<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kin &#38; Yas</title>
	<atom:link href="http://www.knys.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.knys.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jul 2010 06:51:01 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>..Ben de Senİ..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/07/ben-de-seni/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/07/ben-de-seni/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 06:51:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1495</guid>
		<description><![CDATA[beni bakışlarının altına al ve bir izmarit gibi ez.. soğuk bir güneş as odanın tavanına, ikimizi de yakmadan aydınlatsın.. yüzlerimiz odanın duvarlarında gezinip buluşmalı defalarca.. sen beni sevmelisin.. ben de kendimi.. penceresiz aydınlık nasıl oluyormuş göstermeliyiz herkese.. ben tuz buz olup dökülmeliyim ayaklarının altına.. sen tek tek toplamalısın beni.. sesinin içine gömülmeli nefesim.. sen beni duymalısın.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>beni bakışlarının altına al ve bir izmarit gibi ez.. soğuk bir güneş as odanın tavanına, ikimizi de yakmadan aydınlatsın.. yüzlerimiz odanın duvarlarında gezinip buluşmalı defalarca.. sen beni sevmelisin.. ben de kendimi.. penceresiz aydınlık nasıl oluyormuş göstermeliyiz herkese.. ben tuz buz olup dökülmeliyim ayaklarının altına.. sen tek tek toplamalısın beni.. sesinin içine gömülmeli nefesim.. sen beni duymalısın.. ben de kendimi..</p>
<p>derin bronzlaşmalı beni gördüğünde.. yüreğin ısınmalı.. fazla konuşmamalıyız; ama yine de herkes duymalı.. omuzlarında taşımalısın günahlarımı.. vebalim boynuna yakışmış olmalı.. kendi içimizde dönüşüp durmalıyız birbirimize.. sen bana benzemelisin.. ben de kendime..</p>
<p>ağır ağır tükenmeli.. şehir denize çekilmeli.. yük gemisi gibi olmalı vucutlarımız.. yediğimiz yemekler karnımızı törpülemeli.. sen bana bakmalısın.. ben kendime.. aynı masanın aynı kenarında oturmalıyız.. ya sırtımız dönük olmalı insanlara, ya da yüzümüz tüm çıplaklığıyla.. hesabı istediğimiz zaman, yavaş yavaş başlamalısın anlamaya.. sen beni unutmalısın.. ben de kendimi..</p>
<p>beni bakışlarının altına al ve bir izmarit gibi ez.. yalvarmalıyım belki sana.. belki de dikip başımı göğe, gitmeliyim senin ayaklarına değmemiş coğrafyalara.. yaz sıcağı soğutuyor; kış ayazı ısıtıyor beni senin yanında.. dengesiz ruhun deviniyor uzuvlarımda.. acımıyor, hissetmiyorum artık vurduğunda.. sen beni tüketmelisin.. ben de kendimi..</p>
<p>uzanıp sırıtımı dayadığım asfalt yollar, beni şeritlere ayırmalı.. ikimizden biri koyulmalı, kendi hayatı için cizdiği yola.. birimiz bırakmalı diğerini kendi yalnız dünyasına.. kalan evrimleşecek belli ki.. değişecek.. unutmak için dönüştürecek kendini, daha önce hiç tanışmadığı birisine.. giden kurtulur &#8211; kalan alışır böyle zamanlarda.. yapacak bir şey yok sevdiğim.. sen beni bırakmalısın.. ben de kendimi..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/07/ben-de-seni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Bir DahA..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/07/bir-daha/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/07/bir-daha/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jul 2010 19:04:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1487</guid>
		<description><![CDATA[bana yazacak bir şeyler vermelisin.. kelimeler mesela.. kimsenin bilmediği, görmediği, okumadığı tamlamaların olmalı.. kağıdı eritmelisin, kalemi eğmeli.. yüzün düştüğü vakit aklıma, yedi kat göğü görebilmeliyim pencerimin pervazında.. hayal edebilmeliyim omuzlarının boynuna bakan terasını.. kalbimi incitmelisin.. içimi acıtabilmeli dokunuşun.. başıma bela olmalısın.. uykumu kaçırmalı yokluğun.. öyle özlemeliyim ki seni; rendeleniyormuş gibi acımalı ciğerlerim.. günahınla dolup taşmalı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bana yazacak bir şeyler vermelisin.. kelimeler mesela.. kimsenin bilmediği, görmediği, okumadığı tamlamaların olmalı.. kağıdı eritmelisin, kalemi eğmeli.. yüzün düştüğü vakit aklıma, yedi kat göğü görebilmeliyim pencerimin pervazında.. hayal edebilmeliyim omuzlarının boynuna bakan terasını.. kalbimi incitmelisin.. içimi acıtabilmeli dokunuşun.. başıma bela olmalısın.. uykumu kaçırmalı yokluğun.. öyle özlemeliyim ki seni; rendeleniyormuş gibi acımalı ciğerlerim.. günahınla dolup taşmalı dudaklarım.. sesimin izi çıkmalı odanın duvarlarında.. bana yeni bir ben vermelisin.. unutturmalısın, hatırladığım bütün şehirleri..</p>
