<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kin &#38; Yas</title>
	<atom:link href="http://www.knys.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.knys.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 21:26:32 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>..Bir Kenarı Senin SaçıN..</title>
		<link>http://www.knys.org/2012/01/bir-kenari-senin-sacin/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2012/01/bir-kenari-senin-sacin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 20:59:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=2034</guid>
		<description><![CDATA[iki simit bir çayla, okur kadınım hayatımın eskiz halini.. elinde iri zeytin taneleri, yüzünde akşam iksiriyle doyurur ruhunun akisini.. aklında bir ben demlenir pazar sabahları.. gittikçe acır tadım, beyninde fazla kalırsa kireçlenir mutlaka varlığım.. Ben kamburunum senin.. yatakta iz yapan benim hörgüçsel gençliğim.. ip adresinde kürkünün, ince kadife tenli/ yakut taşlı bir kadın.. şimdi hangi yastığı sevsem, bir kenarı senin saçın&#8230;.
 
güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>iki simit bir çayla, okur kadınım hayatımın eskiz halini.. elinde iri zeytin taneleri, yüzünde akşam iksiriyle doyurur ruhunun akisini.. aklında bir ben demlenir pazar sabahları.. gittikçe acır tadım, beyninde fazla kalırsa kireçlenir mutlaka varlığım.. Ben kamburunum senin.. yatakta iz yapan benim hörgüçsel gençliğim.. ip adresinde kürkünün, ince kadife tenli/ yakut taşlı bir kadın.. şimdi hangi yastığı sevsem, bir kenarı senin saçın&#8230;.</em></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><em>güzel ve hevesli günlerin, Taksim kaldırımlı tazecik akşam üstü gölgelerinde; soğuk bira dokusundadır hayatın.. sen kendi formülünde, yer çekimi kanunu gibi ağır ve oturaklı/ ben sadece bir elmaydım gölgemde oturan adamın başına düştüğümde.. bir birimize bakabilmek için karanlıkta, el yordamıyla bulduğumuz yüzlerdi dudaklarımızın feneri.. bir kaç iz kalacaksa bizden yarına; bembeyaz kalmalıyım aklında&#8230; y</em><em>attığım en yakışıklı kadın! şimdi hangi yastığı sevsem, bir kenarı senin saçın..</em></p>
<p style="text-align: center;"><em> </em></p>
<p style="text-align: center;"><em>kendimi yaşlı hissediyorum sırtındayken.. faytondaymışız gibi geçiyor hayatım, lenslerinin önünden.. siyah beyaz bir yanın var senin: akşam kuytusunda; koltukta kıvrık bir kedi gibi uyuyan.. bir kambur gibiyim sırtında, aksıyorsun bana her baktığında&#8230; yaşlanıyorum sanırım, herkes bana benziyor bir an durup uzaydan baktığımda.. ben kimseye benzeyemiyorum; ne dünyada ne uzayda&#8230;.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em> </em></p>
<p style="text-align: center;"><em> kapattım gözlerimi.. soyundu yaşlılığım.. şimdi hangi yastığı sevsem, bir kenarı senin saçın&#8230;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2012/01/bir-kenari-senin-sacin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Ruhumun AkşamI..</title>
		<link>http://www.knys.org/2012/01/ruhumun-aksami/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2012/01/ruhumun-aksami/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 01:40:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=2027</guid>
		<description><![CDATA[kendinden nefret etmek bir sanatsa, bazı gece yarıları çıplak bir sanatçıyım nobel heykelciğinin önünde.. aklımdan geçenleri tutup silmek için kim bilir kaç fırın ekmek yemeli hafızam.. özlemeye programlanmış konuşmalar bütünü arkasına saklarken heveslerimi, uzun ve saklı sakalımın yastığa dokunduğu yere bırakıyorum hayallerimi.. bir damla göz yaşı buldum yanağımda.. kim bilir kim unuttu bunu burada&#8230;.


bir kaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>kendinden nefret etmek bir sanatsa, bazı gece yarıları çıplak bir sanatçıyım nobel heykelciğinin önünde.. aklımdan geçenleri tutup silmek için kim bilir kaç fırın ekmek yemeli hafızam.. özlemeye programlanmış konuşmalar bütünü arkasına saklarken heveslerimi, uzun ve saklı sakalımın yastığa dokunduğu yere bırakıyorum hayallerimi.. bir damla göz yaşı buldum yanağımda.. kim bilir kim unuttu bunu burada&#8230;.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>bir kaç şişe votka yuvarlanıyor midemin içerisinde.. şişe sesi çıkıyor gözlerimden, kirpiklerimi her birleştirdiğimde.. sözler uçuyor güvercin gibi kafesinden.. biliyor musun: güvercinler göremez camları; sözlerimin sağa sola çarpıp kolu kanadı kırılana dek çırpınışı hep bu yüzden.. bir cümle kalmış kursağımda.. kim bilir kim unuttu bunu burada&#8230;.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>en pornografik yerinde ayrılığın, akla hayale sığmayacak kadar masum bir öpücük kondu yanağının ahizeye değdiği yere.. sadece öpmek istediğim kadınlardan birisin bu gece.. oturup izlemek, sevişmek, paylaşmak, acıtmak yerine, sadece tek kişilik bir öpücük geçti içimden yanağının gamze kokan yüzüne.. bir öpücük kalakalmış öylece dudağımda.. kim bilir kim unuttu bunu burada&#8230;.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>bir kaç konuşma çıkmıyor aklımdan.. var gücümle ittirsemde sesleri belleğimdeki halının saçaklarının altına, yine de yankılanıyor bana söylediklerin.. kırıldım desem yalan olur; sanırım parçalandım demek daha doğru.. ben kendimce bir özlemek büyütüyordum sana, kil topraklı saksımda.. sen kendince bir nefret suluyordun, iş yerinde bilgisayar karşısında.. şimdi bir resim duruyor alın yazımda; kim bilir hangi tanrı unuttu bunu </em></p>
<p style="text-align: center;"><em>ruhumun akşamında&#8230;.</em></p>
<p style="text-align: center;"><em><br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2012/01/ruhumun-aksami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..İshaK..</title>
		<link>http://www.knys.org/2012/01/ishak/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2012/01/ishak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 23:32:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=2018</guid>
		<description><![CDATA[Benim adım İshak: bana iyi bakın.. ben gözlerinizin içinde sakladığınız yüzlerden her hangi birisiyim.. tükürüğünüzü yutamadığınız yerde başlar ismimin başharfi.. sözlerinizi ben doğururum.. ıslığınızı ben fısıldar, isimlerinizi boyunlarınıza ben kazırım.. sizler benim birer parçamsınız, ben sizlerin bütünüyüm.. sesinizin tanrısıyım ben..
