..UykusuZ..
yine ahır gibi kokuyor uykusuzluğum. içimin pislikleri dökülüyor arkamdan.. kuyruğumu kovalayıp duruyorum.. kepek kepek dökülüyor sessizlik saçlarımın arasından.. yine paketledim ciğerlerimi.. kaç nefes çıkar dersin gündelik bir sigaranın kağıdından? kirli çarşaf.. kirli yatak.. kirli oda.. öyle sıkı sıkıya kapanmış ki odamın camı, bir katre hava habbeciğine yer yok akvaryumumda.. biraz daha kül dök rıhtımıma.. biraz daha kirlet.. biraz daha cezbet beni.. biraz daha hayalet et.. belli mi olur, belki sevişiriz bir kaç hayat sonra..
adım adım.. önce ısındı sesim. sonra nefsim.. sonra nefesim.. bir kaç harflik kelimeler seçtim. etrafını çiçeklerle çevreleyip senin göremeyeceğin yerlerine sakladım kendimi internetin. okudukların kadar okumadıkların vardı. ve okuyamadıkların, okuduklarından daha net ve daha açıktı. isim isim anlatıyordum orda yaptıklarımı. kendimi hem daha çok sevdim hem daha çok nefret ettim.. sergilemeye bayılıyorum günahlarımı. herkes gibi yormuyorum ben tanrımı. kandırmıyorum melekleri.. yanacağımız apaçık ortada işte.. madem öyle ıslanabildiğimiz kadar ıslanalım dünyada.. adım adım.. tek tek çıkardım üzerimdeki hücreleri.. biri bana kendimle yaşamayı öğretmeli..
benim kadar seven var mı dersin nefsini? ya da benim kadar nefret eden olabilir mi dersin kendinden? ben olmasaydım aynı açıyla eğik kalacak mıydı dünyan güneşine? telefonlarını dinleyecek miydi tanrı? avuçların doyacak mıydı? oturdum telvesine falının, içini kabarttım yine değil mi? kapattım kısmetlerini.. devlet kapısındaki işlerinden biriydim belki.. belki bir güvercinin ağzındaki zarf zerreciği.. adağın olabilir miyim? kurtulunca sesimden, tek boynuzlu bir at keser misin arınmak için hayaletimden?
uykusuzluk karnımı doyuruyor. yatağı yorganı boş gördükçe iştahım kapanıyor. odamdaki sesleri yokluyorum tek tek: -Rüzgar? – burda! -Klima? -burda! -buz dolabı? -Burda! -Bilgisayar? -Burda.. sınıf tam takır yerinde yine.. emir ve görüşlerime hazır bekliyor sessizlik tugayı.. içtimaya çıkardım aklımı.. dağılmalı düşüncelerim sessizliğimin derinlerinde..
ahır gibi kokuyor uykusuzluğum.. hayal etmek bir kadını, en kör uçlarını hayatının.. çıkmaz sokaklarında bir aşığın, tel tel sönüyor gece lambaları.. sokaklar soyunmuş yatıyor arabaların altında.. arabalar ince giyinmiş, buz tutacak camları bu soğukta.. kimin boynuna atkı sarmalı? hangi evin burnuna havuç takmalı? sen neresindesin bu çiğ topunun? hangimizin topuğu kırılıp bileğini acıtmalı?
kuru mamayla besliyorum hikayelerimi.. yağlı ve ağır kokuyorlar o yüzden. kıvamsız çıkıyor cümleler içimden. biraz sulu biraz kanlı.. akışkan yanlarımda var elbet.. ılık sahlep gibi dökülüyor parmaklarımdan.. tadına varacaksın elbet görüntümün.. biraz daha dinle, şimdilik biraz daha sabret.. telefonlarımızı dinliyor tanrı.. kontör yüklüyor şeytan uzuvlarımıza.. biraz daha bekle.. bomba gibi düşeceğiz dillere, ha gayret..
kendimi seviyorum.. ama nefret ediyorum bu huyumdan.. bencil olmak ruhumu besliyor; ama kalkamıyor artık bedenim, morbid ruhumun altından.. bir zarfa koy beni. dilinle ilikle ağzımı.. kendime postala içimi.. kimse bulamaz, ve kaybolurum uzay boşluğunda nasıl olsa.. beni bana emanet et.. kendini şeytana.. belki sevişiriz bir gün, belki bir kaç hayat sonra.. iyi bak kendine.. benim kadar uykusuz kalma..
kendimi seviyorum.. ama nefret ediyorum bu huyumdan.. bencil olmak ruhumu besliyor; ama kalkamıyor artık bedenim, morbid ruhumun altından.. bir zarfa koy beni. dilinle ilikle ağzımı.. kendime postala içimi.. kimse bulamaz, ve kaybolurum uzay boşluğunda nasıl olsa.. beni bana emanet et.. kendini şeytana.. belki sevişiriz bir gün, belki bir kaç hayat sonra.. iyi bak kendine.. benim kadar uykusuz kalma..
Bu bölümü tek kelime ile harika yüreğinize sağlık