..Açık Koyu Mavİ..
mavi olmayı hiç bu kadar istememiştik.. kan kırmızısı ya da kürt karasıydı aradığımız.. turuncu denizlerde mor yelkenlilerimiz hazırdı, pembe bir rüzgarın esmesini bekliyorduk sadece.. bir düş kaçtı dudak açıklığından midemize, artık yol alma vakti gelmişti.. salvador dali gibiydik.. birisi çizerken bizi, zamanı eksenimizde eritmiş, bizse eğilmiştik.. ağzımız aşka açık, ruhumuz dünyaya kapalıydı.. tanışıyor muyduk dersin? yoksa sadece yaklaşıyor muyduk?
fransız bir yanı vardı ispanyol hatlarının.. italya gibiydi topukların.. yüzün istanbul kokuyordu, bakışların ankara kırsalı.. ince boynunda, boylu boyunca uzanmalıydım.. nefesini duymalıydım.. tırnaklarını sevmeliydim.. mutlaka dokunmalıydım sana.. sihir gibi.. dua gibi.. korumalıydın beni kabusumdan.. yanmasak da olur.. yine de tutuşmalıydık ama.. ellerin yastığın koynunda olsa bile.. yüzün göğsüme düşmeliydi.. gölgesinde hayatın, serinletmeliydi beni varlığın.. sadece ben olmalıydım.. paletindeki her rengin içinde.. dışında.. ortasında.. üzerinde.. altında.. sadece ben.. masmavi olsak bile..
uçan bir sarayımız vardı.. eflatun bir iz bırakırdı bulutların üzerinde.. güneş değdiği zaman kaybolurduk ay gibi.. gece boyu dünyanın ikinci uydusu gibi olmalıydık.. haremiz, eksenimiz, mevsimlerimiz olmalıydı.. kendi yörüngemizde dünyaya seslenmeliydik.. çıplak kulakla duyulmalıydı sesimiz.. ama kimse görmemeliydi.. sen parıldamalıydın, ben yorulmalı.. sen terlemeliydin, ben soğutmalı..
ruhun uzunca bir pamuk ipliği gibiydi.. dişlerimin arasına alıp kemirmeliydim belki sözlerini.. öğütmeliydim.. öğrenmemeliydim belki merak ettiklerimi.. sen hiç pamuk ipliği yaktın mı? duydun mu kokusunu? bembeyaz pamuğun simsiyah dumanını içine çekip kafa buldun mu? sesini hiç duydun mu alevin? konuştu mu seninle? anlattı mı? gülümsetti mi? korkuttu mu? pamuk ipliğim; sen uyurken, is dolu alevin konuşuyor benimle..
mavi olmayı hiç bu kadar istememiştik.. tüm renkleri azaldı hayatın.. siyahlar aklandı, beyazlar kirlendi.. turuncu denizlerimiz vardı, mor yelkenlilerimiz pembe rüzgara binip gitti.. kan kırmızısı dağıldı etrafa.. kürt karası sürdük gözlerimizin altına.. soyundun.. sen benim soyumdun.. ardımızda pamuk alevi, gölgem üzerindeydi.. uslanmak artık çok eski bir terimdi.. tek bir renk kaldı elimizde.. uzunca boylu, açık koyu, demlenmiş bir istanbul mavisi.. ikimizde biliyorduk: istanbul saklardı bizi..
Dumanı ne renk olacaktı alev alev yaksak o bizi saklayan istanbul mavisini? Ağzımızın açıklığı şaşkınlığından mıydı simsiyah dumanın, bembeyaz pamuktan çıktığını inkar eder gibi? Midemize mi oturacaktı yoksa soluğumuzu mu kesecekti kokusu, yaksak istanbul mavisini?
İstanbul saklasın bizi,boğazında düğümlesin
Kimseler göremesin,duyamasın ikimizi…