karanlıkta.. hiç kimse yokken nefesinizde.. başınızın yastığa değmeye başladığı yerde, kendi kalbiniz fısıldar size varlığınızı.. gölgeler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Benim adım İshak: bana iyi bakın.. ben gözlerinizin içinde sakladığınız yüzlerden her hangi birisiyim.. tükürüğünüzü yutamadığınız yerde başlar ismimin başharfi.. sözlerinizi ben doğururum.. ıslığınızı ben fısıldar, isimlerinizi boyunlarınıza ben kazırım.. sizler benim birer parçamsınız, ben sizlerin bütünüyüm.. sesinizin tanrısıyım ben..</p>
<p>karanlıkta.. hiç kimse yokken nefesinizde.. başınızın yastığa değmeye başladığı yerde, kendi kalbiniz fısıldar size varlığınızı.. gölgeler üzerinize düşer.. altınızda kalır gündüzler.. hepiniz bana sarılırsınız yalnızlığınızda.. sesinizi bir tek ben duyarım.. korkularınız uykularınıza gömüldüğünde, tohum gibi gündüzlerle gözünüzü ben açarım.. yüzünüzü benimle yıkar, gecenizi benimle bitirirsiniz.. ben yalnızlığınızın tanrısıyım..</p>
<p>vucudunuzda taşırsınız beni.. kuytunuzda.. bilincinizin en altında saklar, egonuzun önünde güneşe tutar ve nasıl parıldadığıma bakarsınız.. korkularınızla karşılaştırır, kamaşınca gözleriniz tanımamazlıktan gelirsiniz yaratığınızı.. sözlerinizi geri alır, kaldığınız yere dönmek istersiniz.. pişmanlığınızın kare köküyüm ben.. beklentilerinizin tanrısı..</p>
<p>şimdi yalnızsınız.. karanlık bir odada, burnunuza sadece kendi kokunuz geliyor.. az evel biri çıktı banyodan.. bir gölge düşte pencerenizin önüne.. bir ses işittiniz.. bir nefes&#8230; gözlerinizi kırpmaya korkuyorsunuz belkide.. kulak memeleriniz boynunuza düşecek neredeyse.. kalp sesinizi duyuyor musunuz? ya gölgeler? ya içiniz? bağırmak isteyecek kadar aç kalpli misiniz? kimdi dersiniz yatağınızın önünden geçen gölge? kimin iziydi sırtınıza batan? ben sesinizin tanrısıyım.. yalnızlığınızın rahibiyim.. varlığınızı aldatamam kendilerinizle..</p>
<p>bir ayna bulun kendinize.. bir gölge gibi iliştirin onu yüzünüze.. içiniz ürpermeli varlığınızdan.. yatak odanızın önünde dolaşıp duran korkularınızdan.. şimdi iyice açın kulaklarınızı ve bakın aynanın karşı tarafında duran siluetinize.. kendinizden korkmayı öğrenmelisiniz.. çünkü bir çoğunuz için; en büyük kötülüğü kendinize sadece kendiniz yapabilirsiniz..</p>
<p>sadece kendinizden korkmayı öğrenirseniz, kendinizi bir çok kötülükten koruyabileceksiniz.. bazılarınızın yapamayacağı hiç bir şey yok.. ve bazılarınızı sadece kendiniz durdurabileceksiniz.. dinleyin.. sesiniz bir tanrı gibi gülümsüyor size.. yalnızlığınız, aynada gülümsüyor gecenize.. benim adım İshak.. İbrahim&#8217;in iki oğlundan biriyim.. diğeri sizsiniz&#8230;&#8230; benim adım İshak.. beni kendinize kurban kabul ediniz&#8230;. ben, gökten indirilenizim&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2012/01/ishak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Aşkın Cerrahi Tedavisİ..</title>
		<link>http://www.knys.org/2012/01/askin-cerrahi-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2012/01/askin-cerrahi-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 00:08:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1265</guid>
		<description><![CDATA[aç karnına çekilmiş serbest opağımsın sen benim.. havam, sıvım, seviyemsin.. ayakta direk batınım/ arkalı önlü gençliğimsin.. iki yönlü sevdiğim.. kalsifiye yalnızlığım.. sevgili izoekoik aşkım.. çevre dokularımdan düzgün sınırlarla ayrılmayanım -sınırları düzensizim-.. yok patolojik tanısı kalbimdeki kitlenin! tomografik olarak aşka benzeyenimsin..
