..Mutlak SabaH..

Sanırım artık gecelere ihtiyacım yok sarhoş olmak için. Sabahın altısında bir burun deliği dolusu kahve kokusu ve bir kaç yudumluk karamel kremalı kahve tadı başımı döndürmeye yetiyor. Kar ankarayı sevmese, bu kadar yakışmazdı heralde.. İstanbulun kürklü ve jeepli kadın trafiğindense, ankaranın  renkli montlu ve çamur botlu öğrencileri daha bir sarhoş edici geliyor içtiğim her yudumda. ayılmakla sarhoş olmak arasındaki kalın çizginin inceldiği yerlerin birinde uyandım bu sabah. sıcak ve gri, kalın bir hırkanın yarı açık fermuarlı ve göbekli kısmını cama dayayarak; nefesimin buğusuyla kahvemin buğusunu yarıştırabilecek kadar boş vakit sahibiyim. çok zenginim anlayacağınız bu sabah. yine erekte olmuş durumda hayal gücüm.. gecelere fazla ihtiyacım yok artık..

çıplak ayaklarımla balkona çıkıp, karda ayakkabımın izine baktığım günlerin şerefine, ayaklarımın kardaki çıplak izleriyle başlamak istedim güne.. öyle itinayla basmalıydım ki kara, ayak numaram bile çıkmalıydı.. her ne kadar üşenmekle- üşümek  arasında gidip gelsem de sonunda sol ayağımı olanca gücümle bastım kar yumağına.. sonra sağ ayağımı attım otuz yıllık arkadaşının yanına.. bir yudum daha aldım kahvemden. bir adım daha attım balkonumdan sokağıma.. otuz yıldır tatmamıştı ayaklarım karın saf ve pürüzsüz soğuğunu.. midem sıcak, ayaklarım soğuktu.. ben mutluydum. boş vakitlerin dakikalarına aşıktım. 

mavi- beyaz bir düş kenarında, çıplak ayaklı bir adamken, topuklu ayakkabılı bir kadının dekolteli sözcüklerini hatırladım. yumuşak- kadife kıvamlı bir soğukta-;  sert ve kot kumaşlı, nefessiz bir sıcak düştü aklıma.. gülümsedim. içimi tanıyordu sözleri, dışım zaten eriyik bir halde ağzının içindeydi.. gecelere ihtiyacım yok sanırım, gündüzleri de ispanyolca konuşabiliyorum artık.. hem nasıl olsa olmayan bir kadını, neden sadece geceleri soyabileyim ki? çalmak istediğim her ne varsa gündüz vakti de boşaltabilirim evinden.. yine başladım kelimelerle oynamaya.. kardaki ayak izciklerim, pespembe gülümsüyor bana, başparmağımın moraran tırnaklarıyla beraber. aşk, kadının topuklarına yakışıyordu; erkeğin kahve fincanına.. boş vakitler dünyası yine içine çekiyor üzerine basan herkesi.. delice seviyorum bomboş geçen dakikalarımı..

çatı katında, sallanan bir koltuğa oturttum aklımdakileri.. sarı saman dolusu, binlerce kelimelik sayfaları sıcacık kokusuyla beraber araladım. öyle güzel duruyordu ki matbaa izleri.. ince ince işlenmiş: kimisi italyan, kimisi bold, kimisi altı çizilice konuşan kelimeler ırkı.. dışarda kar yağıyordu, balkonumda ayak izlerim vardı. elimde bir kitap, aklımda gündüz yalnızlığı.. düş kurmak yalnızların işidir.. gece/ gündüz farketmez.. yalnızsanız eğer, ilham sizi gün ortasında da bulabilir. gün ortasında da sevişebilir, sabah uyandığınızda da üşüyebilirsiniz.. uyanır uyanmaz içki şişelerinin estetik hatlarına dokunabilir, “bu saatte içilir mi?” diyen bir aile bireyiniz yoksa, sarhoş olmak için geceyi beklemeden yuduma koyulabilirsiniz.. kahvaltıysa en nefret edilesi öğündür sizin için.. çünkü votka içerken, reçel yiyemezsiniz..

(0) yorum

    henüz yorum yapılmamış.

    yorum yazabilirsiniz:

    Yorum Kuralları: Basit XHTML kodları kullanabilirsiniz (a href, strong, em, code). Yeni satır ve paragraflar otomatik olarak yaratılır. e-Posta adresiniz gizli tutulacaktır.

    XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>

    "*" ile işaretlenmiş alanlar boş bırakılamaz.