<p>göz direyen öfkenle dokunduğun vakit uykuma, esnemeli düşlerim.. uykusuz geceleri katlayıp kaldırmalısın yüklüğüme.. onarmalısın beni.. kemiklerime kadar inmeli dudakların.. canını canımda hissetmeliyim.. uzağımda olabilirsin ama ben seni hep yakınımda bilmeliyim.. karnına koyup başımı -yüz yıllık kiracınmışım gibi-  mırıldanarak sevdiğin şarkıları uyuyabilmeliyim kokunun baş ucunda..</p>
<p>kararsızım.. ne istediğimi bilmiyorum.. kaybettim harfleri en son hangi cümlede bıraktığımı hatırlamıyorum.. yüz buluyorum gençliğimden, zamanı bol keseden harcıyorum.. beni bulmalısın.. tutmalısın kaderimden.. tutunmalısın yazıma.. bana kalsa, aynı gün terkederim kendimi.. aşk engelli benim kalbim.. bencilliğim bağlamış gözlerini sevdanın.. nasıl sevilmek istiyorsan, beni öyle sevmelisin.. deli divane aşkı öğret bana.. acıt.. ters düz et dünyamı.. aşkına karşı koyarsam namerdim.. beni kendine aşık et.. sevmek istiyorum.. bana biraz yardım et..</p>
<p>herşeyine alışmak istiyorum senin.. sevdiğin şarkılara, uyandığın sabahlara, ağız kokuna, kahve fincanına, diş fırçana.. eline.. sesine.. yüzünün yedi rengine.. saçların dökülmeli evin her tarafına.. parmak izlerini bulmalıyım aynada.. kendi anahtarın olmalı.. bazen benden önce gelmiş olmalısın evime.. okuduğun kitapları anlatmalısın bana.. ben uyurken, baş ucumda çalışmalısın.. kıvrımların erişmeli çıkıntılarıma.. çimento gibi doldurmalısın hayatımı.. ama koyduğun tüm kalıplara rağmen özgür hissetmeliyim kendimi.. beni benden daha iyi anlamalısın..</p>
<p>sonra terk et beni.. bir anda yıkılsın herşey.. herşeyden nefret etmemi sağla.. öyle sinirlenmeli öyle kinlenmeliyim ki sana.. hiç bir şeyi görmemeli gözlerim.. kahve fincanını duvarda parçalamalı, topladığım saçlarını şöminede yakmalıyım.. içip içip aramalıyım ama sen açmamalısın telefonlarını.. öyle yormalısın ki beni.. alt üst olmalı herşeyim.. bir vardın bir yok olmalısın.. öyle zorlamalı ki beni yokluğun, farkında olmadan gün içinde ağlarken bulmalıyım kendimi.. inandığım, inandırdığın her ne varsa paramparça olmalı.. tek başıma, yapayalnız kalakalmalıyım insanlar arasında.. seni öyle özlemeliyim ki.. bazı geceler öyle istemeliyim ki.. anlatacak hiç kimsem olmamalı bunları.. bütün bunları tek başıma yaşamalıyım.. beni bana terk etmelisin.. üstelik deli gibi severken yapmalısın bunu bana.. beni sevdiğini söyleyerek gitmelisin.. herşeyi benim için yaptığına inandırmalısın kendini.. neyi hak edip neyi hak etmediğimi benden daha iyi düşünüyor olabilmelisin, beni en sevdiğim varlıktan alıkoyarken..</p>
<p>ben hiç bilmiyorken, hiç inanmamışken aşka; önce eğitmeli sonra alıştırmalısın beni.. sonra ben hamur kıvamına gelip yüz çevirdiğim vakit dünyaya, yavru kediymişim gibi tutup ensemden bırakmalısın beni sokağa.. ne tuhaf.. insan kendisi için neler isteyebiliyor değil mi? ne kadar saçma acı çekmek için bu delice istek.. bu saçma sapan farkındalık.. bile bile lades.. adı her neyse ya da.. neden istedim ki sana aşık olmayı? neden sevdin ki beni? neden yoksun.. neden yok oldun.. bildiğim her şeyi senden öğrendim ben.. söylesene şimdi kime beni anlatıyorsun? kimin için ağlıyorsun? vicdanını koyduğun valizi hangi trenin hangi vagonunda taşıyorsun? söylesene.. bana bunu neden yapıyorsun..</p>
<p>düşününce ne kadar saçma geliyor her şey.. sana verdiğim anahtar mesela.. ya da banyoda bıraktığın şampuan.. ne bileyim sevdiğin bir şarkı.. anlattığın bir fıkra.. neden izin verdim ki bunlara? neden öyle güzel sevdim ki? neden öyle güzel seviştim ki seninle? bunların hepsini ben mi istedim? kendi elimle mi yaptım bunu kendime? söylesene bunları bana yaptırabilmek için ne kattın nefesime?</p>
<p>yorgunum.. argınım.. dargınım.. kırgınım.. bencillik bana daha çok yakışıyormuş anladım.. soyundum.. çıplağım.. bir daha sevme beni.. bir daha acıtma.. bir daha özletme kendini.. bir daha karşıma çıkma..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/07/bir-daha/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Çok EskideN..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/07/cok-eskiden/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/07/cok-eskiden/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 06:02:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1481</guid>
		<description><![CDATA[Eskiden;
göz doyardı ağlayınca.. sarılınca kol yar boynuna; ısınırdı  yalnızlığım boynumdan ayak bileklerime kadar. ten düşkünü uzunca esmer bedenciğim durulurdu kumsalına vurduğunda.. Göl kokardı tatiller, dağla çevrili yatak içinde, nehir güzergahındaki karargahlara saklanan sevişmeler.. ve deniz.. güneyde tuzlu ve mayolu; kuzeyde rakı kokan ve acıklı.. deniz, elimizde büyüdü bizim.. göl halini bilirim ben, denize dalıp giden o  kocaman gözlerinin&#8230;
eskiden..
kuyruğuna yalanlar bağlar, sözler uçururdum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eskiden;</p>
<p>göz doyardı ağlayınca.. sarılınca kol yar boynuna; ısınırdı  yalnızlığım boynumdan ayak bileklerime kadar. ten düşkünü uzunca esmer bedenciğim durulurdu kumsalına vurduğunda.. Göl kokardı tatiller, dağla çevrili yatak içinde, nehir güzergahındaki karargahlara saklanan sevişmeler.. ve deniz.. güneyde tuzlu ve mayolu; kuzeyde rakı kokan ve acıklı.. deniz, elimizde büyüdü bizim.. göl halini bilirim ben, denize dalıp giden o  kocaman gözlerinin&#8230;</p>
<p>eskiden..</p>
<p>kuyruğuna yalanlar bağlar, sözler uçururdum gökyüzüne.. martı bulmuşluğum bile vardı, ülkemin en doğu illerinden birinde.. küçük taşlı kelimeler dizerdim ipe, boynuna kolye; kulağına küpe olsun diye.. bilirdin en sevdiğim noktalama işaretlerini.. bilirdin neden üç nokta koymadığımı cümlelerin sonuna ve neden büyük harfle başlamadığımı cümlenin başına.. ben ne zaman göğsüme dert çeksem, senin göğsün daralırdı.. yüz sürdüğümde göğsüne, nefesin açılırdı.. saçıma dolanırdı parmak uçların, sen bilirdin; benimle adam akıllı sevişmenin çok zor olacağını..</p>
<p>eskiden..</p>
<p>deniz dibinden avuç avuç kum çıkarmak içindi başımı suya gömüşüm.. kulaklarımda hissetmek üstümde esen dalgaları.. gözümün yanmasını.. açık yeşil görmek, bildiğin kahverengi kum deryasını.. sonra bir avuç kum alıp içinden, kalbinin basıncıyla yüzeyine çıkmak senin.. açtırmak bayramlık ağzını.. nefretini.. kinini.. kusturmak için uğraşmak, çiğnemeden yuttuğun beni.. çocuk oyunları topluluğu, koşardı içimizde, biz dışımızda yaşlanmaya çalışan insan rollerini oynarken..</p>
<p>eskiden</p>
<p>farklıydı herşey..   şimdi ağladıkça acıkıyor göz.. sarıldıkça umuda, üşüyor açıkta kalan yüz.. eskiden de bensizdin, lakin bir farkla.. sen eskiden kimsesizdin..  sen&#8217;li değildi kimse.. beraber yatmasak da, berabere yatıyorduk birbirimizle.. önce deniz kabardı, sonra güz çöktü üzerimize.. göl çekildi, dağ yaslandı arkasındaki çamlık düzlüğe.. aynı yastığa dökülünce ayrı saçlar; başka kokulara bizden daha da çabuk alıştı çarşaflar..  susuyorum demiştin; tonlarca yazıyla bağırırken yüzüme.. ister sus.. ister konuş.. tekerrür terk etti tarihi.. Murathan Mungan&#8217;ın dediği gibi; eskidendi.. çok eskiden..</p>
<p>göz göre göre uğurladık birbirimizi.. geçmişiyle övünen eski zenginler gibi, ata baba yadigarı bir kaç dönümlük aşkımız kaldı.. sen nadasa bıraktın, ben anızını yaktım.. kimseye etmedik şikayet; derman olmasın diye muhtemelen.. ikimiz de deli, ikimiz de dişli, ikimiz de aşıktık.. erken ayrıldık, geç anlaştık.. şimdi sen uzaktasın, ben tuzakta.. gidiyorum sevgilim.. eğilip yanağının kenarından küçük bir öpücük alabilirim ancak.. bir yastıkta bin gecelik sevişmek; eskidendi.. çok eskiden..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/07/cok-eskiden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Üç ŞehiR..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/07/uc-sehir/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/07/uc-sehir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jul 2010 14:27:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1475</guid>
		<description><![CDATA[yüzünün duvaksız kenarıyım ben, parmağının yüzüksüz hali.. nasipsiz, kısmetsiz kaderinim.. yüz görümlük sevincin, az şekerli hüzününüm.. mor kapılı evinin, bordo duvarlarında yaldızlı ağımın üzerinde uyuya kalmış koyu gri bir örümceğim.. en sevdiğin şarkının nakaratı gibi, dilinde dolanıp duran boyun benim.. bir nefes kadar yakınında, bir ömür kadar uzağında duranım.. sözlerinin ucunda, bakışlarının ötesinde; dudaklarının gülümseyen, gözlerinin ağlayan köşesindeyim.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yüzünün duvaksız kenarıyım ben, parmağının yüzüksüz hali.. nasipsiz, kısmetsiz kaderinim.. yüz görümlük sevincin, az şekerli hüzününüm.. mor kapılı evinin, bordo duvarlarında yaldızlı ağımın üzerinde uyuya kalmış koyu gri bir örümceğim.. en sevdiğin şarkının nakaratı gibi, dilinde dolanıp duran boyun benim.. bir nefes kadar yakınında, bir ömür kadar uzağında duranım.. sözlerinin ucunda, bakışlarının ötesinde; dudaklarının gülümseyen, gözlerinin ağlayan köşesindeyim.. ne içinde ne de dışındayım çemberinin.. bıraktığın yerde, bıraktığın gibiyim.. çok değişmedim, değişmeyeceğim.. </p>
<p>Van gibi kokuyorsun bazen.. Edremit&#8217;te akşamın üstünde, sıcağın altında soda kokan saçların, kumsalıdır parmaklarımın.. sarılıp öpmek istiyorum seni; gel gör ki bana Van kadar uzaksın.. çam ağaçlarına vurunca güneş, asfalta düşünce gölgen.. çay bardağında rakı içerken ben, kavunum peynirimsin sen.. memleketimsin.. ev sahibim, sevgilim, dinmeyenimsin..</p>
<p>İstanbula dönüyor bazen yüzün.. gözlerinde boğazın ışıkları tek tek seçiliyor, sen sesimden taşıp yüzüme dökülürken.. çok şeritli geniş kollarında hayatının, cam kenarı yolcusu gibiyim.. başımı dayamışım yağmurun omzuna, içimin en uzun tünelini geçiyorum.. düz beyaz çizgilerinde kaderimin, hatalı sollama yapıyorum.. hadi çık karşıma.. seni bekliyorum..</p>
<p>Mardin&#8217;e benziyorsun bazen.. hiç görmediğim bir güneş iniyor alnından yanaklarına.. tozlu damlarla çevrili dar sokaklarda bir birimizi arıyoruz.. sen duymuyorsun, ben görmüyorum..  birlikteyken aynı bütünün ayrı parçalarıydık seninle.. şimdi herkes kendi eksiğinin peşinde.. sen benim için Mardin gibisin.. seni görmeden de sevebiliyorum.. </p>
<p>mor kapılı evinin bordo duvarlarında asılı duruyor yaldızlı ağlarım.. ben seni içimde peygamber gibi saklarım.. kimse duymaz sesimizi.. kimse bilmez gözümüzdeki buğunun sebebini.. sen tövbe edersin, ben tövbemi bozarım.. mükemmel bir yalnızlık içindeyim: sesler kısık, benizler soluk.. ben seni tek başıma da severim.. biraz daha yorgun, biraz daha buruk..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/07/uc-sehir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Ben, Aynam ve KendiM..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/07/ben-aynam-ve-kendim/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/07/ben-aynam-ve-kendim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2010 07:04:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1467</guid>
		<description><![CDATA[kurallar törpüler hayatı.. yaşam boyu eğilmektir, adına hoşgörü ve özveri denilen kapitülasyonlar bütünü.. döner durur dünyan, ne eksenine dokunabilirsin ne de tükürebilirsin yörüngene.. sadece çelişkilerini büyütürsün yaşadıkça.. sevdiğin her zaman sevgilin olmaz.. sevgilinin her zaman sevdiğin olmadığı gibi.. sözler iğneler ruhunu, çuvaldız okşar bedenini.. acı içinde yalnızlıkla; yalnızlık içinde onsuzlukla boğuşur durursun, geceler sabahlara yığılıp kaldıkça..