uygun saha temizliği ve örtünmeyi takiben, gönül üstü insizyonla; cilt ve ciltaltı dokuların geçilmesini takiben açtım sana kendimi.. dilediğince eksplore et, bildiğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>aç karnına çekilmiş serbest opağımsın sen benim.. havam, sıvım, seviyemsin.. ayakta direk batınım/ arkalı önlü gençliğimsin.. iki yönlü sevdiğim.. kalsifiye yalnızlığım.. sevgili izoekoik aşkım.. çevre dokularımdan düzgün sınırlarla ayrılmayanım -sınırları düzensizim-.. yok patolojik tanısı kalbimdeki kitlenin! tomografik olarak aşka benzeyenimsin..</p>
<p>uygun saha temizliği ve örtünmeyi takiben, gönül üstü insizyonla; cilt ve ciltaltı dokuların geçilmesini takiben açtım sana kendimi.. dilediğince eksplore et, bildiğin gibi ekarte et içimin sana bakmayan yüzlerini.. ruhumu manüple et.. önce diseke, sonra rezeke et içimin sana komşu dokularını.. frozen&#8217;a gönder bir parçamı.. aşık değilse çıkarma kalan yanlarımı.. aşk kanseri oldum.. cerrahi sınırlarımda sadece sen varsın.. rezüdü doku bırakma; gideceksen çıkar çıkarabildiğin kadarını içimden..</p>
<p>senin adın nüks.. içimden her çıkardığımda biliyorum ki; tekrarlayacaksın.. lenfatik invazyonu aşkın, metastatik sarkomusun yalnızlığımın.. yetmezliğine girdi kalbim..  bu ejeksiyon fraksiyonuyla yokluğunu bu kez galiba atlatamayacağım.. yoğun bakımına ihtiyacım var.. ayaktan takip etme, ne olur yanına yatır..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2012/01/askin-cerrahi-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Mutlak SabaH..</title>
		<link>http://www.knys.org/2012/01/mutlak-sabah/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2012/01/mutlak-sabah/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 12:09:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=2007</guid>
		<description><![CDATA[Sanırım artık gecelere ihtiyacım yok sarhoş olmak için. Sabahın altısında bir burun deliği dolusu kahve kokusu ve bir kaç yudumluk karamel kremalı kahve tadı başımı döndürmeye yetiyor. Kar ankarayı sevmese, bu kadar yakışmazdı heralde.. İstanbulun kürklü ve jeepli kadın trafiğindense, ankaranın  renkli montlu ve çamur botlu öğrencileri daha bir sarhoş edici geliyor içtiğim her yudumda. ayılmakla sarhoş olmak arasındaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım artık gecelere ihtiyacım yok sarhoş olmak için. Sabahın altısında bir burun deliği dolusu kahve kokusu ve bir kaç yudumluk karamel kremalı kahve tadı başımı döndürmeye yetiyor. Kar ankarayı sevmese, bu kadar yakışmazdı heralde.. İstanbulun kürklü ve jeepli kadın trafiğindense, ankaranın  renkli montlu ve çamur botlu öğrencileri daha bir sarhoş edici geliyor içtiğim her yudumda. ayılmakla sarhoş olmak arasındaki kalın çizginin inceldiği yerlerin birinde uyandım bu sabah. sıcak ve gri, kalın bir hırkanın yarı açık fermuarlı ve göbekli kısmını cama dayayarak; nefesimin buğusuyla kahvemin buğusunu yarıştırabilecek kadar boş vakit sahibiyim. çok zenginim anlayacağınız bu sabah. yine erekte olmuş durumda hayal gücüm.. gecelere fazla ihtiyacım yok artık..</p>
<p>çıplak ayaklarımla balkona çıkıp, karda ayakkabımın izine baktığım günlerin şerefine, ayaklarımın kardaki çıplak izleriyle başlamak istedim güne.. öyle itinayla basmalıydım ki kara, ayak numaram bile çıkmalıydı.. her ne kadar üşenmekle- üşümek  arasında gidip gelsem de sonunda sol ayağımı olanca gücümle bastım kar yumağına.. sonra sağ ayağımı attım otuz yıllık arkadaşının yanına.. bir yudum daha aldım kahvemden. bir adım daha attım balkonumdan sokağıma.. otuz yıldır tatmamıştı ayaklarım karın saf ve pürüzsüz soğuğunu.. midem sıcak, ayaklarım soğuktu.. ben mutluydum. boş vakitlerin dakikalarına aşıktım. </p>
<p>mavi- beyaz bir düş kenarında, çıplak ayaklı bir adamken, topuklu ayakkabılı bir kadının dekolteli sözcüklerini hatırladım. yumuşak- kadife kıvamlı bir soğukta-;  sert ve kot kumaşlı, nefessiz bir sıcak düştü aklıma.. gülümsedim. içimi tanıyordu sözleri, dışım zaten eriyik bir halde ağzının içindeydi.. gecelere ihtiyacım yok sanırım, gündüzleri de ispanyolca konuşabiliyorum artık.. hem nasıl olsa olmayan bir kadını, neden sadece geceleri soyabileyim ki? çalmak istediğim her ne varsa gündüz vakti de boşaltabilirim evinden.. yine başladım kelimelerle oynamaya.. kardaki ayak izciklerim, pespembe gülümsüyor bana, başparmağımın moraran tırnaklarıyla beraber. aşk, kadının topuklarına yakışıyordu; erkeğin kahve fincanına.. boş vakitler dünyası yine içine çekiyor üzerine basan herkesi.. delice seviyorum bomboş geçen dakikalarımı..</p>
<p>çatı katında, sallanan bir koltuğa oturttum aklımdakileri.. sarı saman dolusu, binlerce kelimelik sayfaları sıcacık kokusuyla beraber araladım. öyle güzel duruyordu ki matbaa izleri.. ince ince işlenmiş: kimisi italyan, kimisi bold, kimisi altı çizilice konuşan kelimeler ırkı.. dışarda kar yağıyordu, balkonumda ayak izlerim vardı. elimde bir kitap, aklımda gündüz yalnızlığı.. düş kurmak yalnızların işidir.. gece/ gündüz farketmez.. yalnızsanız eğer, ilham sizi gün ortasında da bulabilir. gün ortasında da sevişebilir, sabah uyandığınızda da üşüyebilirsiniz.. uyanır uyanmaz içki şişelerinin estetik hatlarına dokunabilir, &#8220;bu saatte içilir mi?&#8221; diyen bir aile bireyiniz yoksa, sarhoş olmak için geceyi beklemeden yuduma koyulabilirsiniz.. kahvaltıysa en nefret edilesi öğündür sizin için.. çünkü votka içerken, reçel yiyemezsiniz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2012/01/mutlak-sabah/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..Sev Benİ..</title>
		<link>http://www.knys.org/2012/01/sev-beni-2/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2012/01/sev-beni-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 17:51:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=2004</guid>
		<description><![CDATA[tiksindiğin cümlelerin içerisinden çıkartıp, üzerine kusa kusa noktalayacağın bu nefretin iç hacmi; benim iğrenç suratımdan akıp yatağına bulaşan serseri inançlarıma eşit. hayal ülkesinin başkentiyim ben. kirpiklerimden ayıklamaya çalıştığın göz yaşları benim yılbaşı süslerim. çok konuşup rahatsız etmek gibi bir niyetim yok, iki kelime bağırıp gideceğim sadece: Sev Beni!
sis dolu bir yatakta, kışlık kılıflarını taktıktan sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>tiksindiğin cümlelerin içerisinden çıkartıp, üzerine kusa kusa noktalayacağın bu nefretin iç hacmi; benim iğrenç suratımdan akıp yatağına bulaşan serseri inançlarıma eşit. hayal ülkesinin başkentiyim ben. kirpiklerimden ayıklamaya çalıştığın göz yaşları benim yılbaşı süslerim. çok konuşup rahatsız etmek gibi bir niyetim yok, iki kelime bağırıp gideceğim sadece: Sev Beni!</p>
<p>sis dolu bir yatakta, kışlık kılıflarını taktıktan sonra yastıklarımızın, buz tutmuş yorganın altında saatlerce sevişebilmek içindi, kışı sana bağlamam.. psikopat yanlarımın iç açılarının toplamı, dış dünyamın gerçeklerini ört bas etmeye yetmiyor sanırım. bu yüzden kalan açıklarımı düş kurarak kapatıyorum. ve bu açık nefretle büyüyor üzerimde.. rahimler dolusu nefret bırakıyorum etrafa.. binlerce ergen nefret getiriyorum dünyaya.. baş ağırılı, sigara kokulu, bira mayalı tonlarca gece ithal ediyorum hayatına.. beni ihraç etmek için neler vermezdin biliyorum ama vermiyorsun işte..</p>
<p>çölde buz saklıyorum beynimde.. sulanması normal heralde düşüncelerimin bu şartlar ve bu oda sıcaklığı altında. kendime ait kalem kokulu hayallerin, satır satır kabardığı binlerce yazının binlercesine eklendiği sayfalar arasındasın. hoşgeldin cehennemime! kan kardeşi olacağız birazdan seninle. kan kusana kadar katlanacaksın benliğime. sonra senin kustuğun beni içeceğim ben.. iğrenmek şöyle dursun, ağız dolusu afiyetle..</p>
<p>şimdi al içine ve nasıl istiyorsan öyle Sev Beni! ister parçalarıma ayır, ister yapı taşlarıma.. ister bir bütün olarak, ister parça parça.. istersen elinle ye, istersen çatal kaşıkla! Sev Beni. ve vazgeçme bu inadından. çünkü inattır insanı kan kusturan! sindirip sindirip tekrardan yut nefret ettiklerini. işte sana açık çek: Nasıl istiyorsan öyle Sev Beni.. uzağında durabilirim.. yakınında yanabilirim.. istersen soğutur, istersen ısırabilirim. muhtaç olduğun kudret, kasıklarındaki sıcak alevde mevcuttur. Beni tenine dikmeni tavsiye ederim.. tene yapışınca daha çabuk başlıyor çünkü etkim..</p>
<p>duyacağın her şey küfürlü olacak sevgilim.. hakkımda söylenenlerin hepsi kırmızı noktalı. çöl ortasında çırılçıplak duruyor olacağım, havlum bir kaktüsün boynunda asılı duruyor olacak. güneş ışınları akacak başımdan ayağıma. tozla köpürtüp ağzımı, çamurla yıkayacağım koltuk altlarımı. kum giyeceğim sonra üzerime ve ayaza bırakacağım gelişini. gel ve nasıl istiyorsan öyle sev beni.. sen nasıl istiyorsan öyle sevdireceğim kendimi.. yeterki gel.. senin için süsledim tarihimi.. </p>
<p> </p>
