.. Benim Adım VaN..
benim adım Van.. ter, toz, yaş içindeyim.. tir tir titriyorum korkudan.. içim içim dökülüyorum ekranlara, önünüzdeki gazete sayfalarına.. canlarım dökülüyor moloz yığınları arasına.. bin parçayım.. çadırlara paylaştırdım içimi.. sıcak ekmeğe, dört duvara, güler yüze hasret kaldım.. benim adım van: boynu bükük kaldı gölümün, gün batımının, yeşilimin, kahvaltı salonlarımın, gülen çocuklarımın..
ekimin yirmi üçüyüm.. bir pazar günüyüm.. günlüğüm, güneşliğim.. dost sohbetleri arasındayım.. ercişte öğretmenlerimin oturduğu bir kafeyim.. maraş caddesinde çocukların uyuduğu yedi katlı bir apartman katıyım……. önce bir sessizlik sarıyor gündeliğimi……. sonra tir tir titremeye başlıyor uzuvlarım.. öğlen vakti bir çığlığım.. dökülüyorum canlarımın üzerine.. toprağım kaynıyor.. fay fay kırılıyorum geçtiğim yollarda.. 1976′dan beri uğramıyordu tanrım buraya.. gürlüyor iliklerim.. tel tel yıkılıyorum insanlarımın kucağına.. doğal afet diyorlar adıma..
saniyeler geçiyor hattımdan.. yüzler can veriyor koynumda.. nice kerpiç evim, nice yaşı dolmamış çocuğum, nice kadınım, nice can yoldaşım, nice öğretmenim.. sahipsiz mezarların kokusuyum.. ölü sesleri taşıyan bir toz bulutuyum.. yara bere içinde kıvranıyorum..
X.X.X
yaramı sarmaya geldiler.. dediler ki: devletin yapamadığını yaptı Tanrı.. televizyonlarda konuştular, dediler ki: polise taş atanlar, göçük altından işte böyle polise el uzattı.. koli koli yardım gönderdiler, taş- sopa- bayrak çıktı yaramın sızısı için.. mayolar, bikiniler, parmak arası terlikler verdiler yıkıntılarımın sağaltılmasına.. çadır istedim, kızıl bir ay serdiler önüme.. hasarın kadar çadırlısın dediler.. kerpiç evimi özledim..
tek tek geldi bakanlar.. o zaman anladım neden adlarına “bakan” dediklerini.. çünkü sadece baktılar.. bir daha deprem olmaz dedi biri: bayraktar’mış adı.. 150 km’lik alanım sağlammış, ölçüp tartmışlar faylarımı.. evinize girin diye günde beş vakit anons yaptırdı biri: valiymiş adı.. hasarım tespitliymiş.. çalışabilirmiş otellerim.. hasta bakabilirmiş hastanelerim.. doğal bir afetmiş başıma gelen, ama afet bölgesi değilmişim ben.. üstelik deprem vergilerim yol olmuş.. duble duble akmış kimliği belirsiz isimlerin boğazlarından.. benim adım Van.. tüyü koparılmış yetimin hakkıyım ben..
X.X.X
9 Kasım, 21: 23.. meğer bitmemiş çilem.. 5.6yla sallamışlar beşiğimi.. un eler gibi elemişler eleğimi.. hasarlı binalarıma oturulabilir demişler.. yaramı sarmaya gelenleri, bayramın son günü bayram otelinin enkazına sarmışlar.. sevgili Miyazaki, sen affetsen de şehrim affetmiyor seni ülkene tabutunda gönderenleri.. içine girilebilir denen evler, mezar şimdi.. turizm belgesi olmayan oteller cinayet şebekesi.. yine uçaklar iniyor şehrime.. bakan’lar, başbakan’lar gelip seçim konuşması yapar gibi anlatıyorlar icraatlarını.. hasar tespit çalışmasını bayram sonrasına bırakmışlar: deprem beklenmiyormuş çünkü.. ölenlere rahmet, ailelerine sabır diliyorlarmış- yapılabilecek başka bir şey kalmamış çünkü.. sayın Vali katlanamıyormuş eleştiriye; joplayıp göz yaşartıcı bomba sıkmışlar depremzedelerin üzerine.. çadırlar yolda, konteynırlar hazırda, kış kapıdaymış..
Ne yüzle çıkacaksın sokaklarıma sayın Vali? joplarla kovaladığın bu halk unutacak mı sanıyorsun seni? Havaalanında protokol karşılamaktan başka bir işe yaradın mı ki? ”Ben o manada konuşmadım” diyen Bayraktar, elin vicdanının yolunu biliyor mu ki? Şimdi sizden tek isteğim, elinizi eteğinizi çekin üzerimden. Gidin başka yerde yapın siyasetinizi. Cenazelerimin üzerinden oy toplamayın. Çıkıp televizyonlarda adımı anmayın. Ben siz evlerinizde huzurla oturun diye varım. Yara böyle sağalmaz! Gerekirse kendi yaramı ben kendim sararım!
X.X.X.
Şu an ekmek yok Van’da.. Doğal gaz yok.. İçine girilebilecek ev yok.. Çadır yok.. Hasar tespiti yok.. Ameliyathanesi çalışan tek bir hastahane yok.. üç ay önce açılan bölge hastahanesinde hasar görmeyen kolon yok.. ve bunlardan van dışındaki kimsenin haberi yok.. duble yol var.. vali var.. afetten sorumlu, sorumsuz bir başbakan yardımcısı var.. depremi önceden bilebilecek kadar yüksek donanımlı olan bir şehircilik bakancığı var.. Ülkesinde yüzlerce deprem geçirip, şehrimdeki acıyı sarmak için japonyadan kalkıp gelen, kurban bayramında kurban kesip depremzedelere kurban dağıtan, bayram otelinde öldürülen Dr. Miyazaki’nin cesedi var.. yıkıldık ey Halkım, unutma bizi..
Tüylerim diken diken oldu okurken gezinirken gördüm ilgimi çekti sonuna kadar ellerim titreyerek okudum yazıyı kalemine sağlık şahane bir yazı olmuş.
görmeden bağıranlara gelsin sessizce:herkes rahat olsun artık bir coğrafyaları ”bile”yok o insanların.acının dili yok;acının çığlığı sessizlik,ölümün rengi yok;ölümün rengi siyah..ama bazıları korkabilir çünkü ortalık ”taş”doldu…
sevgili cocuk dağcılar grubu olarak geçen hafta kimseye güvenmediğimiz için kendi topladığımız oyardımları kendi aracımızla van a götürdük yaşanan drama kendi gözlerimizle şahit olduk,insanların çaresizliği yaşanan rezaleti anlatmak imkansız…Belki yemek olamadık ama hiç değilse yemeğin tuzu olmak istedik,,,şimdi yeni bir grupla yeniden yardım topluyoruz ve yine kendi imkanımızla yine vana gideceğiz,,,