..KinyastanbuL..
şimdi yolculuk zamanı olmalıydı.. arabamın geniş ön camına yaslayıp gözlerimi, uzun uzun sürmeliydim kendimi bolu yollarına.. ağır bir yeşil, isli bir griyi kucaklarken, koca bir tabak dolusu yoğurt, mangalda kızarmış ekmek- bal kaymak akmalıydı boğazımdan.. sonra kekik kokmalıydı ellerim.. çoban salata ve sen.. çay, sigara ve sen.. güzelim bir yokuş altında, orman üstü bakışlarım ve sen.. ahmak gibi ıslanmalıydık yağmur altında.. öldüresi deli bir serinlik olmalıydı ruhumda ve tabi bir de sen..
ömrümün en uzun yolu değil belki ama en uzun sürmesini istediğim yolculuklarından birinde olmalıydım.. simsiyah asfalt kusursuz pürüzsüzlük, ağır aksak bir cam kenarı.. yol boyu yağmur isteyecekti arabamın canı.. eskimiş kauçuk sileceklerimin sesi, ve sen.. oturup yanımda yukarı doğru akan yağmur damlalarını izlerken.. çocuk neşem..
gişelerde yakarım sigaramı, hiç es geçmem.. ayrı bir kokuyor sigaram, istanbullu ciğerlerimde.. ne çok özledim bir bilsen “Avrupa Kıtasına Hoşgeldiniz” yazan bozkır sarısı tabelayı.. sevgili İstanbul boğazı.. zeytinburnu sahilinde gemi kaptanları selamlıyor denizi.. gri sessiz bir otel odası.. nem kokuyor duvarları.. karşımda mavi, arkamda yeşil.. biri bizi buralara saklamış olmalı..
şimdi yollarda olmalıydık.. istanbul sahiplenmeliydi.. kuruşu kuruşuna hesaplayıp benzin parasını, kıtlıktan çıkmış gibi sarılmalıydık bir birimize.. belki sabancı müzesine giderdik, belki dolmabahçenin sahiline.. oturup tavukburger yiyebilirdik hatta, rakı balık niyetine.. gençliğim, senin kıyılarını aramakla geçti.. yollar ırkımdır benim.. tabi bir de sen..
şimdi yüzüm gözüm kan içinde.. bir ankara grisi, hafif bir istanbul makyajıyla isleniyor sınırlı sayıdaki başkent yeşili.. odamda oturuyorum.. içimde eski bir özlem taneciği.. şimdi yolda olmalıydık.. cebimde benzin parası.. yan koltukta sen.. düşünmeden hiç bir şeyi.. tek derdimiz olmalıydı, sevişeceğimiz otel odası.. gençlik hatırası olsa gerek, geniş ön camında arabamın, ankara- istanbul (y)arası..
yorum yazabilirsiniz: