<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kin &#38; Yas</title>
	<atom:link href="http://www.knys.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.knys.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Mar 2010 10:04:27 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>..Siyah &amp; Beyaz/ Mart &amp; NisaN..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/03/siyah-beyaz-mart-nisan/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/03/siyah-beyaz-mart-nisan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 09:43:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1136</guid>
		<description><![CDATA[yemyeşil çimenler arasına götür beni.. çimenin bittiği yerde dört adım genişliğinde bir kumsal başlasın.. safi kum.. sonrası bembeyaz ufka kadar alabildiğine mavi.. sırt üstü uzanayım buğdayların üzerine.. ilk bahar olsun.. sence mart, bence nisan.. yüzümü çevirdiğim vakit göğe.. ilk yağmur damlası bıraksın kendini tüm ağırlığıya alnımın üzerine.. saçlarımın arasına.. kapatsın güneşi bulutlar.. doya doya bakayım grisine gökyüzünün.. herkes mavisini seviyor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yemyeşil çimenler arasına götür beni.. çimenin bittiği yerde dört adım genişliğinde bir kumsal başlasın.. safi kum.. sonrası bembeyaz ufka kadar alabildiğine mavi.. sırt üstü uzanayım buğdayların üzerine.. ilk bahar olsun.. sence mart, bence nisan.. yüzümü çevirdiğim vakit göğe.. ilk yağmur damlası bıraksın kendini tüm ağırlığıya alnımın üzerine.. saçlarımın arasına.. kapatsın güneşi bulutlar.. doya doya bakayım grisine gökyüzünün.. herkes mavisini seviyor bu sonsuzluğun.. bense grisini.. ellerimi açayım.. tırnaklarımın arasına girsin toprak.. rüzgar.. deniz sesi.. martı.. ıslak hatıralar.. gülüşün.. boynuna astığın eski püskü fotoğraf makinenle öylece ayakta dur sen.. gölgeni üzerime düşür.. </p>
<p>siyah beyaz fotoğraflarımı çek.. gülsün gözlerim.. yüzüm tane tane açılsın yüzüne.. yüzüme konsun kırk kanatlı bir huzur.. boynuma sarmaşan çimenler.. ne yağmalı ne durmalı yağmur.. denizin sesini de al yüzümü büyüttüğün kareye.. sonra rüzgarı.. altımda yatan toprağı.. üstümde yaşayanları.. beni kendi dünyana götür.. bırakalım aklımızı karıştıran tüm renkleri..</p>
<p>boyama kitabı gibi olmalı çektiğin fotoğraflar.. boşluk içinde.. sadece sınırları belli olmalı siyahla beyazın.. baktıkça hatırlamalıyım renkleri.. zihnime alıp boyamalıyım.. aynı maviyi.. aynı beyazı.. aynı yeşili bulmalıyım baktıkça.. aynı tonlarda olmalı gri.. aynı sıcaklıkta hava.. üşümeliyim hatta.. aynı ince uzun kollu kazak olmalı üzerimde.. aynı huzur konmalı bu kez omuzlarıma..</p>
<p>çekmeceye koyma.. çerçeveleme.. bırak dört başı mamur kalsın çektiklerin.. öyle içten geldiği gibi.. yarı kuru, yarı ıslak.. mutluluğun fotoğrafı olmaz belki ama her baktığında mutlu etmeli bu fotoğraf.. anlıyor musun? gülümseyebilmeliyim.. yıllar sonra baktığımda  &#8221;hey gidi günler hey..&#8221; diyebilmeliyim..</p>
<p>beni yemyeşil çimenler arasına götür.. küçük kırmızı eski bir arabayla.. bilirsin çok sevmem ama bu kez sen sür.. yokuş aşağı akmalı müzik.. camları aç.. taze buğday kokmalı etraf.. koyun sürüleri geçmeliyiz.. kocaman kahverengi gözlü ineklerin ortasında kalmalıyız.. çoban köpekleri kovalamalı arabamızı.. yağmur ara ara hızlanmalı.. silecekler camda yağlı kirli bir iz bırakmalı..  sence mart, bence nisan.. bizden başka hiç kimse bu mevsimde burda olmamalı..</p>
<p>beni Van&#8217;a götür.. Çarpanak&#8217;a.. küçük kırmızı bir arabayla.. sen fotoğraf makineni getir, ben kendimi alayım yanıma.. tüm renkler aklımızda kalmalı.. siyah ve beyaz yetmeli hatırlatmaya.. hadi gülümsüyorum! bence bu pozu kaçırma..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/03/siyah-beyaz-mart-nisan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..MirandA..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/03/miranda/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/03/miranda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 00:14:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1131</guid>
		<description><![CDATA[duvağımı kaldır hayatının üzerinden.. vazgeçmeyi öğrendim kırk gün kırk geceden.. yüz görümlüğüm yok benim.. bedavaya öp gözyaşımı, çenemden kopup göğsüme düştüğü yerden.. adı olmaz bazı şeylerin.. ben işte o adı olmayan şeylerdenim.. kendimi ağırdan satamadım.. hep bu yüzden kaybedişim.. olsun be güzelim, ben sende kardan zarar ettim..
akordiyon sesi.. hissediyorum çalan adamın parmaklarını; ortadaki siyah tuşun üzerinde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>duvağımı kaldır hayatının üzerinden.. vazgeçmeyi öğrendim kırk gün kırk geceden.. yüz görümlüğüm yok benim.. bedavaya öp gözyaşımı, çenemden kopup göğsüme düştüğü yerden.. adı olmaz bazı şeylerin.. ben işte o adı olmayan şeylerdenim.. kendimi ağırdan satamadım.. hep bu yüzden kaybedişim.. olsun be güzelim, ben sende kardan zarar ettim..</p>
<p>akordiyon sesi.. hissediyorum çalan adamın parmaklarını; ortadaki siyah tuşun üzerinde, sigara söndüren  bir ayağın ucu gibi kıvranırken.. bir kadın düşünüyorum.. öylece bakıyor bana.. senin kadar uzak.. senin durduğun yer kadar yakınımdayken.. gülümsemeye çalışıyor.. ama o kadar belli ki ağlamak istediği.. dışardan görülüyor yutkunmaya çalıştığı düğüm.. ruj sürmüş dudaklarına.. ama saçları isyan çıkarmış toplandıkları yerden.. boynu açıkta.. bileklerine kadar kolları kalın örgüler içindeyken.. omuzları düşmüş; bakışlarını takip ederken..</p>
<p>kol saatim misin sen? saniye saniye zikrettiriyorsun kendini.. yüzler buluyorsun.. olur olmadık sevişmeler.. belinin inceldiği yerde başlıyorum kalınlaşmaya.. uzağımda.. fransızca bir film.. ya da ispanyolca.. ama ingilizce değil içindeki hatıralar.. en kötü ihtimalle italyanca.. görüntü yönetmenim olur musun? dağıtır mısın ışıklarını saçımdaki beyazlara? aksi düşmedikçe siyahın, gölgemde yer yok ayrılıklara.. tutunabilir misin, benim kopmaya çalıştığım yerden hayatıma?</p>
<p>tek bir hece.. tek bir nota.. üç harf bir yatakta.. ses içindeyim.. çınlıyorum kulaklarında.. keman sesi.. on sekizlik bir kızın üzerinde gidip geliyor gibi yayın yörüngesi.. kızgın.. ihtiraslı.. acıtmak istiyor.. ama kıyamıyor içindeki gün görmüş insan sureti.. adın Miranda olsun senin bundan sonra.. yarı dökük yarı yapılı bir evin çatı katında yaşıyor ol mesela..  Miranda.. ilk defa yabancı bir kız ismini bu kadar sevdim, Victoria&#8217;dan sonra&#8230;.</p>
<p>kimsin sen? esmer olmalısın.. uzun bir palto olmalı sırtında.. sarartmalı yaprakları yokluğun.. yağmur yağmalı.. ama gözlerin daha ıslak olmalı.. benim için çok ağladın mı? ben senin için çok ağladım Miranda.. çok sustum.. dağ gibi topladım herşeyini.. diktim içimin en kuytu yanına.. şimdi sen varsın ya en dibinde hayatımın.. orası dip değil bundan sonra.. tersim düz.. altım üst..</p>
<p>kaç yokluk senin ki gibi bir varlık doğurabilir bana? bu nasıl bir ayak sesidir ki hala yankılanıp duruyor aklımda? geri geri giderken sen.. sırtım dönük senden uzaklaştım ben.. ikimiz de ayrı yönlere gittik.. yüzlerimiz aynı yöne dönükken.. çocukluk bahçemde kiraz ağacımdın sen.. dalında oturup yemekten reçel olduğum.. şimdi erişkin dünyamda kol düğmem.. günde sadece iki kez dokunduğum.. söylesene Miranda.. kimsin sen?</p>
<p> </p>
<p>-Tetro / Soundtrack- Miranda.. ben yazarken dinledim,  dinlenebilir okunurken: <a href="http://www.youtube.com/watch?v=vZCE_SoYsck&amp;feature=related">http://www.youtube.com/watch?v=vZCE_SoYsck&amp;feature=related</a> -</p>
<p>02:10</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/03/miranda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Tanısız YanlarıM..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/03/tanisiz-yanlarim/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/03/tanisiz-yanlarim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 21:13:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1123</guid>
		<description><![CDATA[soyun.. nesnelerini çıkar cümlelerinin üzerinden.. sadece yüklemin kalsın üstünde.. satırlara uzan.. bacaklarını paragraf başlarına koy ve gülümse.. hiç hareket etmeden dur öylece.. şiirini çizeceğim.. yazılmış çıplak cümleler içinde en güzeli seninkiler olacak.. tanışmayacağız.. satır aralarında geçecek ilişkimiz.. parantezler çekeceğiz üzerimize yorulduğumuzda.. sonra yepyeni ünlemler koyacağım sesinin sonuna..
