş gibi; ve ölesiye bir uykusuzluk sızıyorken kirpiklerimden.. şimdi de sen çıka geldin kadranından.. eksik yanlarım, hevesimle beraber kursağımda oturmuş bekleşiyorlar.. tam adım adım birikiyorken sessizlik kulaklarımda, hep bir aydınlık örtüyor üzerlerini.. gün doğuyor.. ve -kullanmaktan nefret etsemde- “duruluyor” yine içimdeki.. bir sen eksiktin zaman.. bir sen eksiktin kafamdan..

yazmakla yazmamak arasında beklediği anları vardır eli kalem tutan her canlının. kalem öylece durur parmak uçlarında. sanki bir düğmesi varmış ve dokunduğun anda dökecekmiş gibi tükenmezini. dönüp durur işte o zaman beynin. hangi kelimeye düşeceğini merak edersin içindeki öznenin.. öyle bir harf bulmalısın ki kendine diğer yirmi sekizi ona saygı göstermeli.. tik.. tak.. tik.. tak.. zaman geçiyor.. huzursuzlanıyor işte alfabe.. yoksa bulamayacak mısın? olmayacak mı? kursağı nerede hevesinin? sabahı bekleyecek kadar sigaran var mı?

alnıma kurşun dayasalar daha iyi şu an.. tik.. tak.. tik.. tak.. gerçekten çinli miydi acaba bu saati yapan? genlerinde huzursuzluk taşıyan bir adama, dayatılmamalı bu denli zaman. kelimeler iç geçiriyor.. bir paragraf açtım şehrin en güzel yerine.. yine de gitmiyor başımdan şu insanı psikopata bağlayan zaman.. kaç kilometre var acaba sabaha.. kaç kilo karanlık kaldı kim bilir buzlukta.. 

nikotin bandı yapıştırmalıyım duvarlara.. evin ciğerleri dolsun istiyorum tütün kokusuyla. sonra serum bağlayayım mesela evdeki koltuklara. süngerleri iyileşsin. mutfak dolaplarından kan alayım.. kadehlerdeki dudak izlerine pansuman yapayım.. kırkıma merdiven mi dayasam yoksa? otuzumdan çekeyim mi artık şakaklarımı? ne olursa olsun durmalı şu beynimin içi! tik.. tak.. tik.. tak.. dakikalarca kusmak istiyorum şu an saniyeleri.. hem kusarsam rahatlarım belki..

kafese kapatmalıydık bu duvar saatini. böyle özgürce gezmeye alışmamalıydı evin içerisinde.. şimdi laf dinlemiyor işte.. bulduğu her yere bırakıyor içindeki saatleri.. psikolojik savaş.. içimde bir şizofren büyüyor galiba.. çeşitli çap ve sayıda kişilik bozuklukları yakalanıyor kulak zarımdan beynime geçmeye çalıştıkları sırada.. yardım ve yatakçılıktan yargılanmak istiyorum! beni de soruştursun incelesin ve bir karara bağlasınlar artık isteklerimi! yirmi sekiz yıldır tutukluyum! kimse kırmayacak mı kalemimi?

tik.. tak.. tik.. tak.. okuyan herkesin sinirini bozmalı bu yazı.. kalkıp çıkartmak istemelisiniz mutfaktaki saatin pilini. ya da alıp duvardan saati mutfak tezgahında parçalamak gelmeli içinizden! beni kurtarmak istediğiniz kadar, kendi iç huzurunuz için de yapmalısınız bunu. ama öyle içten duymalısınız ki o sesi.. her saniye sizin de kulaklarınıza batmalı.. “ne nalet saatmiş bu böyle!” demelisiniz sizde.. benim şu an dediğim gibi! 

kendimden başka hiç bir şeyle konuşamıyorum. seçmece değil içimdekiler.. bahtıma ne çıkarsa onu yazıyorum.. yine zam gelmiş sessizliğin kilosuna.. yine artmış karanlığın vergisi.. saçlarım uzamış. sakalım batıyor yastığa. yüzüm askıya alınmış.. ne bileyim.. gecenin üçünde olmaması gerektiği gibi yatıyor her şey kendi yuvasında.. tik.. tak.. tik.. takk.. tikk.. takkk.. bu saatte bu kadar açılır mı bir duvar saatinin sesi? camlar titriyor resmen.. bangır bangır bağırıyor evin içinde saniyeler!  

tikk……. takk…. tikkkkk.. taaakkk….. arası açılıyor sanki saniyelerin.. duvar gevşiyor sanki.. gözlerim kapalı, kulaklarım direniyor.. yavaşlıyor zaman.. uyku ağır ağır oturuyor omuzlarıma.. ayaklarım üşüyor, ensem ısınıyor.. tikkkkkk……. taakkkkkkk… yatıştıkça insan, yatışıyor devr-i zaman.. sessizlik büyütüyor tüm sesleri.. biz sustuğumuz müddetçe, daha çok konuşur akreple/ yelkovanın dili.. sıcak yatağın soğuk zamanı.. beş olmuş saat.. saat artık burada durmalı….

anladım: sessizlik büyütüyor tüm sesleri…

(4) yorum

    4 kişi yorum yapmış

    • incim - Gravatar incim January 22, 2011

      Tik.. tak.. tik.. tak.. tik.. tak.. tik.. tak.. bir bu ses eksikti içimden. dönüp duran çok az şey varmış gibi kafamda, çağlayan karanlık yetmiyormuş gibi; ve ölesiye bir uykusuzluk sızıyorken kirpiklerimden.. şimdi de sen çıka geldin kadranından.. eksik yanlarım, hevesimle beraber kursağımda oturmuş bekleşiyorlar.. tam adım adım birikiyorken sessizlik kulaklarımda, hep bir aydınlık örtüyor üzerlerini.. gün doğuyor.. ve -kullanmaktan nefret etsemde- “duruluyor” yine içimdeki.. bir sen eksiktin zaman.. bir sen eksiktin kafamdan..

      sıcak yatağın soğuk zamanı…beş olmuş saat…saat artık burada durmalı…ama hiçbir zaman durmadı…

    • incim - Gravatar incim January 25, 2011

      Devr-i alem gibi uzunca bir gecenin ardından gözyaşı ve ışıkla yıkanan gözlerin uykuya yenik düşüşü…

    • day - Gravatar day January 25, 2011

      gene çok güzel yazmışsınız…hep geç kalma korkusu …yetişememe telaşı… birşeyleri kaçırıyormuş hissi…ama bazen de asılı kalıvermek bir zaman diliminde…bazen 2 yada 5′te…neden 1 olmasın…o zaman hesap sormaz mı 8 ve 1′den 1ve 9…sen asılı kalmışken o zaman diliminde nasıl da akar zaman ve sen sadece kenardan bir seyirci hissi ile ancak ve ancak izlersin!…gerçekten geçti mi zaman?! O da ne baktığın resimler artık daha da mı yabancılaşmış sana? İşte öyle muziptir aslında zamanı senin için yaratan Tanrı…kutlar!..tamda sen unuttuğunu düşünürken…

    • Su - Gravatar Su January 26, 2011

      huzursuzlanıyor işte alfabe.. yoksa bulamayacak mısın? olmayacak mı? kursağı nerede hevesinin? sabahı bekleyecek kadar sigaran var mı?

      Bu satırları çok beğendim ve saati kırasım geldi bir an :)

      Emeğinize sağlık

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.