<p><a href="http://fizy.com/#s/1k6hy3">http://fizy.com/#s/1k6hy3</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2012/01/sev-beni-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..TavaF..</title>
		<link>http://www.knys.org/2012/01/tavaf/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2012/01/tavaf/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 00:08:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1997</guid>
		<description><![CDATA[yine de okuması güzel kendimi.. biliyor musun kahve kokuyor sanki satır araları.. ya da kavun kokusu geliyor sanki burnuma üzerine rakı dökülmüş paragrafları gördüğümde.. ne kadar nefret etsem, o kadar çamura buluyorum kaybettiklerimi.. ağzımı açıp göğe; her bir kar tanesini tek tek yuvarlıyorum, küçük dilimle- bademciklerimin arasında kalan turuncu- pembe boşluğa.. üşümek için elimden geleni yapsam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yine de okuması güzel kendimi.. biliyor musun kahve kokuyor sanki satır araları.. ya da kavun kokusu geliyor sanki burnuma üzerine rakı dökülmüş paragrafları gördüğümde.. ne kadar nefret etsem, o kadar çamura buluyorum kaybettiklerimi.. ağzımı açıp göğe; her bir kar tanesini tek tek yuvarlıyorum, küçük dilimle- bademciklerimin arasında kalan turuncu- pembe boşluğa.. üşümek için elimden geleni yapsam da ince bir ses aralıyor kulaklarımı ve sesleniyor kalabalığa: &#8211; o üşümez..</p>
<p>sakallarımın arasına alsam seni, bir kibritle yaksan yanaklarımın kabesini.. sadece beyazları nişan alsan mesela, nişan olmaktan çıksalar artık.. yüzüme dokunsan: kirli değilmişim gibi.. pis kokuyorsun desen bana, ama içine öyle derin çeksen.. ben ağlasam, sen silsen.. önce göğüslerim- sonra omuzlarım- ardından sırtımdan geçse düşman kuvvetlerin.. günlerce dursak odada.. perdenin altından bakmak zorunda kalsak günle gecenin ayrımına.. uykuyla- yastık arasındayken &#8221;oda soğuk, üzerini ört&#8221; desen bana, fısıldasam ben kulağına: ben üşümem..</p>
<p>üzerimde sen kokan tonlarca hücre var.. nasıl ağırlar ve bu ağırlık nasıl da hafifletiyor ruhumu; bunu sana anlatamam.. ruhum, fizikten matematikten ve içinde madde olan her bilimden nefret ediyor.. çünkü asıl onlar bizi kandırıyor.. asıl onlardır şu an midemi kaynatan.. yıllarca çay demlenmiş bir demliğin içi gibi midem, kireç taşı gibi kokuyor nefesim.. ağzına üflesem, dolgularım düşecek sanırsın tutundukları yerden.. hatta uzatsan sağcı parmaklarını, dokunursun belki ağzımdaki pembe- turuncu boşluktaki kar tanelerine.. bir aralık geçer takvimden, biraz aralık kalır belki yatak odamızın kapısı.. ısınır mı dersin, teri yastık kılıfında kurumuş ensemin soğuğu? soda içsem azalır mı dersin içimin kireç kokusu? ancak böyle olur, benim gibi azılı bir zanlının sorgusu..</p>
<p>telefon ahizesinde rüzgar uğultusu.. buğulaması nasıl olur dersin yüzümdeki günahların? korkarım cehenneme bile almayacaklar beni.. içimin yer çekimsiz, çekincesiz, sorgulayıcı, kuşkucu, edepsiz, uzay boşluğu kılıklı mantık hataları bütünü.. bir ankara manzaralı; iki bin on iki yıl yaşamış bir dünyanın kendi etrafında döneceği günlerin geleceğini düşünebilecek kadar kibirli benekli benlikli, hasta ruhlu, imtiyazlı benliğim.. aç camları sevgilim.. aç kirpiklerini, şişmiş göz kapaklarını, akan gözyaşlarını tek tek içeceğim.. birazdan keseceğim sakallarımı.. üşürüm belki.. getir hadi.. yanaklarımın kabesi bekliyor: bebek yüzlü dudaklarının tavafını&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2012/01/tavaf/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..İki AynA..</title>
		<link>http://www.knys.org/2011/11/iki-ayna/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2011/11/iki-ayna/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 23:31:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1991</guid>
		<description><![CDATA[Soğuk ve gazete küpürlü bir akşam ortasında elinde makasla kupon kesen bir yanım var sanki.. ardı arkası kesilmeyen insanların, kanlarının renkleri arasındaki benzerliğin, damla damla hafızama yer etmesinden kaynaklanıyor dengesiz ruh hallerimden oluşan bu albüm.. kesik kesik cümleler içinden, net ve anlaşılır olanları seçin lütfen.. sizi kendime götüreceğim.. kendime vardığınızda tüm duvarları aynayla kaplı bir oda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk ve gazete küpürlü bir akşam ortasında elinde makasla kupon kesen bir yanım var sanki.. ardı arkası kesilmeyen insanların, kanlarının renkleri arasındaki benzerliğin, damla damla hafızama yer etmesinden kaynaklanıyor dengesiz ruh hallerimden oluşan bu albüm.. kesik kesik cümleler içinden, net ve anlaşılır olanları seçin lütfen.. sizi kendime götüreceğim.. kendime vardığınızda tüm duvarları aynayla kaplı bir oda ve o odanın sonunda aynalı bir kapı göreceksiniz.. sonra her insan gibi kapıyı açmak istediğinizde.. içeride mi yoksa dışarıda mı olduğunuzu anlamayacaksınız.. çünkü bu bir fizik kuralıdır.. iki ayna arasında, sonsuz görüntü vardır..</p>