içinde ben geçen bir şarkı bul..  önce ıslat şarkıyı.. sonra üzerime ser.. beni güneşe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>soyun.. nesnelerini çıkar cümlelerinin üzerinden.. sadece yüklemin kalsın üstünde.. satırlara uzan.. bacaklarını paragraf başlarına koy ve gülümse.. hiç hareket etmeden dur öylece.. şiirini çizeceğim.. yazılmış çıplak cümleler içinde en güzeli seninkiler olacak.. tanışmayacağız.. satır aralarında geçecek ilişkimiz.. parantezler çekeceğiz üzerimize yorulduğumuzda.. sonra yepyeni ünlemler koyacağım sesinin sonuna..</p>
<p>içinde ben geçen bir şarkı bul..  önce ıslat şarkıyı.. sonra üzerime ser.. beni güneşe bırak.. şarkının notaları buharlaştıktan sonra sözlerini tek tek topla sırtımdan.. ütüle kırışan yanları.. katlayıp kaldır en üst çekmeceye.. sabun kokuları içinde beklet, bir dahaki şarkıcıya kadar.. bana beni anlatan bir şarkı bul..</p>
<p>bir kadının içinde, fersah fersah hücre altındayken.. mini etekli soru(n) girdabına kapılmış beynim.. hangi zaman dilimindeyim? hangi zaman biriminde sevdim? uç noktalarındayım hayatın.. cevap çekirdekleri ektim saksıya.. suluyorum toprağını.. yeşerecek mi acaba?</p>
<p>bana kendini beğenmiş taze insanlar topla sokaktan.. rengarenk.. çeşit çeşit ten.. tek tek kopar açtıkları kaldırımlardan.. kendine benzeyenleri çıkar buketten.. gelinlik tülle sar gövdelerini.. düşünsene.. böyle bir demet, kim bilir nasıl kokar? kim bilir vazoda ne kadar yaşar? peki ya sen? girecek misin onlarla aynı kefey(n)e?</p>
<p>suyunu çekti hayat.. dokundukça çatalımın ucuyla; ilik gibi ayrılıyor kendini bilen insanlar.. diş arasında kalıyor iyi pişmemiş sözler.. fazla baharatlı olmuş kimi yalanlar.. göz yaşartacak kadar yakıyor pul biberli hatıralar..      e(k)meksiz.. yer yemez, iç şişirten kalabalıklar.. eski tadını vermiyor bildiğim insanlar.. bilmediklerim, her zamanki gibi midemi bozacaklar..</p>
<p>bana kendinden bir parça hayat ayır.. istediğim zaman yazabileyim.. sevdiğin yalanlardan bir liste yap.. söyledikçe üstünü çizeyim.. istediğimiz gibi ölmek için, dilediğimiz gibi yaşayalım.. sen beni öldür, ben seni büyüteyim.. sen emekle.. ben izlerini sileyim..</p>
<p>şimdi deli dolu.. şimdi yarı dolun.. gel ayrı yanlarımızdan bir sergi açalım.. farklı bulduklarımızı birleştirelim.. anlamak zorunda değil hiç kimse.. ama biz anlayana saygı duyalım.. yaşayalım.. tadalım.. sen beni olduğum gibi sev.. ben seni istediğin gibi.. sen bana nefes ver, ben sana gökyüzünde yer.. sen bana karşı dürüst ol, ben sana sadık.. </p>
<p>güneşle dağılır uykum.. bulutla aydınlanırım.. sen bana bakma güzelim.. ben bir durulur, bir dalgalanırım.. anlamak zorunda değilsin.. ama ben dinlediğin müddetçe anlatırım.. kolay adamım.. görebildiğin kadarım.. yok yerin altında kalan bir yanım.. vizüel korteksinde hayatının, ben senin için artık bir refleks sayılırım..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/03/tanisiz-yanlarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Çöl OrtasI..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/03/col-ortasi/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/03/col-ortasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 10:59:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1115</guid>
		<description><![CDATA[(aşkla doldurduk sırt çantalarımızı.. su koymayı unuttuk mataralarımıza..)
hangimizin teri günah kokuyor? yarı bırakılan yollardan dönerken, hangimiz çıktığı yokuşu iniyor? söz içinde dirhem dirhem ufalanırken yüklemler, hangimiz -di li geçmiş zamanı daha içli kullanıyor? sustu yüzünün içime düşen payı.. bozuldu terazinin kefesi.. mantığımızla paketleyip hayallerimizi taahütlü iadeli postaladık düşlerimizi..
gözlerim üvey.. ellerim yabancı.. toplama bilgisayarlar gibiyim.. dağılmış içimin her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>(aşkla doldurduk sırt çantalarımızı.. su koymayı unuttuk mataralarımıza..)</p>
<p>hangimizin teri günah kokuyor? yarı bırakılan yollardan dönerken, hangimiz çıktığı yokuşu iniyor? söz içinde dirhem dirhem ufalanırken yüklemler, hangimiz -di li geçmiş zamanı daha içli kullanıyor? sustu yüzünün içime düşen payı.. bozuldu terazinin kefesi.. mantığımızla paketleyip hayallerimizi taahütlü iadeli postaladık düşlerimizi..</p>
<p>gözlerim üvey.. ellerim yabancı.. toplama bilgisayarlar gibiyim.. dağılmış içimin her bir parçası.. markasız, işlevsel, hızlı duygular bütünüyüm.. kalbimden aklıma hafif bir meltem esiyor gece olup da, rakı damağıma ulaştığında.. başlıyor içim köpük köpük keşkeler açmaya.. deniz oluyorum.. ne bir limanım var, ne bir gemim.. kendi halimde dalgalanıyorum.. avucumda bir sandal, ağ atmışım hatıralarıma.. ne zaman çeksem, sen takılıyorsun ağıma..</p>
<p>perspektifin kaba saba tanımı: yakındakiler büyük görünür, uzaktakiler küçük.. uzaklaştıkça küçülür görüntüler.. ama sen.. ters orantılı kavramlarımsın.. yüz yaralı güzlerim.. uzaklaştıkça büyüyenim.. kırk ayaklı kalbim.. kalp kıran yarim..</p>
<p>küreselleştik önce, sonra ısındık.. avunduk bizbirimizden arttırdığımız insanlarla.. kadeh kadeh döküldük kış gecesi istanbul kumsalına.. yalnız adımlar, sessiz kahramanlar, kırıldı dişleri bindiğimiz çarkın.. yüzümüzün bir rengi oldu sessizlik; ruj lekesi gibi yanağımızda.. aşk tarafı ayrılık.. alt tarafı yalnızlık.. ikisine de alıştık..</p>
<p>yüzüme bak.. ince dudakların.. gözlerin kalın.. ıslak.. ağlamışsın.. bir yanlış emzirmişsin.. süt kardeşiymişim bilmediğim erkeklerin.. acıttığın için acıdı için.. borçlandığın günahları ödedin.. ödediğin günahlar ne renk? nasıl kokuyordu vebalin? yokuş aşağı hatıralar.. ellerim cebimde adımlıyorum kaldırımları.. yürüdükçe büyüyorum.. büyüdükçe anlıyorum..</p>