sen aklıma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>kurallar törpüler hayatı.. yaşam boyu eğilmektir, adına hoşgörü ve özveri denilen kapitülasyonlar bütünü.. döner durur dünyan, ne eksenine dokunabilirsin ne de tükürebilirsin yörüngene.. sadece çelişkilerini büyütürsün yaşadıkça.. sevdiğin her zaman sevgilin olmaz.. sevgilinin her zaman sevdiğin olmadığı gibi.. sözler iğneler ruhunu, çuvaldız okşar bedenini.. acı içinde yalnızlıkla; yalnızlık içinde onsuzlukla boğuşur durursun, geceler sabahlara yığılıp kaldıkça..</p>
<p>sen aklıma geldiğinde, içim gıcırdıyor.. dişlerim yavaş yavaş etine çekiliyor.. kan kokuyorum.. içimin keskin kenarıyla dert biliyorum.. sana hamileymişim gibi, ekşi ekşi aşeriyorum.. yüzünün her halini bilirim ben senin.. ellerinin her mevsimini bildiğim gibi.. gözlerin dinlemez seni, beni gördüğü yerde kaçırır ağzından hala beni sevdiğini.. sesinin her tonunu bilirim ben..  yalan söylerken pamuk ipliği gibi nasıl da inceldiğini.. </p>
<p>göğüs ucumda duruyor, eğilip sana göstermeye çalıştığım hüzün dekoltem.. transparan özlemim.. yüzüme kim baksa, biliyor bu sessizliği nereden aldığımı.. kimsesizliğin kilosu kaça biliyor musun sen? terazinin bir kefesine seni, bir kefesine senden başka herkesi koyuyorum.. ve sen hala mıknatıslıymışsın gibi ağır basıyorsun; bozuyorsun dünyamın dengesini..</p>
<p>sana kızmıyorum.. sen de biliyorsun: kendim için sevdim ben.. keyfimin kahyası için aşık oldum.. hiç düşünmeden atladım çakılıp kalacağımı bildiğim bu bomboş ama yine de mavi havuza.. biliyordum düşeceğimi, senin pencerenden aşağıya doğru sarktığımda.. ama aşk çekti canım.. tenine dökülüverdi tenim.. yatmak istedim.. sevişmek belki.. belki sadece izlemek, beni nasıl seveceğini.. yastığımda yüzünü görmek içindi hepsi, tek bir sabah bile olsa da.. oldu sonunda.. ardında ayak izlerin kaldı halıda.. bir de baş ucumdaki kağıda yazdıkların, sarhoş harflerin okunmuyor olsa da.. </p>
<p>göl halini bilirim ben gözlerinin.. papatya kederlim, sarmaşık bedenlim.. iyi niyetlim, güzelim, kıymetlim.. düş kokan yanısın sen hayatımın; sıcak sıcak yeni çıkmış yatağımdan.. keskin sirkem, küpüm, zararım.. sana değil öfkem, söyledim ya bu ateşi ben yaktım..  mezarımı ben kendim açtım.. bu aşkı bu kafaya ben sıktım.. üzülme sen.. üzülme sakın tek gecelik sevebildiğin için beni.. sakın sızlamasın için beni bırakıp gidebildiğin için.. acımamalısın.. gönül rahatlığıyla &#8220;sana söylemiştim ben&#8221; diyebilmelisin.. bir kaç belki bırakıp masanın üzerine,  anahtarını alıp gidebilmelisin başka şehirlere.. ama sakın ağlama deme bana! böyle ağlayabilmek için sevdim seni ben.. belki böyle acıttığın için.. belki bırakıp gidebildiğin için.. belki sadece tek gecelik olduğun için.. ama sakın ağlama deme bana!  çünkü seninle hiç bir ilgisi yok bu yaşların.. kendi rızamla sevdim; kendi rızamla çekeceğim.. gittiğin için değil; kaldığım için ağlıyorum.. sensiz kalabilirim, ama kendimle kalamıyorum.. dokunma gözyaşıma! seni içimden ancak böyle atabiliyorum.. dokunma ruhuma.. seninle değil, kendimle hesaplaşıyorum..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/07/ben-aynam-ve-kendim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..KahvaltıdA..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/06/kahvaltida/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/06/kahvaltida/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 02:27:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1456</guid>
		<description><![CDATA[akşamın üzerindeydik.. yeşil gölgeli çamlardan dökülen mavi yaprakların kapladığı yolda uzun uzun yürüdükten sonra nihayet  hayaline gelmiştik.. şeffaf ama yüksek surlarla çevrili bir kalbin önüne geldiğimizde, &#8220;işte burası&#8221; dedi.. üzerinde uçuk pembe saten bayrakların asılı olduğu büyükçe demir bir kapı surların birleşme noktasıydı. Kapının önüne doğru yürürken surları yaptırmanın ne kadar uzun zaman aldığını, her bir köşenin ayrı bir tecrübeyle örüldüğünü anlattı. surlardan seçebildiğim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>akşamın üzerindeydik.. yeşil gölgeli çamlardan dökülen mavi yaprakların kapladığı yolda uzun uzun yürüdükten sonra nihayet  hayaline gelmiştik.. şeffaf ama yüksek surlarla çevrili bir kalbin önüne geldiğimizde, &#8220;işte burası&#8221; dedi.. üzerinde uçuk pembe saten bayrakların asılı olduğu büyükçe demir bir kapı surların birleşme noktasıydı. Kapının önüne doğru yürürken surları yaptırmanın ne kadar uzun zaman aldığını, her bir köşenin ayrı bir tecrübeyle örüldüğünü anlattı. surlardan seçebildiğim kadarıyla bembeyaz çimlerin, yeşil sularla sulanıyor olduğunu görüyordum.. turuncu elma ağaçlarının gölgesinde altın sarısı bir köpek uzandığı yere kıvrılıp kalmış; fıskiyelere ritim tutuyormuşcasına yaldızlı kuyruğunu sallıyordu. bahçeden yükselen vanilya kokusu burnuma oturmuş, içimde pürüzsüz ve saf bir hoşnutluk duyusu doğurmuştu. bulutlar kalbinin etrafından dolaşıyor, güneşin her daim kalp hizasında parıldamasına yardımcı oluyorlardı. teninin neden bu kadar esmer olduğunu artık merak etmiyordum.. &#8220;yarın görüşürüz&#8221; dedikten sonra dudağımın yanağımla komşu kenarından öpüp demir kapının alçak boşluğundan eğilerek geçti. surların arkasına geçtiği anda anka kuşları başına toplandı. bahçede yürümüyor, ev ona doğru geliyordu.. eve girdikten sonra, ev usul adımlarla bahçedeki yerine geri döndü..</p>
