..AnneM..

yüzüm gözüm sen içinde.. bir parçacık, dört buçuk kilogramcık, ince uzun parmaklı, tombul yanaklı, çatık kaşlı, saçının önünde bir tutam beyaz saçlı, mini minnacık bir yüreğim memende.. boğazımdan ilk sen geçmişsin, senin tadın değmiş damağıma dilime.. kokunla doğmuşum, içinin dışıyım belki de.. şubat ortasını bir geçmiş takvim, kim bilir kaç kez geçti acın etinin takviminde.. 

Van’daki evimizde, tel süpürge üzerine oturtup bizi sırayla yıkardın.. şofben sesi oradan kalmış kulaklarımda.. yeşil plastik hamam tası.. mavi su kovası.. kalıp kalıp ”dalan” sabunu.. İskele Caddesinde, beş katlı Erek Apartmanın dördüncü katında, çocukluğum kaldı; muhallebi kokan yılların arasında..

yalan rüzgarlı yıllardı benim ilk okul çağlarım.. Cathrin’le öğrendik okuyup- yazmayı.. Viktor’la Ashley sayesinde öğrendik aşkın gayr-ı meşru kalabileceğini.. kalın kırmızı bir kitaptı bizim için anadolu liseleri ve kolej sınavlarına hazırlık.. doldurulup boşaltılan havuzlar vardı; o zamanlar işçi sınıfının tek probleminin o işi kaç günde bitirmek olduğunu zannederdik.. hayatın bilgisi vardı bir de,  gündüzleri fotosentezle nişasta sentezler; geceleri ayın kaçıncı dörtlüğünde olduğuna bakardık..

hep dağınıktım ben.. derslerime çalışmazdım.. hep sinirliydim galiba.. hep hırslı ve iddalı.. konuşulmaya gelmez, anlatmaz, dinlemez, kolay beğenmez.. zor bir adam büyüttün.. odamın tüm duvarlarına şiirler asardım, düşen kağıtları  tek tek saklardın sen.. diz kapaklarım yara oluyor diye kalecilik yapmama kızdığın gibi, parmaklarım yara oluyor diye bateri çalmama kızardın.. üniversiteli yıllarım da gecikmeye başladı eve gelişlerim.. gecenin kaçı olursa olsun odamın kapısını ne zaman kapatsam, senin odanın kapısı açılırdı..  ” ne zaman büyüyeceksin sen?” derdin hep,” ne zaman adam olacaksın?”..  adam oldum mu bilmiyorum ama; galiba büyüdüm anne..

bugün anneler günü.. kimi oğullar askerde, kimi oğullar dağda, kimi oğullar hapishanede.. kimisi daha anne karnında, kimisi erken varmış toprağın tadına.. her ana, bir ömür büyütür yanında.. ben yine hastanedeyim, yine hasta başında.. artık evlerimiz ayrı, güzergahımız aynı olsa da.. misafir oldu artık adımız, odamız misafir odası.. kendi evim, kendi barkım, kendi rızkımla geçinip gidiyoruz işte, yaşımız altmışın yarısı..

annem: dizleri ağrıyan, topukları dikenli annem..  biliyorum şimdi merak ediyorsun: aç mıyım?, tok muyum?.. uyudum mu? yoruldum mu? kanadı mı ayaklarım? anladım: büyüdükçe öğreniyor insan merak etmeyi.. şimdi düşünüyorum ben de: iyileşti mi gribi? babamla araları düzeldi mi? var mı bir isteği, bir eksiği diye.. annem, dizleri ağrıyan, topukları dikenli annem.. anneler günün kutlu olsun.. nice yıllar daha sağlıkla, huzurla, torun torbayla hep beraber olmak dileğiyle.. saçlarından, gözlerinden, ellerinden öperim..

 

http://fizy.com/#s/1aiic3

(0) yorum

    henüz yorum yapılmamış.

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.