<p>aksıyor kelimelerim.. bileği burkuluyor cümle ortasında sıkışan eklerin.. harfler tökezliyor.. sargılı özneler.. gizli; kişi ekleri kesik yüklemler.. adaklar içindeyim kahve fallarında.. beyaz kağıtlarım var devlet kapısında.. kısmet akıyor fincanımdan tabağıma.. ay doğmuş haneme.. her şey gönlünce dedi falcı.. şaşırdım.. o bile görmüyor artık demek ki seni.. </p>
<p>sen sustun; konuştu hüznün.. yoksun.. vedalaş yüreğimle.. söz verdiğim şarkıları topla.. biriken şiirleri.. kaybettiğin yolları.. yağmur altlarını.. güneş yanıklarını.. ten dokusunu.. parfüm kokusunu.. sevişirken ettiğim küfürleri.. sevdiğini.. sevdiğimi.. söylediklerini, dinlemediklerimi.. topla dağılan her ne varsa.. sustuğun her şeyi kaldır kulaklarımın önünden.. tek bir şey istiyorum senden: vaz geçme yazmaktan.. bırak aksın kelimelerin dudaklarının arkasından.. yaksın genzini.. bırak gözlerim takip etsin kelimelerini.. başladığın yanlışı bitir.. vazgeçme yaşamaktan..</p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong><em>(hayat; aşk sırtında yürür.. insanlar hayatın omuzlarında..)</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/03/col-ortasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Uykuma Seslenen KadıN..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/03/uykuma-seslenen-kadin/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/03/uykuma-seslenen-kadin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 23:26:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1104</guid>
		<description><![CDATA[Ilık bir düştün hayatımda&#8230; Ömürlük bir uykuya daldım şimdi, bir gün olur da uyanırsam tekrar uyut beni.  İsmim gibi değiştirmelisin beni de, önce sakinleştir sonra deli et&#8230; hadi otur yanıma seyret gel gitlerimi, sana gelip nasıl gidemeyişlerimi&#8230; Bil ki alınyazımsın.. ilk, tek ve son olanın şerefine&#8230;
                                                                                                                  -dedi kadın-
usulca uyuyordu adam.. yanakları dudaklarına sarkmış.. gözleri yarı aralık, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ilık bir düştün hayatımda&#8230; Ömürlük bir uykuya daldım şimdi, bir gün olur da uyanırsam tekrar uyut beni.  İsmim gibi değiştirmelisin beni de, önce sakinleştir sonra deli et&#8230; hadi otur yanıma seyret gel gitlerimi, sana gelip nasıl gidemeyişlerimi&#8230; Bil ki alınyazımsın.. ilk, tek ve son olanın şerefine&#8230;</p>
<p>                                                                                                                  -dedi kadın-</p>
<p>usulca uyuyordu adam.. yanakları dudaklarına sarkmış.. gözleri yarı aralık, yarı uykulu.. yüzü yastığa komşu.. zamanın akışına bırakmış kendisini.. akıyor beyazlar saçlarının üzerinden.. aklında tonlarca plan.. ağırlığınca hayal taşıyor beyni.. bu aralar tek ihtiyacı olan şey zaman.. o yüzden uyuyor.. farkındalığını seyreltiyor uyku, geçen dakikaların.. hayat bir kadının kıyısında, bir liman şehrinde, bir kırık seste, bir sessiz harftte.. hayat omzunda, parmak ucunda, boynunda, ensende, sırtında.. hayat bedenimin sana dokunan herhangi bir köşesinde..</p>
<p>gözlerin.. akşam üstü dinginliği sesinin.. yüzün.. tenin.. uçurum çerçevelisin.. ortasındayım resmin.. mutluyum beni koyduğun yerden.. öyle yalnızım ki içinde.. öyle tek başıma.. öyle yankı yapıyorum ki kendi sesime.. sevdiğim tek yalnızlık, senin içinde yaşadığım.. deste deste güven açıyorum şimdi önüme.. gönül rahatlığı, alın açıklığı, taşıyorum seni aklımda göğsümü gere gere..</p>
<p>hangi gezegendensin sen? kaç uydusu var hayatının?  kaç mercek ötemdeydin bunca zamandır? örgülü müydü saçları çocukluğunun? neden hep yüzün önünde geçtin önümden? neden daha önce seslenmedin? neden bir kez gülümsemedin maviler içindeyken?</p>
<p>                                                                                                                        -dedi adam-</p>
<p>geldim.. hayatını izledim sen uyurken..  duyuyorsun sandım, konuşmadım o yüzden.. içim kalktı gezdi yüzünde.. söz bitti, saz dindi.. sesler toplayıp kaldırdım kulaklarından, başkalarının dağıttıkları yerden.. eğilip öptüm, tanrının seni bana yazdığı yeri.. gülümsedim.. senin yanında hep olmak istediğim gibiydim ben..</p>
<p>                                                                                                                     &#8211; dedi kadın -</p>
<p>uykuma seslen.. böl rüyalarımı.. düşler yetiştir saksımda.. buda fazladan gerçek yanlarımı.. hadi söz ver parmağıma, istediğin renge boya hayatımı..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/03/uykuma-seslenen-kadin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Şekerli Yağmur / İstanbul..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/02/sekerli-yagmur-istanbul/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/02/sekerli-yagmur-istanbul/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 07:51:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1098</guid>
		<description><![CDATA[ve başlıyor; sabahın gecenin  üstünü örttüğü anlar.. 02:37.. yatağa süzülen kırmızı  ışık; katıksız karanlığın kaymağı gibi duruyor.. kış kara doymadan kalktı masadan.. eğer beni duyuyorsa; şekerli bir yağmur istiyorum tanrıdan.. bahar yüzümüzü güneşlerle donatmalı.. içimizde hiç bilmediğimiz yanlarımız açmalı.. değişmeliyiz.. dinmeliyiz..
