ağzı kavun kokar, koynunda çocukluğumun..
aklımda çilek kokusudur, koynumda çocukluğun..
özlemek, büyütür insanı.. olgunlaşır acın, kıvamlanır, akmaz öyle ulu orta.. dokunduğunda bir dolgunluk hissedersin sadece bağrında. dokunmazsan acımaz.. zamanla rengi açılır aklında kalanların.. beyaza çalar, grinin tonları. iz kalır mutlaka ama sızısı azalır …
yüzü koyun yatıyor yalnızlık yastığımda.. bir kadının ar damarıyla içli dışlı olmuşum.. senli benli bir havada salınıyorum, ahşap ve tozlu bir otel odasında. ventilatörün tavana bakan yüzündeyim.. döndükçe dönüyor başım.. bir düş kurdum.. düşerken kuruldum yüreğinin en zayıf yerine.. minik ayaklarınla bas dudaklarıma, topuklarının izi çıkmalı göğsümde..
sessiz sedasız ikilemler, sahneler değiştikçe; çocuklarımla beraber büyüyor ellerimde.. …
yüzüm gözüm sen içinde.. bir parçacık, dört buçuk kilogramcık, ince uzun parmaklı, tombul yanaklı, çatık kaşlı, saçının önünde bir tutam beyaz saçlı, mini minnacık bir yüreğim memende.. boğazımdan ilk sen geçmişsin, senin tadın değmiş damağıma dilime.. kokunla doğmuşum, içinin dışıyım belki de.. şubat ortasını bir geçmiş takvim, kim bilir kaç …