..Martı YumurtasI..
mantar toplamaya giderdik.. martı yumurtalarının kabukları batardı ayaklarımıza.. insan içiydik.. genç yüzlerimiz yeni yeni alışmaya çalışıyordu sakallarımıza.. hep bir adım eksiktik önümüzdekilerden.. hep bir söz önünde.. saçlarımız sodalıydı, sırtımız lekeli.. güneş teperdi derimizi, kömür gibi bilenirdik rüzgarda..
ayaklarımız kadar yalındık.. toprak çamura dönerdi sidiğimizle.. üzerimize sıçrardı çocukluğumuz.. taşla sildikten sonra popomuzu, göle maya çalardık.. badem ağaçları altında hep diken batardı ayaklarımıza.. yine de giderdik o yenilemeyecek kadar acı olan bademlerin hatırına.. hepimiz yavruyduk.. yılanlar, akrepler, fareler.. büyükler kovalardı birbirlerini, biz yavrular sadece bakışıp kaçışırdık türlerimize..
yaz geçerdi.. kış geçmezdi.. kar altını üstünü doldururdu çatılarımızın.. annem kalın yünlü külotlu çorap giydirirdi hepimize.. pijamalarımızın paçaları çoraplarımızın içine dolardı.. ne kıymetli yermiş ayak bileklerimiz.. çorabın lastiği mutlaka kendine has bir iz bırakırdı.. okulların ilkiydi, sınıfların birinci veya ikincisi.. çocuk olmanın dayanılmaz hafifliğiyle geçerdi günler.. saçımız jöleliydi, sırtımız lekeli..
sokak lambaları beyazdı.. kar beyazdı.. arabalar beyazdı.. insanlar beyazdı.. galiba büyüzden olsa gerek, doğduğum gün saçımın önü bir salkım beyazdı.. kar en güzel rengiydi Van kuşağının.. güneş yağardı karla birlikte.. lapa lapa güneş, ışıl ışıl karla kaplanırdı.. bir büyük kuzenin ayakkabılarıyla geçerdi kış.. ankaraya en yakın olanımız, en yeni botu olanımızdı..
ay, krema gibi dökülürdü karla kaplı topraklarımızın üzerine.. dolun ışığın altında sokak lambaları gölgede kalırdı.. pervazda biriken karı almak için camı her açtığımda, annem kıyameti koparırdı.. ben de cam kenarına dayayıp çenemi cama nefesimle buğu yapardım.. o günlerden kalmadır; burnumla yazı yazma alışkanlığım..
yazları adaya mantar toplamaya giderdik.. kışları cam kenarında nefeslerimizi biriktirirdik.. karla güneş arasında geçinip giderdik Van sokaklarında.. biraz çamur, biraz sidik.. nefes alır nefes verirdik.. külotlu çoraplıydık hepimiz.. toprak bizi tanırdı, biz toprağımızı.. sonra tayini çıktı babamın.. yüzümüz sakalımıza alıştı.. okul okuduk, para kazandık.. şimdi kombili evimin terasında, sıfır kilometre kar çizmelerimle, bufalo derisi koltuğuma oturmuş; bir elimde sigara diğer elimde tarçınlı sıcak şarabım, öylece kar yağmasını bekliyorum.. ne ay var ne de dolun ışığı.. nefesimi cam gibi kesiyor kurunun ayazı.. ne toprak biliyor bizi, ne de biz bu toprağı..
memleket, ruhumun yarısı.. çocukluğum, martı yumurtalarının arasında kaldı..
Kalemine sağlık,çocukluğumuz benzermiş, toprağımız aynı olduğundan mı acaba ? Sadece bizim topraklarda martı ve mantar yoktu onları ikameleri vardı…
Ah ah .. ! çektiriyor bu yazı ..
Yüreğine gözüne gönlüne sağlık ..
Memleket özlemini bilmem ama çocukluk özlemini iyi biliyorum hâlâ özlüyorsam..
Yüreğinize kaleminize sağlık..