İstanbul.. kum sarısı.. gök mavisi.. uykulu gözlerim döküldükçe yollarına, parıldayan insanlar ömrüme akmalı.. ışıkları yanmayan binaları, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ve başlıyor; sabahın gecenin  üstünü örttüğü anlar.. 02:37.. yatağa süzülen kırmızı  ışık; katıksız karanlığın kaymağı gibi duruyor.. kış kara doymadan kalktı masadan.. eğer beni duyuyorsa; şekerli bir yağmur istiyorum tanrıdan.. bahar yüzümüzü güneşlerle donatmalı.. içimizde hiç bilmediğimiz yanlarımız açmalı.. değişmeliyiz.. dinmeliyiz..</p>
<p>İstanbul.. kum sarısı.. gök mavisi.. uykulu gözlerim döküldükçe yollarına, parıldayan insanlar ömrüme akmalı.. ışıkları yanmayan binaları, içinde ölenler aydınlatmalı.. daha kaç kez aşık olabilirim ki sana? istanbul.. sen benim kasıklarımı öp, ben senin sırtına köprüler çizeyim.. hisarlar kurayım sana omuzlarımda.. ne olur bana bir çift martı hediye etsen? öyle zor ki ankarada martısızlık.. buğday tenli, yanık sesli martılarım olsun istiyorum.. rüzgarın boynuna dolanıp, bozkırlarımı denize boyasınlar.. bana bir yerden biraz deniz bulsunlar.. bana İstanbulu unuttursunlar..</p>
<p>çift kişilik olmasa yatağım, bu kadar koymaz belki istanbuldaki yalnızlığım..  mat kehverengi kokular.. dar açılar.. paralel kenarlar.. asfaltı kalkmış yalanlar.. gözlüklerini kitap bürümüş yazarlar.. kulağıma yaşlı ama diri bir gitar ilişiyor.. ninni gibi.. sesler&#8230; azalıyor gittikçe&#8230;. uyuyorum&#8230;..</p>
<p>uyandım.. yüksek tavanlı otel odasının beyaz çarşaflarına sarılı kalmışım.. çıplağım.. hala aynı şarkı çalıyor bilgisayarımda: Jem- Flying High.. yarı açık gözlerim.. yarı kapalı sırtım.. duş almalıyım.. yeni bir hayata yeni bir yüze yeni bir İstanbul bulmalıyım.. Sevmeli.. yaşamalı.. öğrenmeli.. okumalı.. yazmalı.. yürek büyütüp, insan çekmeliyim terime.. aldığım yere koymalıyım bıraktıklarımı.. gerçekten akacak mı hayat? büyütecek mi beni zaman? adam olacak mı otel odalarında çıplak uyanan bu esmer? İstanbul.. bana bir çift martı ver..</p>
<p>biz seninle.. ben kendimle.. sen sevdiğinle.. dönüp dolaşıp buluşuyoruz aynı yatağın farklı köşelerinde.. sen uzağında, ben çok yakınında hayatın.. aynı gömleğin farklı yakalarında.. sen asya, ben avrupa.. eğilse birimiz, kırılıyor öteki.. baş kaldırsa biri, idam ediyor karşısındakini diğeri.. dişe diş, düşe düş.. ağlatana kadar tüm garezimiz.. sonra suya iniyor yelkenlerimiz.. Aşk..</p>
<p>İstanbul&#8230;&#8230; ne çok seviyorum seni.. ne çok.. gözlerimi kapatıp seni mi dinlesem? yoksa kulaklarımı kapatıp sadece izlesem mi? ışıklarını alıp avucuma, ağustos böceği gibi el içimde büyütsem.. herşeyin aromasını değiştiriyorsun be şehrim! yalnızlık daha baharatlı, aşk daha karamelli, mutluluk daha vanilyalı.. her şeyin tadı daha farklı.. İstanbul.. ne çok sevmişim seni&#8230;.</p>
<p>dokun.. acıtma.. öp.. saçlarını katlayıp sırtıma yerleştir.. ellerin istediği yerde durabilir.. uyandım.. ama sen beni tekrar tekrar uyandır.. gülelim.. sevişelim.. bizi dinlesin tüm odalar.. hadi gel, İstabula biraz bizden verelim.. gel içimin bitki örtüsü.. gel ömrüm.. gel çocuk yüzlüm.. gel boğazda kendimize dört köşe beş duvar, yeni bir hayat seçelim&#8230; gel hadi, başladığımız işi bitirelim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/02/sekerli-yagmur-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Dokuzuncu CaN..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/02/dokuzuncu-can/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/02/dokuzuncu-can/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 07:37:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1091</guid>
		<description><![CDATA[yarım ağız açık bir kapı..  bir birine eşit uzaklıkta, akıl boyu sıra sıra selviler.. dallanıp damarlanmış soru kökleri..  aklımın sokaklarında beyaz yollara sarkan gri cevherler.. yarım kapalı bir ağız.. yarı açık inlemeler.. sevişmeler alt yazılı.. tahrik ediyor düşünmek bir sarışını, astarı yüzünden pahallı..