<p>gündüzler gün geçtikçe uzuyordu o yıllarda.. yıldızlar gün boyu saklanmak zorunda kalıyor, gece olduğunda ise tüm güçleriyle güneşi saklamayı öğrenmeye çalışıyorlardı. ay onları terk edip gittiği günden beri; denizler neye uğradığını şaşırmıştı. dalgalar sürekli asık yüzleriyle sahile dökülüyor, yosunların gelip onları toplamasını bekliyorlardı.. uydusunu kaybeden dünya, ayakkabısının topuğu kırılmış bir kadın gibi yürümekten çekiniyor, mümkün olduğunca semadaki sandalyesinden geceye eşlik etmeye çalışıyordu. güneşin canını en çok sıkan ise, gelip geçen bütün yıldızların ona ayı soruyor olmasıydı. gündüzler uzuyor, geceler güneşe alışmaya çalışıyordu&#8230;</p>
<p>ertesi gün telefonuma gelen bir mesajla uyandım: &#8220;kahvaltı yapalım mı?&#8221; mesajı görür görmez hemen aradım, randevulaştıktan sonra yola çıkmak üzere hazırlanmaya başladım. kravatımı, gömleğimi, ayakkabılarımı hızlıca çıkardıktan sonra pijamalarımı giyinip yola koyuldum.. yol üstünde bir mağazanın önünde durup ona bir düzine yastık aldım. yaklaştıkça heyecanlanıyor, heyecanlandıkça mutlu oluyordum. vanilya kokusu burnuma gelmeye başladığında artık yürümüyor, neredeyse koşuyordum.. ve tepenin ardındaki düzlük görülmeye başlamıştı.. bu kesinlikle gördüğüm en güzel kalpti.. </p>
<p>bahçeye girdiğimde elimdeki yastıkları kapıyı açan leyleklerin boynuna astım. terliklerimi çıkarıp beyaz çimlerin üzerinde yürümeye başladığımda, ben adım attıkça evin uzaklaştığını farkettim. ben yürüdükçe ev uzaklaşıyor, ev uzaklaştıkça surlar yükseliyordu. onu evin önündeki masada oturmuş çay içerken görebiliyordum. ama o beni görmüyordu. ne olduğunu bile anlamadan telefonumun çaldığını fark ettim.. arayan oydu. durdum. ben durunca bana eşlik eden sincaplarda durdu. ev benim durduğumu fark etti ve soluklanmaya başladı. &#8220;gelemiyorum&#8221; dedim.. &#8220;biliyorum&#8221; dedi.. &#8220;ben yaklaştıkça ev uzaklaşıyor. üstelik ben hızlandıkça o da hızlanıyor&#8221; dedim.. &#8220;hep böyle olur zaten&#8221; dedi.. söylediklerine anlam veremiyor, nefes nefese güneşin altında durmuş içine düştüğüm bu bilmeceyi çözmeye çalışıyordum. &#8220;kaçmalısın&#8221; dedi. artık onun da saçmaladığını düşünmeye başlarken tekrar &#8220;kaçmalısın&#8221; dediğini duydum. tam o sırada ensemin yandığını hissettim. güneş bana yol gösteriyordu.. güneşe doğru döndüm, ve demir kapıya yürümeye başladım. ben yürüdükçe ev peşimden geliyordu.. ben uzaklaştıkça, ev bana yaklaşıyordu.. demir kapıya geldiğimde ev hemen arkamda durmuş, kapıdan çıkmamam için neredeyse bana yalvaracakmış gibi bakıyordu.. surlar eğilmiş, bir kaç yıldız uykulu uykulu eşyalarını gökyüzünde bıraktıkları yerden almaya gidiyordu. gündüzler kısalmaya başlamış, ayın geri döneceğine dair söylentiler tüm gökyüzüne yayılmıştı.. evin kapısından çıkıp hızlı adımlarla yanıma geldi. &#8220;yastıklar için teşekkür ederim, zahmet etmişsin&#8221; dedi.. &#8221;seveceğini düşündüm, belki bir tanesine ikimiz birden sığabiliriz&#8221; dedim.. gülümsedi. &#8220;belki&#8221; dedi kısık sesle.. &#8220;kahvaltı için çok geç oldu, neredeyse güneş batmak üzere&#8221; dedim.. yüzüme mahçup kırmızı yanaklarla bakarak &#8220;evet haklısın&#8221; dedi .. elini tutup minik bir öpücük bıraktım elinin üzerine.. &#8220;kaçanı kovalamak köpeklere özgüdür sanıyordum&#8221; diyip geldiğim yoldan geri dönmek üzere yola koyuldum.</p>
<p>ertesi akşam televizyon karşısında uyumak üzereyken telefonuma gelen mesaj sesiyle irkildim. uykulu gözlerle okuduğum mesajda aynen şunlar yazıyordu:</p>
<p>&#8220;haklısın.. bazı gönüller köpek gibidir.. bazen havlar ama ısırmazlar.. bazen kaçanı kovalarlar.. bazen sahibini ısırır,  bazen eve kimseyi sokmazlar.. bilirsin köpekler sadık ve iyi dostturlar.. ama bunu sadece köpek gibi sevenler anlar..&#8221;    </p>
<p>o günden sonra kaçtığım da oldu, kovaladığımda.. havladığımda oldu, ısırdığım da.. ne zaman vanilya kokusu gelse burnuma, sevdiğim kadını hatırlarım.. ne zaman sevdiğim kadını hatırlasam yastığımın diğer ucuna uzanır ve kulağına fısıldarım: hayatım, kahvaltı yapalım mı?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/06/kahvaltida/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Maskeli YabancI..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/06/maskeli-yabanci/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/06/maskeli-yabanci/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2010 09:54:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1450</guid>
		<description><![CDATA[beni kendime çağıran sesler duyuyorum etrafımda.. karanlık bir odada paslı mavi bir ışığın altında oturmuş içimi kemiriyorum.. kendine gel diyor öfkemin başına geçip bileklerimi tutmaya çalışan dişi.. ensemi okşuyor.. yüzüme titriyor.. elleriyle dudaklarımı seviyor.. kokusu ışığın altında masmavi görünüyor burnuma.. sırtıma vuruyor odanın sessizliği.. beni nefretimle yalnız bırak diyorum.. yüzü ensesinde, göğsü bağrında bırakıp gidiyor beni..