<p>eski sarı ışıkları vardır odamın. parlak, turuncuya çalan, eskitilmiş duran fotoğraflara benzeyen.. en son çocukluğumda kaldı o klasik müzik kokan renk.. nerede olduklarını bilmediğim apartman komşularımla beraber pişirmiştik o resimleri.. fotoğraf makinesinin altını açık unuttuğumuz için dibi tutmuş gibi duruyordu negatiflerin.. güneşe doğru tuttuğumuzda hayatı, gülümseyen insanları seçebiliyorduk.. kahverengi gözükse de herşey, biz dünyanın mavi olduğunu biliyorduk..</p>
<p>sert ve durağan yanları vardı geçmişin.. yumuşak ve hareketli günlerden daha çok acıtırdı varlıkları.. herkes cüzdanında taşır böyle günleri.. nufus kağıdının üstüne not alır.. unutmamak için ezberler ve kutlar.. doğduğun gün tanımlanır aslında kimliğin.. kimileri değiştirmek için uğraşır dururlar, kimileri uyabilmek için.. kimileri uygundur, kimileri vurgun. kodlanmaya başlarsın henüz annenin memesini emerken.. bu hayatta mutlaka  bir kod adı vardır herkesin.. elebaşısındır kendi eylem planının.. dünyanın mavi olduğunu bulmaktır amaç.. bir kaç negatife ihtiyaç duyarsın..</p>
<p>bazı renkler değişmez.. gün değişir mesela, ama gece değişmez.. aydınlık değişebilir, ama karanlık her dilde siyaha tercüme edilir. en güzel beyaz nerdedir bilir misin? en ilkel, en saf, en doğal, en katıksız.. kağıtta mı? bulutta mı? kar da mı? beyaz dediğimde ne geldi aklına? ne zaman beyaz desem.. saçlarım geliyor aklıma.. ve saçların tabi ki.. benim ki gibi erken ağırmış olmasa da.. aklına ilk gelen beyaz, en doğru beyazdır.. peki ya siyah? ya gri? sarı? yeşil? iç çamaşırında saklı olabilir mi en canlı kırmızı? renkler, hatıralardan hızlıdır.. o yüzden, daha çabuk yorulur aklım.. hafızam uzun mesafe koşucusudur..</p>
<p>midem deviniyor.. kültür balıkları yedikleri yemlerle beraber midemi oyalıyor.. birazdan tekrar kazanacaklar özgürlüklerini.. lavobadan, borulardan, kanalizasyondan geçip ulaşacaklar geldikleri mavi denizin kirli kırsalına.. geri dönüşüm fabrikası gibi midem.. zanımmca her canlı doğduğu ulusa erişecektir.. kimi denize.. kimi havaya.. kimi toprağa.. Tanrının labirenti, göründüğü kadar da zor değil aslında.. her nefis tadacaktır özünü, eninde sonunda..</p>
<p>iki paralel doğru arasında ayakta duruyormuşum gibi hissediyorum bazen.. bu yüzden kesişmiyor galiba düşüncelerim.. bazen tek nokta üzerinde durup aklımdan geçen binlerce doğruya bakıyorum.. bazen iki noktadan geçen tek doğruyu oynuyorum.. uzay düzleminde üçgen olmak varmış: sivri yüzeylerin küçük açılardan doğduğunu anlamak için.. iki paralel doğrunun asla kesişemeyeceğini anlamak için, seni tanımak lazımmış.. keşke bana dik düşse düzlemin.. sarılıp uyurduk belki.. belki sevişir uyurduk.. belki kavga eder uyurduk.. belki konuşur uyurduk.. belki bakışır uyurduk.. belki savaşır uyurduk.. belki küser uyurduk.. belki uyumadan barışır sonra barışık olarak uyurduk.. ne olursa olsun.. birlikte uyurduk.. keşka bana dik düşseydi düzlemin.. dünya mavi olmasa da biz kahverengi negatiflerden bakardık hayata.. ve seçebilirdik kimlerin gülümsediğini.. özlemek yerine bir birimizi.. beraber olurduk.. içerdesin işte.. ya da dışarda.. bu bir fizik kuralıdır.. iki ayna arasında sonsuz görüntü vardır.. iki paralel doğru arasında, sonsuz insan..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2011/11/iki-ayna/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>..IlınıyoruM..</title>
		<link>http://www.knys.org/2011/11/iliniyorum/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2011/11/iliniyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Nov 2011 22:44:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1979</guid>
		<description><![CDATA[ılınıyorum. sonsuz uykusunda alfabenin, kendime sayısız harf seçiyorum. ayak seslerin geziniyor başımın üzerinde.. -kararsız/ uykusuz/ sinir bozucu- yatağın bozulmamış kenarı ben oluyorum yine bu gece.. -huzursuz/ sinirli/ depresyonist- umursamak istemiyorum artık kendimi.. belki satıp ruhumu şeytana kurtulmak istiyorum bu beş paralık yükten.. yine her zaman ki gibi nefret ediyorum işte kendimden.