yok sayıyor beni başkaları üstünde gezen bakışların.. şapkandaki eski arkadaşlarından, her defasında çıkarttığın yeni aşkların. sevişmen.. yatman.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yarım ağız açık bir kapı..  bir birine eşit uzaklıkta, akıl boyu sıra sıra selviler.. dallanıp damarlanmış soru kökleri..  aklımın sokaklarında beyaz yollara sarkan gri cevherler.. yarım kapalı bir ağız.. yarı açık inlemeler.. sevişmeler alt yazılı.. tahrik ediyor düşünmek bir sarışını, astarı yüzünden pahallı..</p>
<p>yok sayıyor beni başkaları üstünde gezen bakışların.. şapkandaki eski arkadaşlarından, her defasında çıkarttığın yeni aşkların. sevişmen.. yatman.. içine alıp çıkarman hatıralarını.. her defasında direkten dönen yalnızlığın.. ekmek gibi dilimleyip, süte batırıp önüme koyduğun emek kırıntıların.. sen, tanıdığım en başarılı reklamcısın..</p>
<p>yüz çevirdim şubat ortasına.. farkında mısın beni uğurladığın yerde birikiyor pişmanlığın? üstündeki erkek değişince, aklımdaki kadın değişir mi sandın?  ojeli ayaklarına yüksek topuk direrken sen; buz tutan içimde, kaymadan yürüyebileceğin sanrısına mı kapıldın? aşk acemisi.. çömezlik eğitimini kimin koynunda aldın?</p>
<p>çok istedim gönül dolusu ağlayayım.. boşaltayım içimin molozlarını yasak olan  her yerine hayatının.. takılıp duruyor kirpiklerime, örgüsü eski yanlarımın.. akıyor dışıma kumbaramda biriken bozuk kadınlarım.. hepsini toplayıp, seni unutmak için harcayacağım..</p>
<p>kızıl kahve güneş yansıyor saçlarında.. sabah ağarırken beyazlarımda.. uyandırıp seni, birlikte yürümek istiyorum.. izini sürmek aklındaki adamların..tek tek sakat bırakmak sana dokundukları uzuvlarını.. acıtmak.. kanatmak.. diş bırakmak boynuna.. apolet gibi asmak ismimi omuzlarına.. tapulamak ıslaklığını, sertleşen yanlarıma.. satın almak.. parası neyse bulup buluşturmak.. mecbur kalıp; repoladığım tüm huzuru, değerinin altında yokluğun için bozdurmak..</p>
<p>dokuzuncu canındayım hayatımın.. başka hakkım kalmadı.. namlunun ucundayım.. ensemde hissediyorum barutun nefesini.. birazdan patlayacak huzursuzluğum.. <strong><em>ne olursa olsun</em></strong>larla dolduracağım kendimi.. batan balığım yan gidecek.. inceldiği yerden kopartacağım ipliğimi.. en çok benim canım acıyacak.. ama en çok sen kanayacaksın.. ben bir ömür boyu içimde taşıyacağım.. sen ise alışmaya çalışacaksın.. </p>
<p>hadi gel bölüşelim ruhlarımızı.. ben yazdıkça, sen okudukça; yaşayacağız aslında hiç yaşamadıklarımızı.. ve böyle büyüteceğiz alışkanlıklarımızı.. sen dalında, ben kafesimde.. şairin dediği gibi: <em>&#8220;acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimizde&#8221;&#8230;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/02/dokuzuncu-can/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Bir Duble HayaleT..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/02/bir-duble-hayalet/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/02/bir-duble-hayalet/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 23:07:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1083</guid>
		<description><![CDATA[yaz gelir.. tüter burnunda ağladığın adamın kokusu..  hatırlarsın.. sevdiği şarkıyı.. söylediği türküyü.. gülüşünü.. yüzünü.. saçını.. gündüz gölgede kalan yanların, gece yakamoz gibi parıldar.. hayaletine bir isim koyarsın sevdiğin adamın, ve onunla sevişmeye başlarsın; üstünde mini, göğüs kısmı dantelli, ince bordo geceliğin.. seni sever hayaletin..
koku.. tadı anımsatır.. tat dokuyu.. doku varlığı.. parça parça yaşlanırsın.. tane tane bükülürsün.. ter [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yaz gelir.. tüter burnunda ağladığın adamın kokusu..  hatırlarsın.. sevdiği şarkıyı.. söylediği türküyü.. gülüşünü.. yüzünü.. saçını.. gündüz gölgede kalan yanların, gece yakamoz gibi parıldar.. hayaletine bir isim koyarsın sevdiğin adamın, ve onunla sevişmeye başlarsın; üstünde mini, göğüs kısmı dantelli, ince bordo geceliğin.. seni sever hayaletin..</p>
<p>koku.. tadı anımsatır.. tat dokuyu.. doku varlığı.. parça parça yaşlanırsın.. tane tane bükülürsün.. ter dökülür göğüslerine.. nefesini tutarsın.. kıvranır karnın özlemiyle adamının.. yanarsın.. yoktur artık saniyesi aşkın.. ağlarsın.. attığı düğümü çözemezsin.. öyle sevmiştir ki seni vaktiyle, hep sevecekmiş gibi sayıklarsın.. öyle güzeldir ki varlığı, kahve kokusu gibi.. uyanmak.. öyle güzeldir ki uykulu gözleri.. uyandırmaya çalıştığın günleri özlersin.. <strong><em>içine bir hayalet çekersin..</em></strong></p>
<p>yaz gelir.. susarsan gider.. elleri tanıdık güzellikte.. dudakları altın rengi.. kızgın yağ gibidir.. bilirsin.. huysuzdur üstelik.. ama huyu kurusun aşkın, her haliyle seversin.. kavgasıyla.. dövüşüyle.. tuzuyla.. ruhuyla.. öyle öğretmiştir sana sevmeyi çünkü.. öyle sevmişti seni.. o yüzden o kadar rahattın onun yanında.. kırk yıllık adamındı o senin, daha yirmi beş yaşında.. seni olduğun gibi bilmişti.. yüzünü.. enseni.. göbeğini.. ayaklarının kırmızı kıvrımlarını.. bacaklarını.. sırtını.. uykunu..</p>