ne ölmeni ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>beni kendime çağıran sesler duyuyorum etrafımda.. karanlık bir odada paslı mavi bir ışığın altında oturmuş içimi kemiriyorum.. kendine gel diyor öfkemin başına geçip bileklerimi tutmaya çalışan dişi.. ensemi okşuyor.. yüzüme titriyor.. elleriyle dudaklarımı seviyor.. kokusu ışığın altında masmavi görünüyor burnuma.. sırtıma vuruyor odanın sessizliği.. beni nefretimle yalnız bırak diyorum.. yüzü ensesinde, göğsü bağrında bırakıp gidiyor beni..</p>
<p>ne ölmeni ne de yaşamanı istemiyorum.. boğazından güçlükle geçmeli, midene aç hamur gibi oturmalıyım.. ne gülmelisin ne de ağlamalı.. hayatın devam etmeli ama akmamalı.. en sevdiğim küfürsün sen.. ağız dolusu, doya doya, kulaklarını çınlata çınlata defalarca söylediğim.. öyle zevkli ki bu nefret, bu kin, bu dinmeyen öfke.. öyle hoşuma gidiyor ki etin.. dişlerimin arasında buruşturup, acı içinde çiğnediğim..</p>
<p>keskin sirkeyim.. böyle doğmuşum ben, normalin ya altında ya üstündeyim.. sesler var sırtımda taşıdığım.. sonra yüzler var, adına kader diyip yıllarca göğsünde yaşadığım.. ben tek kişilik bir orkestrayım.. tek kişilik bir oyun.. tek başıma sahnedeyim.. ulaşılmaz olan sensin, ben hep gözünün önündeyim..</p>
<p>şimdi bir gölgede.. şimdi bir denizin mavisinde.. şimdi İstanbul&#8217;da bir köşkün bahçesindeyim.. başımı toprağa yüzümü umuda dayadım.. dindiremeyeceksin beni.. durmam artık, yıllarca yağacağım üzerine.. ne ıslanacaksın ne de kuruyacak.. rutubetimle kemiklerin, her adım attığında ince ince sızlayacak.. şimdi içinin altında, kaderinin ucundasın.. şimdi bir kuyuda yapayalnızsın.. uğraşma boşuna; kendi sesinin yankısından başka hiç bir şey duyamayacaksın..</p>
<p>gül yaprağı.. hanımeli kokusu.. kapattım paslı mavi ışığı.. karşımda duruyor Ankaranın en güzel turuncusu.. açtım ruhumu.. yıkadım omzumu.. uzağımda durup gazeller okuyan maskeli yabancı; sana nefretimi bırakıyorum, bir de asla kaldıramayacağını bildiğim mutluluğumu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/06/maskeli-yabanci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Eğersiz ÖfkE..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/06/egersiz-ofke/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/06/egersiz-ofke/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 23:11:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1443</guid>
		<description><![CDATA[beni nefesinle boğ.. yıllar sürükle, aylar öldür takvim köşelerinde.. suçlayabildiğin kadar suçla beni.. sonra eğil, kon dizimin üzerine.. dengesiz yanımla tanış.. katil öfkemle.. bağımlılık yaratan derim, tutkuyla parıldayacak ellerinde.. vazgeçmek için uğraşmak bile istemeyeceksin, öldürülmek sana zevk verdiğinde.. cehennem sıcağı dökülecek zülüflerinden, yüzünün en tenha yerine.. aynı çukurdayız.. kalbin dönüp duruyor, beynimin mutlak iradesinde ..