aç bırak beynimi.. düşünmeye acıkayım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ılınıyorum. sonsuz uykusunda alfabenin, kendime sayısız harf seçiyorum. ayak seslerin geziniyor başımın üzerinde.. -kararsız/ uykusuz/ sinir bozucu- yatağın bozulmamış kenarı ben oluyorum yine bu gece.. -huzursuz/ sinirli/ depresyonist- umursamak istemiyorum artık kendimi.. belki satıp ruhumu şeytana kurtulmak istiyorum bu beş paralık yükten.. yine her zaman ki gibi nefret ediyorum işte kendimden.</p>
<p>aç bırak beynimi.. düşünmeye acıkayım biraz. öyle yummalıyım ki gözlerimi tüm cihan uğraşsa ayıramamalı kirpiklerimi.. deliksiz bir uyku için şimdi neler vermezdim ki.. huzur dürtüsünü kaldırdılar soframdan.. sürekli didişiyorum etimle.. gelmişine geçmişine yedi ceddine sövüyorum cümle alemin! rahatlatmıyor artık sabahlara kadar dolup boşalmak! içimi tarla faresi gibi kemiriyor o hırs dolu kancık iç sıkıntısı.. şeytana satmıycam bu gidişle, bağışlıycam ruhumu..</p>
<p>sırtımdan aşağı tüm omurlarım boyunca zift döküyorum. benzin kokuyor ense köküm.. yapış yapış olmuş favorilerim. kulaklarımı tutup sökesim geliyor.. kelimelerimin senin gözünde anlamsız ve sapıtımtırak olmaya başladığı yerde asli ve yalın anlamlarını kazanıyor söylemek istediklerim.. yani kısacası: beni anlamıyor varlığın. beni özümsemiyor. beni kapsamıyor. beni tamamlamıyor. yarım kokuyorum.. alıyor musun ruhumdan çıkan kokuyu?</p>
<p>sırtımdan kalçama, bacaklarımdan kapaklarıma, ayaklarımdan topuklarıma kadar kaynar zift içindeyim.. geçtiğim her beyaz sayfa, parmak izi cenneti formatında.. cinayet mahalinde unutulmaması gereken  tek şeydir aslında; makdülün ızdırap içindeki ruhu.. unutursan döner durur peşin sıra.. nacizhane tavsiyem olsun, kulağının istediğin bir deliğinde dursun: ruhunu katledemeyeceğin kurbanın, bedenine bulaşmayacaksın..</p>
<p>neden bu sinir? kime kızdım bu kadar? hangi çarpık ilişkimin kiralık katiliyim bu aralar? uyusam şeytanın kucağında, tanrı gelip örter mi dersin üzerimi? bunu hak edecek kadar özel olduğumu düşündüren ego da neyin nesi? kar kıyısındayım.. soğuk tel tel döküyor aklımdaki saçma sapan düşünceleri.. ağzımdan çıkar çıkmaz donuyor küfürler.. sabah olsun.. güneş doğsun..  eritir belki havada kalmış küflü &amp; küfürlü düşüncelerimi.. donu çözülen küfürler bir bir ekilirler belki toprağa.. ve bahar geldiğinde binlerce kıpkırmızı &#8220;ben demiştim!&#8221; dolu çiçekler açar balkonumda.. olsun.. olsun be psikopat sevgilim! anadan doğma saf bir  sarmısak küfürle beraber gömülsün. kör topal nefretimin sağır dilsiz neferiyim.. bir tek kendime yetiyor gücüm,o yüzden bir tek kendimi acıtıyor söylediklerim..</p>
<p>ılınıyorum.. ne ısınmak istiyorum ne soğumak.. öylece kalakalmak istiyorum.. öylece uyumak.. ne sarhoş olmak derdindeyim ne de ayılmak.. otuz yıldır besliyorum bu ikilemleri ben.. biliyorum, sen benden bıktın- ben de kendimden.. ılınıyorum.. vaz geç artık beni sevmekten..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2011/11/iliniyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>.. Benim Adım VaN..</title>
		<link>http://www.knys.org/2011/11/benim-adim-van/</link>
		<comments>http://www.knys.org/2011/11/benim-adim-van/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2011 11:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>KinyaS</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorizesiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.knys.org/?p=1966</guid>
		<description><![CDATA[benim adım Van.. ter, toz, yaş içindeyim.. tir tir titriyorum korkudan.. içim içim dökülüyorum ekranlara, önünüzdeki gazete sayfalarına.. canlarım dökülüyor moloz yığınları arasına.. bin parçayım.. çadırlara paylaştırdım içimi.. sıcak ekmeğe, dört duvara, güler yüze hasret kaldım.. benim adım van:  boynu bükük kaldı gölümün, gün batımının, yeşilimin, kahvaltı salonlarımın, gülen çocuklarımın..  