<p>söz gider.. yazı utanır.. yüz dökülür.. kalp bilenir.. keskin sirke, küpünü sindirir.. dert çekilir.. insan en çok kendisine direnir.. kanat çırp uzağına.. arala gökyüzünü.. baş ucunda duruyor mu resmi? rujlarının hemen yanında.. tutturulmuş bir kıskaca.. kaldırdın mı yoksa? kandırabildin mi duvarlarını? sevmişlerdi onun sesini oysa.. daracık yatağın.. genişlemişti.. nehir gibiydi akarken üstünden.. köprü gibiydi süzülürken sen altından.. aşıktı.. o yüzden korkardı içine boşalmaktan&#8230;&#8230;</p>
<p>hayat&#8230; sabun köpüğü gibi sönüyor ellerini yıkadığın lavabonun deliğinde&#8230; üflediğin boşluklar, dolmayacak nefesinle.. çektiğin siyah beyaz resimler.. kabartmalı.. turuncu işlemeli halleri hatıraların.. unutma meleğim: aşk, kapıda en fazla beş dakika bekler.. ama can, aşkı ömür boyu beklemeli.. bilmeli.. boyun eğmeli.. savunmamalı.. karşı koymamalı.. açmalı koynunu..  saatler kurmalı sonsuza.. susmalı&#8230;</p>
<p>00:17&#8230; ellimde doğmamış çocuklarımın kokusu.. sigara istiyor canım.. yalnızım.. yüzümde doğacak çocuklarımın gürültüsü.. aklımda bir dünya dolusu harita.. onların içinden seçiyorum vucudunun hatlarını.. insanlardan arınmış yüzeylerimiz kalmış benim aklımda.. terliyorum.. bir bardak sıcak, karabiberli süt gibi kokuyorum.. nane çayı demliyorum cezvemde..</p>
<p>sana seni anlatmakla geçiyor harflerim.. kaybediyorum bazen.. bazen karıştırıyorum kendimle.. başa dönüyorum.. sona bakıyorum.. girişip gelişip sonuçlanıyorum.. göğe çevir yüzünü.. sil.. yeşile bak.. maviyi ayıkla.. içinden geldiği gibi ağla.. geçer dese de herkes, bu acı geçmeyecek.. geçti desen de sen herkese, geçmediğini herkes bilecek.. aşk için meleğim.. aşk için.. daha çok kan dökülecek..</p>
<p>yaz gelir.. eskiciler toplar; orak boyu sararan otları.. güneş sabahlığıyla çıkar yazlık evinin asmalı balkonuna.. yastığınla barışır aradığın cevaplar.. uykuya çok yakışır, sonrasında iş olmayan sabahlar.. gün geçer.. söz biter.. iz kalır.. kör topal da olsa büyür içinde mevsimler.. geçmese de acısı, merak etme sızısı diner.. dar yokuşlar buldum kendime.. geniş kaldırımlar.. istemiyorum ruhumu.. bana şu her zamanki hayaletten ver.. şimdilik yeter..</p>
<address>24 şubat 2010</address>
<address>-akrep:1  yelkovan: Ben-</address>
<address></address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/02/bir-duble-hayalet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..ÇözüneN..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/02/cozunen/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/02/cozunen/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 12:27:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1067</guid>
		<description><![CDATA[Yağmur.. buluttan doğup sarkıyor yüzüme.. aydınlık damlaya damlaya göl oluyor odamda.. her tarafa bulaşmışım.. yastığımdan buhar çıkıyor.. yüksek rakımlı bir kadın yatıyor nefesimin az ötesinde.. burnu boynuma teğet geçiyor.. kendime bilediğim nefsim, sadece nabzına boyun eğiyor.. sen uyuyorsun, ben düşünüyorum:
dağınık kurgulu hayatım.. zımparalayıp verniklemek lazım geçmiş gören yüzlerimi.. vaktiyle bir kaç aşkın taşındığı kalp, sıkılmış kiracı çocuklarından.. bir kat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yağmur.. buluttan doğup sarkıyor yüzüme.. aydınlık damlaya damlaya göl oluyor odamda.. her tarafa bulaşmışım.. yastığımdan buhar çıkıyor.. yüksek rakımlı bir kadın yatıyor nefesimin az ötesinde.. burnu boynuma teğet geçiyor.. kendime bilediğim nefsim, sadece nabzına boyun eğiyor.. sen uyuyorsun, ben düşünüyorum:</p>
<p>dağınık kurgulu hayatım.. zımparalayıp verniklemek lazım geçmiş gören yüzlerimi.. vaktiyle bir kaç aşkın taşındığı kalp, sıkılmış kiracı çocuklarından.. bir kat boya badana, biraz tadilat.. ama esas olarak ev sahibine ihtiyaç duyuyor.. mülkü devredilmiş iki haftalık tatilciler, inan artık yapmacık geliyor..</p>
<p>mutluluğumun galası, yalnızlığımın demosuyla başlıyor.. ardından eski aşkların anısına bir dakikalık saygı duruşu.. protez harflerle yapılıyor açılış konuşması.. dilim yokuş, dişlerim köprü.. dolgu sensin.. kendime ulaşmaya çalışırken sıkış tıkış trafikte, girdiğim her kestirme senden geçiyor.. kırmızıda geç, yeşilde dur! hayatı geri geri sürerken tüm kurallar ters  işliyor..</p>
<p>çözünürlüğüm arttıkça, azalıyor yoğunluğum.. ters orantılıyım anlayacağın; içimin sana bakan cephesiyle.. yüzüm sana dönük, sırtım yosun tutuyor.. baş aşağı sarkmışım geceye.. kanatlarım göğsümde uyuyor.. gözlerim görmese de kulaklarım biliyor yolu.. sesini geçtikten hemen sonra, dudaklarından az biraz önce.. kime sorsan gösterir, çözeltimin içinde kendi halinde bir isim eriyor..</p>