yankılanıyor yumruklarım kemiklerimde.. hoyrat, asabi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>beni nefesinle boğ.. yıllar sürükle, aylar öldür takvim köşelerinde.. suçlayabildiğin kadar suçla beni.. sonra eğil, kon dizimin üzerine.. dengesiz yanımla tanış.. katil öfkemle.. bağımlılık yaratan derim, tutkuyla parıldayacak ellerinde.. vazgeçmek için uğraşmak bile istemeyeceksin, öldürülmek sana zevk verdiğinde.. cehennem sıcağı dökülecek zülüflerinden, yüzünün en tenha yerine.. aynı çukurdayız.. kalbin dönüp duruyor, beynimin mutlak iradesinde ..</p>
<p>yankılanıyor yumruklarım kemiklerimde.. hoyrat, asabi, eğersiz ruhum dinmiyor işte dizginlerinde.. sakinleştirmeye kalkma sakın beni! istediğin zaman yakıp istediğin zaman söndüremezsin ki benim gibi bir ateşi.. can yıkılıyor içimde.. koca bir şehir tuz buz oluyor sen bana direndiğinde.. boynuna sarılıp emmek istiyorum bazen kanını&#8230; bazen kan olup akmak istiyorum şahla matın boynunda buluştuğu yerde&#8230; hadi dört nala koştur suskunluğunu.. hadi alabildiğince kıs kelimelerinin anlamlarını.. beni bana bırak.. değme sakın öfkeme..  nefesim bir müddet daha yaşayacak kendi yastığımın ülkesinde..</p>
<p>gölgende bekliyorum.. eğildim sıcağının telvesine, fal kokan yüzüne bakıyorum.. bana gelecekten haber ver.. dinecek fırtınaların sahiplerini arıyorum.. kahve gözlerine, esmer tenine, saçının dibine vuruldum.. çok derindeyim.. bırak kendi halimde çıkayım teninin yüzeyine..</p>
<p>dört odalı yürek.. dalgalandırıyor ruhumu bir kafesin içerisinde.. akıldan yoksun geceler, sallanıp duruyor güneşin başının üzerinde.. akşamlar gündüzlerime taşıyor.. şiş gözlerime alıştı artık aynalar.. ağlamak yormuyor, bilakis tuz tadı bu aralar dudaklarıma çok yakışıyor..</p>
<p>senden gitmek istiyorum.. sonra sana dönmek.. dökülmek istiyorum eteklerine.. sonra ayaklarının altına serilebilmek.. vazgeçmek istiyorum senden.. en başa dönüp yavaş yavaş tadını çıkara çıkara sevmek.. dudaklarını istiyorum.. sırtında uyuyabilmek..</p>
<p>beni dinlendir.. huzura boğ nefesimi.. yüzümü avuçlarına al, kimse kirletemesin gözümün sana dönük rengini.. ben imkansızı sevdim, imkansız beni.. sevgilim, gökkuşağının altında bekliyorum seni&#8230;..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/06/egersiz-ofke/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..CevahiR..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/06/cevahir/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/06/cevahir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 00:06:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1437</guid>
		<description><![CDATA[Ölmek herkesin kaderinde vardır, ama öldürmek yoktur. Her nefse bir vesile ile bahşolunur ölüm. her canlı bir vesile ile tadına bakar ölümün.  Benim kaderimde vesile olmak var.. vesile olup cana tat katmaktır benim yükümlülüğüm. ben tanrının efsanelerinden biriyim.. Ali&#8217;nin kılıcı, Musa&#8217;nın asası, Eyup&#8217;ün sabrıyım.. dudakta mühür, kılıçta kan, kurşunda barutum.. sıcak bilekte soğuk nabız; aç karında tok yumruğum.. benim adım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ölmek herkesin kaderinde vardır, ama öldürmek yoktur. Her nefse bir vesile ile bahşolunur ölüm. her canlı bir vesile ile tadına bakar ölümün.  Benim kaderimde vesile olmak var.. vesile olup cana tat katmaktır benim yükümlülüğüm. ben tanrının efsanelerinden biriyim.. Ali&#8217;nin kılıcı, Musa&#8217;nın asası, Eyup&#8217;ün sabrıyım.. dudakta mühür, kılıçta kan, kurşunda barutum.. sıcak bilekte soğuk nabız; aç karında tok yumruğum.. benim adım Cevahir.. ben azrailin gayri meşru çocuğuyum.</p>
<p>gri yaprakları sedef açan, gümüş kaplama kavak ağaçlarının olduğu; yaldızlı topraklarında safir filizlerin yeşerdiği; gecelerin haki renkli, gündüzlerin kavun içi koktuğu bir dünyanın dik başlı yazgısıyım. kan çeşmelerinde gönül bardaklarıyla, can direyen bir iklimin; günah örülü bitki örtüsüyüm. alıp da veremediğin nefes; uyuyup da uyanamadığın uykuyum. ben senin tanrıya olan gecikmiş borcunum. soluğuna iyi bak, ben alnındaki düz yazının hem başı, hem sonuyum.  </p>
<p>siyah kanla koyulaşır boynun, tırnak yatağın.. soğuk terle ılınır, her nefesinde nefsini ısıtan sıcağın.. ışıl ışıl parıldayan gözlerinden mor mavi dökülür mürekkep; verdiğin sözlerle borçlanır kirpiklerin; açık kalan gözler eseridir; tutmadığın sözlerin..</p>
<p>altın işlemeli kaderler, dualarla uğurlanır toprağa.. benim omzumda yürür onlar.. boynumun sağ yanında.. altın dişleriyle haram çiğneyenler, dar tabutlarına sığamayacak kadar göbeklidirler..  kemiklerini rahat bırakmaz günahları, tekrar tekrar açılır mabed gibi ihtişamlı mezarları.. </p>
<p>ben ölümün soğuk ve küf kokulu suyuyum.. zulüm taşan bağlarda, bal sarılı şeker kokusuyum.. dönmediğin yolum ben, vazgeçemediğin hırslarınım.. ezdiğin insanların iziyim, söylediğin yalanların yankısı.. Ali&#8217;nin kılıcı, Musa&#8217;nın asasıyım.. sen bir ömür yaşarsın, ben bir ömür ölmeni beklerim.. sen bir kez ölürsün.. ben her ölüyle omuz omuza aynı mezara girerim.. benim adım Cevahir.. ben vicdanının savaşçısıyım.. günahlarının mücevheriyim.. cevherin çoğulu, kuyum&#8217;un eş anlamlısıyım.. Ben senin ahir zaman canavarınım.. ehlileştiremezsen eğer, kendi canımı kendim alırım.. Benim adım Cevahir.. ben vicdanının aslanıyım..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/06/cevahir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Kod Adı: AşK ..</title>