ekimin yirmi üçüyüm.. bir pazar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>benim adım Van.. ter, toz, yaş içindeyim.. tir tir titriyorum korkudan.. içim içim dökülüyorum ekranlara, önünüzdeki gazete sayfalarına.. canlarım dökülüyor moloz yığınları arasına.. bin parçayım.. çadırlara paylaştırdım içimi.. sıcak ekmeğe, dört duvara, güler yüze hasret kaldım.. benim adım van:  boynu bükük kaldı gölümün, gün batımının, yeşilimin, kahvaltı salonlarımın, gülen çocuklarımın..  </p>
<p>ekimin yirmi üçüyüm.. bir pazar günüyüm.. günlüğüm, güneşliğim.. dost sohbetleri arasındayım.. ercişte öğretmenlerimin oturduğu bir kafeyim.. maraş caddesinde çocukların uyuduğu yedi katlı bir apartman katıyım&#8230;&#8230;. önce bir sessizlik sarıyor gündeliğimi&#8230;&#8230;. sonra tir tir titremeye başlıyor uzuvlarım.. öğlen vakti bir çığlığım.. dökülüyorum canlarımın üzerine.. toprağım kaynıyor.. fay fay kırılıyorum geçtiğim yollarda.. 1976&#8242;dan beri uğramıyordu tanrım buraya.. gürlüyor iliklerim.. tel tel yıkılıyorum insanlarımın kucağına.. doğal afet diyorlar adıma..</p>
<p>saniyeler geçiyor hattımdan.. yüzler can veriyor koynumda.. nice kerpiç evim, nice yaşı dolmamış çocuğum, nice kadınım, nice can yoldaşım, nice öğretmenim.. sahipsiz mezarların kokusuyum.. ölü sesleri taşıyan bir toz bulutuyum.. yara bere içinde kıvranıyorum..</p>
<p>                                                                   X.X.X</p>
<p>yaramı sarmaya geldiler.. dediler ki: devletin yapamadığını yaptı Tanrı.. televizyonlarda konuştular, dediler ki: polise taş atanlar, göçük altından işte böyle polise el uzattı.. koli koli yardım gönderdiler, taş- sopa- bayrak çıktı yaramın sızısı için.. mayolar, bikiniler, parmak arası terlikler verdiler yıkıntılarımın sağaltılmasına.. çadır istedim, kızıl bir ay serdiler önüme.. hasarın kadar çadırlısın dediler.. kerpiç evimi özledim..</p>
<p>tek tek geldi bakanlar.. o zaman anladım neden adlarına &#8220;bakan&#8221; dediklerini.. çünkü sadece baktılar.. bir daha deprem olmaz  dedi biri: bayraktar&#8217;mış adı.. 150 km&#8217;lik alanım sağlammış, ölçüp tartmışlar faylarımı.. evinize girin diye günde beş vakit anons yaptırdı biri: valiymiş adı.. hasarım tespitliymiş.. çalışabilirmiş otellerim.. hasta bakabilirmiş hastanelerim.. doğal bir afetmiş başıma gelen, ama afet bölgesi değilmişim ben.. üstelik deprem vergilerim yol olmuş.. duble duble akmış kimliği belirsiz isimlerin boğazlarından.. benim adım Van.. tüyü koparılmış yetimin hakkıyım ben..</p>
<p>                                                                      X.X.X</p>
<p>9 Kasım, 21: 23..  meğer bitmemiş çilem.. 5.6yla sallamışlar beşiğimi.. un eler gibi elemişler eleğimi.. hasarlı binalarıma oturulabilir demişler.. yaramı sarmaya gelenleri, bayramın son günü bayram otelinin enkazına sarmışlar.. sevgili Miyazaki, sen affetsen de şehrim affetmiyor seni ülkene tabutunda gönderenleri.. içine girilebilir denen evler, mezar şimdi.. turizm belgesi olmayan oteller cinayet şebekesi.. yine uçaklar iniyor şehrime.. bakan&#8217;lar, başbakan&#8217;lar gelip seçim konuşması yapar gibi anlatıyorlar icraatlarını.. hasar tespit çalışmasını bayram sonrasına bırakmışlar: deprem beklenmiyormuş çünkü.. ölenlere rahmet, ailelerine sabır diliyorlarmış- yapılabilecek başka bir şey kalmamış çünkü.. sayın Vali katlanamıyormuş eleştiriye; joplayıp göz yaşartıcı bomba sıkmışlar depremzedelerin üzerine..  çadırlar yolda, konteynırlar hazırda, kış kapıdaymış.. </p>
<p>Ne yüzle çıkacaksın sokaklarıma sayın Vali?  joplarla kovaladığın bu halk unutacak mı sanıyorsun seni? Havaalanında protokol karşılamaktan başka bir işe yaradın mı ki? &#8221;Ben o manada konuşmadım&#8221; diyen Bayraktar, elin vicdanının yolunu biliyor mu ki? Şimdi sizden tek isteğim, elinizi eteğinizi çekin üzerimden. Gidin başka yerde yapın siyasetinizi. Cenazelerimin üzerinden oy toplamayın. Çıkıp televizyonlarda adımı anmayın. Ben siz evlerinizde huzurla oturun diye varım. Yara böyle sağalmaz! Gerekirse kendi yaramı ben kendim sararım!</p>
<p>                                                                       X.X.X.</p>
<p>Şu an ekmek yok Van&#8217;da.. Doğal gaz yok.. İçine girilebilecek ev yok.. Çadır yok.. Hasar tespiti yok.. Ameliyathanesi çalışan tek bir hastahane yok.. üç ay önce açılan bölge hastahanesinde hasar görmeyen kolon yok.. ve bunlardan van dışındaki kimsenin haberi yok..  duble yol var.. vali var.. afetten sorumlu, sorumsuz bir başbakan yardımcısı var.. depremi önceden bilebilecek kadar yüksek donanımlı olan bir şehircilik bakancığı var.. Ülkesinde yüzlerce deprem geçirip, şehrimdeki acıyı sarmak için japonyadan kalkıp gelen, kurban bayramında kurban kesip depremzedelere kurban dağıtan, bayram otelinde öldürülen Dr. Miyazaki&#8217;nin cesedi var.. yıkıldık ey Halkım, unutma bizi..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.knys.org/2011/11/benim-adim-van/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