<p>kör makas.. keskin nefis.. önce güncelleyip sonra yedekledim söyleyeceklerimi: <strong><em>buz yüzmeyi doğuştan bilse de; eriyip gidecektir rakının içinde.. </em></strong>eridim ben de.. geçmişi birazcık seyreltebildim sadece..  kalamadım.. <em>kader kısmet nasip</em> denilen eşkenar üçgenin, ağırlık merkezinde..</p>
<p>ne çok kiracı.. ne çok kontrat.. hep depozitosuz geçmiş hayat.. eriyip çözülmek ve eriyik halde kalmak varmış kaderde.. aşıkla maşuk böyle kalmış birbirine..</p>
<p>uyandın.. güneş açtım.. perdesini açtın sesinin.. yüzüne aşığım.. hadi sil ağzımın kenarından yastığa akan, geçmişimin salyasını.. <em>&#8220;geçti&#8221;</em> de.. <em>&#8220;ben gitmeyeceğim&#8221; </em>de<em>, &#8220;sen günün birinde gitsen bile&#8221;</em>.. sar.. sev.. acıt.. hadi ne olur inandır beni, bu yüzüğe güvenebileceğime..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/02/cozunen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Kadın DokusU..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/02/kadin-dokusu/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/02/kadin-dokusu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 10:02:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1049</guid>
		<description><![CDATA[kadınlar, girdikleri kabın önce şeklini alır sonra onu şekillendirirler.. manastırlar büyütürler evlerinin önünde.. yüzlerinde yaşatırlar, gözlerinde saklarlar söylemek istediklerini.. aşk adı altında yaşarlar.. aşkın altında yaşlanırlar.. gül seçer gibi seçmelisin onlar için kelimeleri.. yoksa silah gibi kullanırlar, senin har vurup harman savurduğun noktalama işaretlerini..
eşikte yaşar kadın kısmı.. sınırları geçmeyi değil, sınırda yaşamayı severler.. suç işlemeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>kadınlar, girdikleri kabın önce şeklini alır sonra onu şekillendirirler.. manastırlar büyütürler evlerinin önünde.. yüzlerinde yaşatırlar, gözlerinde saklarlar söylemek istediklerini.. aşk adı altında yaşarlar.. aşkın altında yaşlanırlar.. gül seçer gibi seçmelisin onlar için kelimeleri.. yoksa silah gibi kullanırlar, senin har vurup harman savurduğun noktalama işaretlerini..</p>
<p>eşikte yaşar kadın kısmı.. sınırları geçmeyi değil, sınırda yaşamayı severler.. suç işlemeyi değil, suçu gizlemeyi bilirler.. ortak olmazlar.. paylaşmaktan hoşlanmazlar..  sahip olmak kadar, sahiplenilmekten de zevk alırlar.. hırs bir kadın güdüsüdür.. isteneni elde etmek için en akla gelmedik yollara başvurabilirler.. savaşları mutfakta yönetebilir, anlaşmaları yatak odasında imzalayabilirler..</p>
<p>gerçekten istersen, avucunun içine alabilirsin kadını.. çünkü o nerende olursa olsun seni yönetmeyi bilecektir.. parmağının ucunda görünmekten zevk bile alabilir.. kolay kolay pes etmez, yenilgiyi kabul etmezler.. aslına bakarsan bir kadını ancak başka bir kadın yıkabilir.. bir erkek gelişi güzel acıtabilir, ama başka bir kadın nereye vuracağını çok iyi bilir..  </p>
<p>hızlıdırlar.. düşünceleri su gibi akar.. yer yön duyuları atrofiktir.. geldikleri yolu, dönerken bulamazlar.. ama söyleneni asla unutmazlar.. ilk tanışmada söylediğin bir sözü, yıllar sonra karşında bulabilirsin.. söz vermezler, ama mutlaka inandırırlar.. on altı yaşından sonra, gülümseyerek istediğini yaptırabilme yetisine kavuşurlar.. erkeklerle çalışmaktan hoşlanırlar.. çünkü iş hayatına on altıdan sonra atılırlar.. yaşlı ve bekar kadınlardan nefret ederler.. çünkü aslında  öyle olmaktan çekinirler..</p>
<p>anlayış bencilidirler..  anlamadan anlayış bekleme sertifikasını doğduktan hemen sonra alırlar: <em>önce bayanlar</em>.. ve hemen üst ihtisasa başlarlar.. hormonlarıyla iyi geçindikleri müddetçe mutludurlar.. duygu durumları kırmızı oje ve yeni saç stili arasında ki geniş spektruma yayılır..  kadının suyu ilgidir.. ne sürekli yağmalı, ne de kurutmalı.. önce yağar, sonra kurutursan muhakkak meyva verirler..</p>
<p>kadın yer yüzündeki en aktif elementtir.. sürekli tepkimeye girebilir.. son yörüngesine bir atom alıp, dünyasını periyodik cetvele kapatabilir.. çabuk bağlanabilir.. ama kurdukları bağlar -hidrojen bağları gibi- zayıf enerji ihtiva ediyor olabilir.. </p>
<p>kadın, insanın en küçük birimidir.. aynı hücre gibi seçici geçirgendir.. aktif taşınmayı severler.. bazen kendilerini kaybedip kontrolsüz çoğalabilirler.. intihara eğilimlidirler, ama girişimleri başarısız olma eğilimindedir.. kadınlar aşka aşıktır.. sevmeyi severler.. özneler değil, eylemlerdir çoğu kez önemli olan.. aşk kadının mayasındadır.. <strong><em>kadın; </em></strong><strong><em>dünyanın ilk harikasıdır..</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/02/kadin-dokusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