		<link>http://www.knys.org/2010/06/kod-adi-ask/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2010/06/kod-adi-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jun 2010 14:11:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1428</guid>
		<description><![CDATA[İlk insanla birlikte doğdum ben.. tarih boyunca süslendim.. insanlar dolaştım, yürekler burktum, gözler doldurdum.. düğümlediğim boğazlar da oldu, yük olup bindiğim omuzlar da.. güldürdüğüm insanların kanı şerbet gibi tatlandı; öldürdüklerimin gözleri hep açık; kanları akamayacak kadar yoğundu.. Musa İsa Muhammed benimle yandılar; Mevlana benimle döndü, Mecnun&#8217;u ben çektim çöllere; Ferhat&#8217;ın asasını ben biledim, o Şirin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk insanla birlikte doğdum ben.. tarih boyunca süslendim.. insanlar dolaştım, yürekler burktum, gözler doldurdum.. düğümlediğim boğazlar da oldu, yük olup bindiğim omuzlar da.. güldürdüğüm insanların kanı şerbet gibi tatlandı; öldürdüklerimin gözleri hep açık; kanları akamayacak kadar yoğundu.. Musa İsa Muhammed benimle yandılar; Mevlana benimle döndü, Mecnun&#8217;u ben çektim çöllere; Ferhat&#8217;ın asasını ben biledim, o Şirin için dağları deldiğinde.. benim adım Aşk.. tutkuyu ben işlerim; acıyla birlikte sevenin umut dediği beklentiler bütününe..  Benim adım Aşk.. sebepler sonuçlarla;  girişler gelişmelerle; nedenler niçinlerle düşüp aklının fırtınalı denizlerine; kürek çektiren benim sana, dört tarafı karalarla çevrili yürek akıntının üzerinde..</p>
<p>önce bir elmayla başladı her şey.. çıplaklığı görmekti ilk ısırıkta ağız dolduran zehir.. erkeğin uzuvlarıyla tanıştı kadının mahremi.. Aşk dudaktan döküldüğünde;  insanoğlu tanrısına benim için başkaldırdı.. ilk insandan beri yaşayan her canlı, atan her kalp, aşk için yanmaya hazırdı..</p>
<p>İlahlar için doğdu sonra: Aşk.. yürek doldurup ölümü bekledi dervişler; öyle ki ölüm bir kavuşma olacaktı.. zikir bir anı, ibadet bir dinleti, kurban bir hediyeydi ilahın aşkına.. yaratılanı bile yaradandan ötürü sevebilmekti.. Benim adım Aşk.. gelip görmelisin beni, aşkın beni neylediğini.. Yunus&#8217;lar yandı, Said&#8217;ler sürüldü,  Muhammed&#8217;ler taşlandı.. aşk için hepsi,  yüreklerine yıllarca gül döküp, ömürleri boyu diken üstünde yürüdü..</p>
<p>Antik şehirlerde büyüdüm.. kadeh kadeh şarap oldum dudaklara.. üzüm salkımlarıyla harem odalarında haram sayıldım; sonra rönesans saraylarının gümüş kaplarında yudumlanmaya kıyılamayan en çekici fransız kadınıydım; italyanın dar ama daima güneşe dönük gölgesiz sokaklarına uzanıp göğü seyreden en keskin hatlı adamıydım.. her dilde.. her cinste.. tarihin her döneminde.. en fakir hanelerde estiğim de oldu, en zengin saraylarda anıldığımda.. hava gibiyim ben.. nefes olan her yerde, iç çekilir benim için.. benim adım Aşk.. ben insan doğasının en doğal afetiyim.. </p>
<p>benim adım Aşk.. can acıtan bir zevk, dert büyüten bir güzellik, bağımlılık yapan bir bağımsızlık isteğiyim.. bir birine işlerim insanları; kimini ayrılmamak/ kimini birleşmemek üzere.. sevgi yetmez aşığı dindirmeye.. aşk: esip gürlemeli, yıkıp yakmalı, acıtıp acımalı, devinip durulmalı.. Aşk: limansız deniz, rotasız gemi, rüzgarsız bir beyaz yelkenli gibi; imkansız ihtimallerin gerçekleşebilme ümidi için gün yetiştirmektir. Aşk sevenin ızdırap içinde kıvranırken, farkında olmadan zevk almasıdır bu iç huzursuzluğundan..</p>
<p>Aşk, bir baharlıktır..  inan bana sevgili, aşk bir defalıktır.. acısı belki diner zamanla, ama mutlaka izi kalır.. aşk berrak bir sızıdır zihninde.. tuz kokan hatıralar, güz renkli sözcüklerdir.. uzak ihtimallerin yakın geçmişidir.. benim adım Aşk.. Tanrının çocukları için,  ateşe ben kendim atladım.. alevler içindeyken ben; ateşimle kaderini sen kendin yazdın.. beni senin için yaratmamışlardı, ama sen beni kendin için yaşattın.. insanın doğasıyım ben.. gücünün ötesi, düşünün gölgesiyim.. gerçek değilim ben, ama gerçekten acıtabilirim eğer istersem.. çok güzel değilim, ama sana herkesten güzel görünebilirim üstünde nil nehri gibi uzun uzadıya akıp giderken..</p>
<p>aşk.. yaşamak için mi aşık olunmalı yoksa aşk için mi yaşamalı? aşkı bulan onun için yaşar, arayan ise yaşamak için devam etmelidir aramaya.. bazen gözünün önünde sedef kaplı bir kutudan çıkar; bazen kaf dağının ardında bir su kuyusundan.. kimi aşkı; kimi imkansızı yaşar.. eroin gibidir aşk.. bağlatarak, bağlayarak, zayıflatarak, acıtarak, dindirerek, arttırarak zevk verir.. bir yudum beyaz şarap gibidir, dudağının kenarında yanağınla dişinin arasında, hafif soğuk renkli bir tat izidir.. bir duble rakı gibidir.. beyaz peyniri kavunla koyun koyuna, dilinin üzerinden boğazına taşırken, ciğerine: &#8220;nerede o eski günler&#8221;  dedirtir..</p>
<p>benim adım Aşk.. herkes yaşar, ama kimse anlatamaz.. herkes bilir, ama kimse çözemez.. ilk insanla doğdum, son insanla öleceğim.. benim adım aşk.. karşımda durup beni güneşine çağıran güzel kadın; söylesene.. içime zehir gibi dökülsene.. benim için cehennemler büyütsene.. günah için, dert için, sulh için, savaş için, doğduğum gün öleceğim saat için.. karşımda durup bana bakan esmer kadın; söylesene.. benim adım Aşk.. söylesene.. senin adın ne?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2010/06/kod-adi-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
